Doğancan Ülker

Informatiker

Archive for Şubat, 2007

A Nice Journey

without comments

Bundan yaklaşık bir ay önce tek başıma Bursa ‘ya gidiyordum. Otobüste cam kenarına oturmuş, patlaya patlaya geçecek olan iki saatin ızdırabını hafifletmenin yollarını düşünürken yanıma bir adam oturdu. Ben beş on dakika camdan baktım. O da dışarı bakıyordu. Otobüs yeni kalkmışken bana aniden “Konuşmayı sever misiniz?” dedi. Bana mı dedi diye düşündüm. Evet bana demişti. “Biraz” diye karşılık verdim. O da ben konuşmayı severim isterseniz yol boyunca birlikte konuşabiliriz dedi. Şaşırdım. Genellikle bu tip konuşmalar “yolculuk nereye?” diye sorularak başlar diye düşünürken ” ‘Yolculuk nereye’ gibi klişe bir soru sormak istemedim kapıda Bursa yazıyor zaten” dedi. Bu cevap hoşuma gitmişti.

Yol boyunca konuştuk. Öyle ki iki saatin nasıl geçtiğini anlamadım. Kendisi Balıkesir Fen Lisesi ‘nde İngilizce öğretmeniymiş. Ben de (maalesef) bir öğrenci olduğum için konuşacak çok ortak yönümüz vardı. ÖSS üzerine uzun sohbetler yaptık. Daha sonra inmeden önce kendisinden e-posta adresini aldım. O günden sonra bir iki kez postalaştık. O konuşmamızı bir yazı haline getirmiş. Onu burada yayınlamak istedim :

A NİCE JOURNEY

I had two alternatives when I sat together with a
young man who was continuously looking out of the bus
window. Either I would be silent through the journey
from Izmit to Bursa or I would make an attempt to
start a conversation.
I preferred to ask a question to start a
conversation. “Would you like to talk?” I said. “With
pleasure” he replied. After asking some personal
questions for an introduction we talked about several
useful topics which I enjoyed a lot.
Education, friendship, generation gap, freedom of
speech, are the ones that I clearly remember now. Oh
my God! I enjoyed the talk a lot. An Anatolian High
School Student at 10th grade with so humanitarian, so
satisfying, so open-minded ideas.
He reinforced my positive expectations from the
future of my country and the world. I gave him my
e-mail address so he would send me his web site link
and his writings. I’m planning to contact him through
his web site. I’d like my students to contact him as
well. I’m sure they have got a lot of things to share.
They must come together to unite their mind power and
do something for themselves, for their country and all
the people in the world.

I’m hopeful, so hopeful. I believe, I believe…

3rd February 2007
Fahri Sahin
English Teacher

Written by Doğancan Ülker

Şubat 26th, 2007 at 8:57 am

Posted in Genel

Tagged with ,

Forrest Gump

without comments

 

IQ ‘su 75 olan bir adamın hayatını anlatan bir filmdir. Daha doğrusu Forrest kendi anlatır hikayesini. Zaten filmin bu kadar sıcak gelmesi bundandır.

 

Takıldığım bir sahne var yalnız. Forrest ‘ın bindiği okul sahnesinde, daha minibüse biner binmez tüm çocukların onun yanına oturmasına izin vermemesi. Dışlanmak.Daha önce bu konuda berbat bir yazı yazmıştım yanılmıyorsam, Gruplaşma idi adı. Neyse. Neden ? Bu sorunun cevabını normal insanlardan çok fazla düşünmüşümdür… Günlerce. Aylarca belki de. İzmit ‘e ilk taşındığımda yaşadığım şeyleri hatırlatmıştı bana o okul servisi sahnesi.

 

İnsanoğlunun bu durumuna hiç anlam verememişimdir. Bir ara verir gibi olmuştum aslında; o Sınav Dergisi ‘nin abuk sabuk ÖSS dergisinin Lise 2 sayısının psikoloji bölümünde “Maslow ‘un ihtiyaçlar piramiti” (adı bu olmayabilir de) midir nedir orada görmüştüm. Adam öncelik sırasında üçüncü olarak “bir gruba ait olma” maddesine yer vermiş. Dedim ki o zaman ben de bir anormallik yok demek ki gerçekten önemli bir konu. Araştırmaya başladım. Daha doğrusu gözlemlemeye. Çünkü araştıracak bir kaynak vs bulamadım… Ve fark ettim ki gerçekten öyle. Okul ortamlarında, dershane ortamlarında insanlar sürekli birilerinin yanında olma ihtiyacı hissediyorlar. Adam kantine giderken bile birini bulup “gel kantine gidelim” diyor. Yalnız başına kantine gitmek istemiyor. Yani gruplaşma denilen şey aslında o kadar kasıtlı değil. Kendiliğinden oluyor. Neyse. Saçmaladım. Bir şey anlamadınız.

 

Filmin o sahnesi daha iyi anlatıyor aslında demek istediklerimi. Benim koca bir paragrafta anlatamadıklarımı adam bir iki dakikada anlatmış.

 

Bu arada Tom Hanks mükemmel bir oyuncu. Hayran kaldım. Da Vinci Şifresi, Philedelphia gibi filmlerde de bunu ispatlıyor.

 

Neyse.

 

Bu arada rap müzık dinleyenler için söyleyeyim. Sagopa Kajmer ‘in “Bir Pesimistin Gözyaşları” adlı şarkısında geçen “Neden ölüyorsun anne” repliği bu filmde geçmektedir. (Bunu filmden önce bana söyleyip filmi izlememe vesile olan Bilal Abi ‘ye teşekkürler, saygılar, sevgiler)

Written by Doğancan Ülker

Şubat 21st, 2007 at 8:57 am

Posted in Genel

Tagged with , ,

Ekol Hoca

with 22 comments


Sistemin içinde yükselip ondan sonra sistemi değiştirme felsefesiyle size gene bir site daha tavsiye ediyorum. Bir matematik – geometri öğretmeninin kendi hazırlamış olduğu bu site konuları video olarak anlatıyor ve yine video formatında soru çözüyor. Gerçekten emek verilmiş, harika bir site. Matematikte pratik problemi olanlar için ideal, çünkü bir videoda yaklaşık 35 – 40 soru çözülüyor.
Bu saçma sapan şeyleri öğrenmek zorundayız ne yazık ki. Kökleri x1 ve x2 olan bir denklemi çözebilen insanlar olarak yetişiyoruz ! Gerçekten ülke için çok faydalı !Neyse uzatmayayım Linki vereyim
www.ekolhoca.com

Written by Doğancan Ülker

Şubat 8th, 2007 at 5:53 pm

Posted in Genel

Tagged with , , ,