Doğancan Ülker

Informatiker

Archive for Şubat, 2008

İkinci El Festivali

with 2 comments

Ankara ‘da oturan, sinemaya aşık, 22-27 Şubat tarihleri arasında herhangi önemli bir işi olmayan tüm insan güruhuna duyrulur ki İkinci El Festivali sizi bekliyor.

Daha önce bazı kısa filmlerine burada yer verdiğim Bilal Bay ‘ın da emek verenleri arasında yer aldığı festival, “festival”lerde harcanan filmleri gösteriyor, ödül yerine alkış vaad ediyor.

Radikal gazetesinden ve festival sitesinden ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz.

Ön elemede elenmiş film kötü film değildir!

Written by Doğancan Ülker

Şubat 19th, 2008 at 9:49 pm

Tükürük

with 4 comments

-Anlamıyorum, dedi. Neden böyle söylüyorsun? Ne yaptım ki sana?

-Ben de seni anlamıyorum, dedi. Neden filmlerdeki gibi konuşuyorsun? Neden senden duyduğum her cümle daha önce bir filmde, aptal bir televizyon dizisinde veya kahrolası berberdeki aptal gazetede duyduğum/okuduğum bir cümle oluyor? İlkel olsaydık, kendini ifade bile edemezdin sen. Tiksiniyorum senden. Saçın, ellerin, bileğindeki deri künye, hepsi ama hepsi sinirimi bozuyor. Senin yüzünden uyuyamıyorum geceleri. Aşağılık bir insansın sen. İnsan bile değilsin. Modern çağın ürettiği bir makine gibisin adeta. Mutlu olmaya çalışıyorsun, tek derdin bu. Benimle de mutlu olmak için konuşuyorsun. “Benimle mutsuz olur musun” desem olur musun? Yapabilir misin? Mutlu olmayı da bilmiyorsun. Çok aptalsın. İğrençsin. Öpüşemiyorsun da. İzlediklerini taklit ediyorsun. Aslında esas önemli olan öpüşmek değil senin için o an, öpüşmüş olmak. Sen hep sonrasını düşünürsün. Sinemaya, daha sonra, arkadaşlarınla muhabbet etmek için gider “biz de şu filmi seyrettik, ayy adam da çok yakışıklı bittim vallahi, inşallah ikincisi de çıkar filmin de gideriz” gibi cümlelerle arkadaşlıklarını ilerletirsin. Senin için intihar etmek “kimse beni anlamıyo, konuşabileceğim kimsem yok, alçak herif terketti beni, ühühühü” gibi bir sebeptir. Yüce duyguların yoktur senin. ölüm sebebin asla ontolojik nedenler olamaz. On bin kilometre ötede işkence edilen biri seni aslında ilgilendirmez. Yalnızken bunu bir kere bile düşünmezsin. “Hate Bush” gibi sloganlar senin için güzel t-shirt tasarımlarıdır sadece. Arkadaş ortamlarında öfkeleniyormuş gibi yaparsın. Sen hep “-yormuş gibi yaparsın”. İnanıyormuş gibi yaparsın aslında içinde sadece tuvalette düşünebildiğin bir karanlık vardır, ama bu birini gördün mü geçer. Herkes oruç tuttuğu için tutarsın aslında. Seviyormuş gibi yaparsın, aslında, kendin bile farkında olmasan da, olmak istemesen de, ben senin için yıl sonu balosunda koluna girebileceğin bir şeyden ibaretim. Benim için ölemezsin. İntihar etsem üç ay yas tutamazsın. “Yas tutmak” gibi bir şey senin için filmlerdeki “abartılı” karakterlerin filmi uzatan ve gereksiz yere sıkan bir objedir. Kahrolası bir şeysin. Senin için fotoğraf çekinmenin amacı anı ölümsüzleştirmek değil anı paylaşmaktır. Arkadaşlarına göstermeden edemezsin fotoğraflarını. Arkadaşların olmasa fotoğraf bile çekemezsin zaten. Seni görünce kusmak istiyorum. Karamsar olduğum anlarda aklıma ilk sen ve senin gibi rezil insanlar geliyor ve intihar arzum genellikle bundan sonra başlıyor. İğreniyorum senden. Defol ! Defol! Defol iğreniyorum senden! Defol… Defol…

Kendine gelip, ağzının kenarlarındaki tükürükleri sağ koluyla sildiği an gittiğini farketmişti. Tükürüklerini hep böyle silerdi zaten. Çocukken izlediği tarihi bir filmde tavuk yiyen barbar adamın sildiği gibi…

Written by Doğancan Ülker

Şubat 8th, 2008 at 4:08 am

Posted in Genel

Hayat Koşuşturması 06-02-2008

with 2 comments

Tatili başlarda aylaklıkla, film seyrederek geçirdiysem de ufak ufak çalışmalara başladım. Günde elli soru çözüyorum. Az ama geçinip gidiyoruz işte.

Nejat Birecik Kocaeli ‘de iyi işler yapıyor. Yarışmada, bizim gibileri de düşünmüşler ve yaş sınırını 15e çekmişler. Gaza gelmedim desem yalan olur. 1 Aralık 2008 son günmüş. İlgilenenlere duyrulur. Bu arada Emrah Üstün ‘ü de ayrı bir tebrik etmek gerek, blogunu Kocaeli Şehir Tiyatrolarıyla ilgili her türlü duyuruyu iletmek için de kullanması çok güzel.

Scrubs ‘ın 5. sezonunun ilk bölümünde Hintli bir herifin Türk olarak lanse edilmesi ve de bununla dalga geçilmesine çok içerledim. Oysa ki iyi bir ilişkimiz vardı diziyle. Sabah akşam izler dururdum. Artık sadece akşamları izliyorum. Ayrıca Jordan müthiş bir hatun. Hayatımda gördüğüm en seksi kadın olmaya aday. Hatta daha önce bir yerde gördüm mü acaba diye hayatımda izlediğim her şeyi en baştan izlemek istiyorum.

Çeyrek ‘i defalarca hatim ettim. Gerçekten çok kaliteli albüm olmuş.

Sony w55 marka bir makine aldım, henüz elime geçmedi ama bekliyorum. Fotoğrafları seviyorum. Hele kendi fotoğraflarıma bakar bakar dururum. Megolamanım.

Written by Doğancan Ülker

Şubat 6th, 2008 at 9:43 pm

Yaş 18 Klip Çalışması

with 3 comments

Bu aralar kısa filmlere şöyle bir dalış yaptım. Gerçekten çok başarılı amatör insanlar var. Forumda “emrer” adlı kullanıcının Nil ‘in “Yaş 18″ şarkısına hazırladığı klip hoşuma gitti. Yorumlamak için iki saat üye olmak yerine buraya yazayım diye düşündüm.

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=spHuLXYsQ8U[/youtube]

Gerçekten güzel bir çalışma. Öğrenci buhranlarını çok iyi aktarmış. “Yaş 18″ şarkısı zaten bu noktada çok etkili bir şarkı. Tek olumsuz eleştirim, kızın tuvalete gittiğinde, şarkıyı söylemeye başlaması olabilir. Ben olsam kıza şarkıyı söyletmezdim. Şarkı sadece kızın ruh halini daha iyi anlatmak için eklenmiş bir obje gibi olsaydı daha iyi olabilirdi. Bunun dışında gerçekten çok güzel olmuş. Kesintili kesintili ilerleyen görüntü klibi daha bir güzel yapmış.

Written by Doğancan Ülker

Şubat 4th, 2008 at 5:27 pm

Posted in Genel

Tagged with , , ,