Archive for Ekim, 2007
Uludağ Sözlük Hacklendi
->
Bugün itibariyle Uludağ Sözlük hacklendi. Gün içi olduğundan ötürü yedek alınmadığından bugün girilen tüm entryler de kaybedildi. 20 aylık sözlük tarihinde ilk defa böyle bir şey oluyor. Günde binlerce entrynin girildiğini göz önünde bulundurursak bu bile çok büyük bir kayıp.
Hacklenebilecek bir sürü site varken, bu gibi platformlarla neden uğraşılır, hangi amaçla uğraşılır anlayamıyorum. Bir zamanlar bizim de başını çektiğimiz bir oluşumun başından böyle bir olay geçmişti.
Hangi aklı evvel, ne için bunu yapmıtır bilemiyoruz. Bundan sonra, umuyorum ki, Uludağ Sözlük tüm hızıyla devam edecektir. Zall akıllı olsun akıllı diyor ve sözü burada nokatalıyorum
Peyk 'in Yeni Klibi: İstanbul
Burada daha önce de tanıttığım Peyk yeni klibini, benim en çok sevdiğim şarkısı olan, İstanbul parçasına çekmiş. Grubu burada ilk tanıttıktan sonra, kendilerinden bir e-posta almıştım ve interneti, medyayı iyi takip etmelerini takdir etmiştim.
Şarkının ne kadar güzel olduğundan zaten bahsetmiştim. Bana göre, söz olarak, son yılların en iyi sözlerine sahip şarkılardan biridir diye düşünüyorum. Klip şarkının kalitesine pek gitmemiş. Basın bülteninde şöyle anlatmışlar klibin yapım sürecini:
Şarkılarıyla olduğu kadar suluşaka ve gidin videolarıyla da ilgi toplayan peyk, 2007’de yayınlanan albümlerinin 7. şarkısı istanbul‘u da kliplendirdi. ayrıksı çalışmaları ile kısa film festivallerinde çeşitli ödüller alan genç yönetmenlerden oluşan pilot yönetmen grubu ile yapılan çalışmaya grafik animasyonları ile deniz ensari ve betül akzambaklar, fotoğrafları ile aclan uraz, hakan temuçin, yüksel altıntop katkıda bulundular.
Peyk, umarım, bir gün daha iyi şartlar altında daha çok insana hitap edecektir ve daha iyi şarkılar yapıp çok daha iyi klipler hazırlacaktır. Çalışmalarından ötürü grubun tüm üyelerini tebrik ediyorum.
[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=fthLynCM9-Y[/youtube]
Tutunamayanlar

Kitabın ilk yarısına geldikten sonra, o kadar etkilenmiştim ki, bu kitap hakkında o kadar çok şey düşünmüştüm ki, bu yazı hep kafamın içinde bir yerlerde dolaşıyordu. Kitabın arkasındaki bu boş sayfaları çok uzun zaman önceden gözüme kestirmiştim.
Tutunamayan. Böyle bir insan türü var, bir gerçek. Ben tutunamayan mıyım? Bilmiyorum.
Bugüne kadar birçok kez intihar etmeyi düşündüm. Hala daha da düşünürüm. Bir ara Yavuz Çetin ‘i anlamaya adamış olan ben, sanırım, şimdi Selim Işık ve Turgut Özben ‘i anlamaya çalışıyorum.
Selim Işık. O ‘nu tanımlayacak bir sıfat bulmak zor. Zira Türkçe ‘yi oluşturan insan kabileleri tutunan insanlardı; Türkçe oluşurken tutunamayanlar düşünülmedi. O yüzden Selim Işık için tek bir söz edebiliyoruz: tutunamayan.
Gerçekten, ontolojik nedenlerden dolayı intihar edilebilir mi? Bir varlık sırf düşündüğü için intihar eder mi? Eder. Bunu Yavuz Çetin ‘de gördüm. Selim Işık ‘ta da görüyoruz. Ne? Selim Işık hayali bir kahraman mı? Hadi canım! Selim Işık benim. Hatta belki de sensin aynı zamanda.
Turgut Özben. Nasıl bir adamsın sen? Nasıl bu kadar gerçeksin? Turgut, sen gerçekten ben misin? Neden hep aynı şeyleri düşünmüşüz Turgut? Neden o alçak şehir yaşamından, yüksek gökdelenlerden -pek yoktu senin zamanında-, kravatlı adamlardan – biz de onlardan biri olduğumuz halde üstelik -, zenginlerden, dilencilerden korkmadık? Neden bunca yıl korkmadık da yeni dank etti kafamız. Niye düşünmedik bunca yıl, hiç? Read the rest of this entry »






