Archive for Mayıs, 2007
The Sheltering Sky – Çölde Çay
->

Birbirini tüketmiş evli çiftin son çare olarak başvurdukları Afrika gezisini anlatan bir film. Çölde Çay. Aslında hepimiz biliyoruz bu filmi. Teoman’ ın İki Yabancı adlı şarkısında geçen Çölde Çay bu Çölde Çay işte. Read the rest of this entry »
Ve Perde
Dün akşam saat 20:00’ da başladık provaya Sabancı Kültür Merkezi’ nde. Birkaç veli geldi izlemeye. Oyunu oynadık. Bizim açımızdan güzeldi. Hata yapmadık. Ama yönetmen yine her zamanki gibi memnun olmadı. Tüm velilere (on tane kadar) tek tek fikirlerini sordu. Hepsi de çok beğenmiş. Bir tanesi olumsuz eleştiri de bulundu o kadar. Eve vardığımda saat 01:00 idi. Hemen uyudum.
Ben dün gece gelir gelmez yattığım için alarmı kurmayı unutmuşum. Saat 08:00’ de Sabancı’ da olmam gerekirken ben saat 08:40’ ta uyandım. Yüzümü bile yıkamadan koşa koşa durağa gittim. Saat 09:25’ de vardım. Vardığımda son hazırlıklar yapılıyordu. Tabi dolmuştayken on defa aradılar. Az daha yakıyordum oyunu…
Neyse efendim. Saat 10:00’ da açtık perdeyi. Perde açıldı. Salon tıklım tıklım dolu. Hepsi de okul arkadaşlarımız. En önde de hocalarımız. Diğer okullardan hocalar… Veliler… Ve en önemlisi de en ön sırada ortada jüri. Perde açılır açılmaz kıyamet gibi alkışlar… Tüm tüylerim diken diken oldu. Yönetmen işareti verdi ve girdim sahneye. Sahneye ilk girmek kadar heyecanlı bir şey yok… Tarif edemediğim bir duygu. Bir an rol gereği elimde duran tespihi bile çekemediğimi fark ettim.
Oyunu hatasız oynadık. Oyun bitti. Yine kıyamet gibi alkışlar… Ve selam verirken o alkışların yanındaki ıslıklar. Yüzümüzdeki işi başarmanın verdiği hava, kendimizle ve arkadaşlarımızla duyduğumuz gurur ve karşımızda alkışlar ıslıklar… Selamımızı da verdik. Daha sonra sahnede başımız boş bir şekilde okulumuzun özel tezahüratı olan “İzmit Lise oleeeeeeeey ! İzmit Lise oleeeeeeeeey” tezahüratını yaptık. Seyirciler de bunun üzerine “İzmit Lise sizinle gurur duyuyor !” diye karşılık verdi. Yaklaşık bir iki dakika boyunca kadar hem de. Daha sonra okul müdürümüz Akif Hoca sahneye çıktı, hocalarımıza, öğretmenlerimize, yönetmenimize ve bize teşekkür etti, hepimizi tek tek öptü.
Daha sonra tam karşıdaki ışık odasında (seyirci koltuğunun en arka sırasının arkasındaki oda) duran yönetmenimize tezahüratlar yaptık. “El salla el salla Sedat Hoca el salla” “Buraya buraya Sedat Hoca buraya”
Olağanüstü bir atmosferdi.
Hiç unutamayacağım bir gün oldu…
Emeklerimize değdi…
Reported Speech Türkçe Tercümeli Dönem Ödevi
Tamamen el emeği göz nuru bir ödevdir. Her satırın Türkçe tercümesi vardır. Tam hocaların istediği gibi. Birçok ödev sitesinde yok, paylaşayım dedim. Ödevi yapmamda çok büyük yardım eden (daha doğrusu yapan) alternativenick ‘e teşekkürler. Word formatında indirebilirsiniz.
Ödevden alıntı :
Exercises in translating passages of direct speech into reported speech should not be treated as mere practise practice in mental gymnastics. Exercises of this type are really essays in comprehension and flexibility of expression. The following observations are offered as having particular relevance to the exercises that follow
direct konuşmadan dolaylı anlatıma pasaj çevirme çalışmaları hafif zihin jimnastiği gibi algılanmamalıdır. Bu tip çalışmalar gerçekten vurgulama esnekliği ve kavraması içerir. Aşağıdaki gözlemlere ilerdeki alıştırmalara özel ilgi içerdiği için bakılmalıdır;
Requiem For A Dream

Requiem For A Dream. Aslında tam olarak bir karşılığı yokmuş Türkçe ‘de ( Bu İngilizler sevmemem için bir sebep daha işte). Ama Bir Rüya İçin Ağıt şeklinde Türkçeleştirilmiş. 2000 yapımı bu film, madde bağımlısı dört arkadaşın hayatını anlatıyor. Hubert Selby adlı bir yazarın (daha önce ben de duymamıştım evet) bir romanından uyarlanmış. Çok etkileyici bir senaryo. Mükemmel bir film gerçekten. Bu arada filmi aslında bir yönüyle herkes biliyor. Filmin soundtrackları. Evet. Filmin soundtrackları Atv Haber ‘in jeneriği ile aynı. Bu da bizim atv ‘nin ne kadar orijinal (!) olduğunu gösteriyor bize. Neyse. Ayrıca filmin sonunda tüm karakterler cenin pozisyonunda uzanmış oluyorlar. Burada bir ima var galiba ama ben tam olarak açıklayamadım kafamda. Ama bir gönderme olduğu kesin. Anlayan varsa el sallasın bana.
Ayrıca web sitesi de çok etkileyici.
Kader

Bu aralar Zeki Demirkubuz filmlerine takmış vaziyetteyim. İzlemediğim tek bir filmi kaldı. Onu da yakında izleyeceğim inşallah. Neyse. Bu da en son filmi Kader.Bu film Masumiyet filmindeki karakterlerin, filmi izleyenlerin son derece merak ettiği, gençlik yıllarını anlatıyor. Aslında filmin tüm konusunu, “Masumiyet” isimli yazımda bahsettiğim Haluk Bilginer ‘in yedi dakikalık muhteşem monologunda anlayabilirsiniz. İzlemek için tıklayın.
Tutku kavramı ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.
Bu filmden son derece etkilenmek, deyim yerindeyse yüzde yüz verim almak istiyorsanız önce Masumiyet ‘i izlemenizi öneririm.
Ayrıca filmin dvd menüsü son derece başarılı olmuş.






