Marmara Üniversitesi ve Yemekhane Rezilliği
->
İstanbul Üniversitesi’nde canım yemeklerin 75 kuruştan 1 TL’ye çıkarıldığı zaman eylem yapıldığı bir dünyada biz Marmara Üniversitesi‘nde 1,5 liraya yediğimiz yemeklerin güzel olduğu tarihleri düşünmek zorunda kalıyoruz.
Haftanın sadece iki günü güzel yemek çıkarmayı başarabilen Marmara Üniversitesi’nin yemek ihalesi sahibi Taş Kardeşler isimli firma yemeklerdeki rezaleti (zam yapamadığından olsa gerek) günden güne arttırmaya devam ediyor.
En son 17 Ocak 2012 tarihinde yediğimiz et yemeği ile birlikte tahammül noktamız sıfıra ulaştı ve birkaç arkadaşımla beraber yemek rezaletini neşretme kararı aldık.
İşte 17.01.2012 tarihli M.Ü yemeğinin fotoğrafı:
Etten fazla yağ olan yemeğin bir insana layık görülmesi bile insanı çileden çıkartmaya yetiyor:
Yemeğin rezaletliğini Taş Kardeşler isimli firmaya henüz bildiremedik çünkü bir internet siteleri bile yok. Marmara Üniversitesi bir internet sitesi bile olmayan bir catering firmasına neden ihale verir onu anlamak için düşünüyorum.
Not: Fotoğrafta yemeği çatal ve kaşıkla tutuyor olmamız garipsenmesin; Marmara Üniversitesi yemekhanesinde bıçak verilmiyor… Çatalın yan kısmıyla yemek parçalama konusunda yetenekleri olan bireyler olarak mezun oluyoruz.
Anadolu Hisarı Spor Kulübü’ne Yıkım
Bendeniz malum üzere Marmara Üniversitesi Anadolu Hisarı (daha ilk cümleden ikametgahı verdik hadi bakalım) kampüsünde öğrenciliğimi sürdürüyorum. İstanbul’un en güzel semtlerinden birinde olan bu kampüsün karşısında Anadolu Hisarı Spor Kulübü’nün binası, kahvehanesi, ve onlara komşu bir dürümcü var(dı). Geçmiş zaman ekini hala yakıştıramıyorum ama artık malasef geçmiş zaman.
Marmara Üniversitesi ile yaşadığı arazi problemi üzerine olaylı bir şekilde yıkılan Anadolu Hisarı Spor Kulübü sporcuları ve taraftarları gerçekten üzgün ve kızgın durumdalar. Boğaziçi İmar Müdürlüğü de bu kızgınlıktan çekinmiş olacak ki sabaha karşı Çevik Kuvvet eşliğinde yıkımı gerçekleştirmiş ve Kulüp eşyalarının içeriden alınmasına bile (belgeler vs. gibi şeyler de dahil) izin vermemiş. Haberin kaynağındaki fotoğraflarda da görüleceği üzerine bir de Atatürk büstünün yıkılıp yerde bırakılması gibi bir durum da var.
İBB’nin, Atatürk büstü söylentilerinden sonra yaptığı basın açıklaması ile (belki bu vahim olay Atatürk büstü yıkılmasa bu kadar duyulamayacaktı, bu da ayrı bir duyarlılık çelişkisi) arazi meselesinde topu Marmara Üniversitesi’ne atmış ve kulübün yıkılmasıyla ilgili sosyal bir tek cümle dahi etmeyip, kalan kocaman paragrafları “büstü biz yıkmadık ” demek için kullanmış. Marmara Üniversitesi de durumun böyle olduğunu iddia eden bir tutanak hazırlamış. Bu tutanak hayatımda gördüğüm en aptalca tutanaklardan biri:
“Yıkım sırasında görevlilerin binalarda bulunan malzemeleri tahliye ederek kamyonlara yükledikleri ve yed-i emin deposuna teslim edilmek üzere gönderildiği gözlenmiştir. Ayrıca tahliye ve yıkımın görevliler tarafından kameraya alındığı, yıkım sırasında binaların boş olduğu, dolayısıyla enkaz altında malzemelerin kalmasının söz konusu olmadığı görülmüştür.”
Şu haberdeki fotoğraflar, yukarıdaki bir ton kelimeyi o enkaza gömüyordur herhalde… Devamını Oku »
Kullandığım Android Uygulamaları

Herkesi Android kullanmaya teşvik ettiğim şu dönemlerde, Android’e yeni başlayan arkadaşlarım için faydalı olacağını düşündüğüm kendi uygulama listemi hazırladım. Arada bir dönüp güncelleyeceğim. Link vermedim, çünkü hepsi Market’te olan uygulamalar ve bazı oyunlar dışındakilerin hepsi ücretsiz.
Android ile ilgili keşfettiğim güzel ipuçları oldukça, yazacağım.
3D Bowling: Stres atmak için bir bowling oyunu.
ABBYY Business Card Reader: Kartvizit işleme programı. Bir kartvizitin fotoğrafını çekiyorsunuz, üzerindeki isim, firma, ünvan, telefon, e-posta gibi bilgileri tanıyıp tarayarak direkt rehberinize ekliyor. Lite sürümünde sadece isim ve telefon taraması yapıyor. Tam kapasite çalışması için Pro almak gerekiyor.
Adobe Reader: PDF okumak için.
AirAttack HD: Henüz açıp oynamadığım bir oyun. Bir ara bakacağım.
Airdroid: Telefonunuzun tüm özelliklerini bilgisayarınızdan kontrol edebilmeye yarıyor.
Androzip: Zip ve Winrar dosyalarını açmak veya oluşturmak için. Winrar’ın yapabildiği hemen hemen her şeyi yapabiliyor.
Angry Birds:
Asphalt 6: Favori oyunum. Bitirdim.
Assasin’s Creed: İkinci favorim. Çok başarılı.
Backgammon Free: Tavla
Basketball Shot: Potaya top atıyorsunuz. Streslik.
Blip.me: Telsiz uygulaması. Kullanan çok fazla arkadaşım olmadığı için henüz test edemedim.
Bonsai Blast: Eğlenceli bir oyun.
Ches Free: Satranç
Chrome to Phone: Bilgisayarınızda Chrome tarayıcınıza yerleşen bir buton sayesinde, butona basar basmaz o an açık olan sitedeki işe yarar bilgiler telefonunuza düşüyor. Örneğin o sayfada bir telefon numarası varsa, telefon size arayayım mı diye soruyor. Çok kullanışlı bir uygulama.
Cloudy: Zevkli bir oyun.
CNN Turk:
ColorNote: Güzel bir not defteri uygulaması. Widget desteği de var.
Dipnot: Dipnot.tv haber sitesinin uygulaması, çok başarılı değil ama idare eder.
Dizitv: Dizi ve film izlemek için oldukça başarılı ama tabi ki şarj düşmanı.
Docs: Google Dokümanlar uygulaması. Hayat kurtarır.
Dolphin Browser: Çok gelişmiş bir internet tarayıcısı. Varsayılan olarak kullanıyorum.
Dropbox: Yine hayat kurtaran bir uygulama. Bilgisayarınız ve telefonunuz arasında dosyaları senkronize ediyor. Dropbox candır.
Easy Battery Saver: Bataryayı verimli kullanmak için çeşitli profiller yaratıp o profiller arası geçiş sağlıyorsunuz. Başarılı
Easy Task Killer: Arka planda çalışan uygulamaları belli aralıklarla kontrol edip kapatıyor, bataryayı koruyor.
ES File Exploler: Dosya yöneticisi. İyidir.
Evernote: Evernote’un mobil uygulaması ile notlarınızı senkronize edebiliyorsunuz. Mobil olayını çok başarılı çözmüşler. Seviyoruz.
Facebook:
Flickr:
Foursquare: Önceden karşı olduğum bir şeydi fakat ilk kez gittiğiniz bir yerle ilgili yorumları ve ipuçlarını okumak (örneğin oranın meşhur yemeğini, bulunduğunuz kafenin wireless şifresini vs.), orada olduğundan haberinizin olmadığı arkadaşlarınızı keşfetmek vb. gibi artılar sağlıyor.
Fruit Slice: Çok zevkli bir oyun.
Gmail: Vazgeçilmezim.
Goggles: Teknolojinin über boyutu. Google harikası. Açıklama yapamam, indirin keşfedin.
Goodreads: Kitap sosyal ağı, başarılı bir uygulaması var. Goodreads belki de en iyi Android uygulamalarının içinde yer alabilir. Barkod tarama ile kitap taratabiliyorsunuz.
Google Sky Map: Yıldızlara bakın.
Google+: Çok başarılı.
IBBTrafik:
IMDB: Film veri bankası.
İşcep:
Jewels: Güzel bir oyun.
Kanald:
Kitaplık: Idefix’in e-kitap uygulaması.
Maps: Google Maps hayat kurtarır.
Messenger: Facebook mesajlarınızı push olarak anında alabiliyorsunuz.
Minus: Sadeliğine kurban olduğum bir dosya up/download servisi.
MSN Mercury:
NASA:
Nerde Bu Otobüs: İstanbulluların işine yarar.
Okeymini: Başarılı bir okey oyunu.
Photoshop Express: Fotoğraflarınızı düzenleyebileceğiniz iyi bir Adobe ürünü.
Pinball:
Reader: Google Reader. Vazgeçilmez.
Real Blackjack:
Sahibinden:
Sikeyatvar: Sikayetvar.com ‘un uygulaması. İyi düşünülmüş.
Skype:
Slice It: Eğlenceli bir oyun.
SMS Key: Bir zeka ürünü uygulama. Bankaların internet şubesine girerken telefonunuza gönderdiği o abuk sabuk kodu mesajın içinden çekip ekrana kocaman bir puntoyla yazıyor. Çok kullanışlı, ihtiyaca yönelik. Tüm Türk bankaları var.
SPB TV: Televizyon izleyebiliyorsunuz. Türk kanalları da var.
Star: Star TV’nin uygulaması, güzel.
Talk: Google Talk. İyidir.
Taskos: Widget desteği olan, ücretsiz, müthiş bir uygulama. Gmail’deki “görevler” ile entegre çalışan bir yapılacaklar listesi uygulaması.
Teamviewer: Telefonunuzdan başka bir bilgisayar ya da telefonu kontrol edebildiğiniz bir istemci. Harika. Hayat kurtardığı anlar olur.
Translate:
Tumblr:
Twitter:
UNO: Bildiğimiz UNO. Çok başarılı bir uygulaması var. Gameloft imzalı.
Whatsapp:
WordPress:
Wuala: Dropbox benzeri.
Yemeksepeti: Oldukça kaliteli bir uygulama olmuş, Yemeksepeti’ni tebrik etmek gerek. Herhangi bir kısıtlama olmadan, canlı müşteri temsilcisi yardımı da dahil tüm özellikleri uydurmuşlar.
Zaman: Gazete.
Bir Çay Daha Lütfen

Bir yabancının gözünden Türkiye olarak, en önemlisi bir Amerikalı kadının gözünden Türkiye olarak oldukça başarılı bir eser olan “Evet, Bir Çay Daha Lütfen” (Yes, I Love Another Glass of Tea) kitabını tanıtmak istiyorum. Kadriye Branning‘in (bu ismi kullanmayı seviyor) 87′de başlayan Türkiye sevgisi ve 30 yıldır her yıl Türkiye’ye geliyor oluşu, Türkiye’nin son 80lerden bu yana olan değişiminin ve kalkınışının izlerini iyi yansıtıyor. Batının ortabatıcı ve oryantalist gözlüklerini bir kenara fırlattığını iddia eden Branning, bu fırlatma eyleminde gerçekten oldukça başarılı olmuş. Türk kültürüne yönelik çok güzel tespitleri var ve Türkleri algılayışı gerçekten çok sevecen.
Kadının Türkiye sevgisi ve Türkler hakkındaki düşünceleri karşısında zaman zaman mahçup olup ezildiğimi söyleyebilirim.
Buarada kendisinin Türkiye’deki hanları listelediği turkishhan.org adresini ziyaret etmenizde fayda var.
Kitaptan güzel bir kaç alıntı:
Benim Türkiyem’de beni bekleyen, ne deniz, eğlence, moda kulüpleri, güzel bikinili insanlar, diskotekler ne de kayak merkezleridir. Beni oraya çeken başka bir şeydir: Ağaçtan yapılmış bir ev, dağlardaki yeşillikler, ağaçlardaki adaklar, yol kenarlarında şırıl şırıl akan pınarlar, halk ozanları, dervişler, kambur köprüler, sarnıçlar, ormanlar, ırmaklar, saz çalanlar, ötücü kuşlar, pilav günleri, sünnet düğünleri, yağ tenekelerine dikilmiş çiçeklerin süslediği kamelyalar, saat kuleleri, kadın müşteriler için özel yerleri olan lokantalar, üzüm asmalarının gölgelediği çay bahçeleri, tarlalarda sarımsak soğan toplayan kadınlar…
Fakat bütün jestler içinde en tatlı olanı Sivas’ta bir grup genç kızdan gelmişti. Bir öğleden sonra şehrin merkezindeki Konak Meydanı’nda buluna güzel çay bahçesinde bir süre dinlenmek istedim. Çayımı yudumlarken yan taraftaki masada bir yandan çay içip konuşup gülerken bir yandan da ev yapımı bir keki açmaya çalışan altı genç kız dikkatimi çekti. Ya birinin doğum günüydü ya okul sonunu kutluyorlardı ya da öylesine kendi aralarında eğleniyorlardı. O kadar düşüncelere ve okumaya dalmıştım ki, kızlardan birinin masama gelmiş olduğunu farkedemedim. Elinde az önce masalarında gördüğüm, şimdi dilimlenmiş kek vardı. Tabağı bana uzatarak “Buyurun, kekimizden tatmak istemez misiniz? Kendim yaptım, afiyet olsun.” dedi. İlk dilimi almakla onurlandırılmam beni etkilemişti; çok daha fazla duygusallaşmama neden olan şey ise o günün benim doğum günüm olmasıydı. Sanki onlar bunu biliyorlardı! Zevkle kutladığım doğum günlerinde tattığım kabartmalı, kremalı kekler ve pastalardan hiçbiri bir yabancının, güler bir yüzle bana uzattığı bu sade kek kadar lezzetli değildi.
Türk Dil Kurumu’nun Web Sayfası Yenilendi
Dilin kullanımına duyarlı her vatandaş gibi ilk başvuru kaynağım genellikle Türk Dil Kurumu’nun internet sayfası oluyor. Bu sayfa yenilenmeden önce (önceki halinin ekran görüntüsü archive.org’da ne yazık ki yok. Keşke olsaydı.) inanılmaz derecede kötüydü. En çok kullanılan Büyük Türkçe Sözlük, sayfanın diplerindeydi. Sayfa sanki sağa sola fırlatılmış kitaplar gibi dağınık, düzensiz, Web 2.0 standartlarının alayından yoksun bir halde, bazı ölü linkler barındıran berbat bir yapıdaydı. Kalıcı bağlantılar bile sunamayan (örnek bir URL şu şekildeydi atıyorum: tdk.gov.tr/BADGAS514661DAFAFMWMPBZZVCW3 ) bir yapısı vardı.
Yenilenen sayfa ile birlikte çok şükür birçok hata giderilmiş. Sayfa daha estetik ve kullanışlı bir hale getirilmiş. En çok kullanılan beş adet sözlük, güzel bir menü geçişi ile anasayfaya yerleştirilmiş. Bunlar: Güncel Türkçe Sözlük, Kişi Adları Sözlüğü, Bilim ve Sanat Terimleri Sözlüğü, Atasözleri ve Deyimler, Yazım Kılavuzu.
Güncel Türkçe Sözlükte bir kelime aradığınızda, bunun işaret dilinde parmakla gösterilişi de animasyon olarak karşımıza çıkıyor ki, alkışlanacak bir durum.
Bir diğer sevindirici gelişme ise TDK’nın E-Ticarete atılması oldu. Artık TDK yayınlarını, http://alisveris.tdk.org.tr/ internet üzerinden satın alabiliyoruz. Yine takdir etmek istediğim detay ise bu projeyi kendi başlarına yapıp ellerine yüzlerine bulaştırmamış olmaları. Outsourcing yöntemiyle, Idefix firması ile işbirliği gerçekleştirilmiş. Güzel hareket.
Sosyal medya kullanımına TDK, hala önem vermiyor. Twitter hesabında üç beş adet tweet var. Site anasayfasında sosyal ağ butonları yok. Oysa ki bizi sosyal ağlarda takip edin mesajıyla bir iki buton koyulabilirdi. Umarım bunu da yakında dikkate alırlar.
Türkiye henüz e-devlet teriminin çok gerisinde olmasına rağmen atılan adımları güzel buluyorum. TDK’nın attığı bu adımı başarılı buluyorum. En son İgdaş’la yaşadığım tecrübeyi dile getirmiştim. SGK’nın web sayfası da yine oldukça işlevsel. E-Okul vb projeleri de beğeniyorum. Tek problem şu anda entegrasyon (tümleşme). Örneğin benim bir devlet kurumuna işim düştüğünde, bana “git adliyeye sabıka kaydı al” demek yerine ortak sistemden benim sabıkalı olup olmadığımı sorgulayabilecekleri tam tümleşik (entegre) bir e-devlet projesi hayal ediyorum. Umarım o günleri de görürüz.








