Doğancan Ülker

Informatiker

Aylak Adam

1 Yorum

 

aylak adam

Daha önce burada tanıttığım Tutunamayanlar ‘ı andıran, Tehlikeli Oyunlar ‘ı da fena halde hatırlatan bir kitap Aylak Adam. Arka kapağındaki tanıma göre ise:

Her şeye “karşı” duran,”karşı” çıkan,”karşı” olan, sıradanliğa, tekdüzeliğe, alışılmışın kolaycılığına hiç katlanamayan,hem farklıyı, hem doğruyu arayan, bir ismi bile olmayan ve Yusuf Atılgan’in kısaca “C.” dediği bir adam… Aylak adam… Zor bir karakter, zor bir yaşam, yalın bir roman.

Kitap alışılmışın dışında sade. Bir o kadar da buhranlı. “Hiçbir iş yapmadan hayatını sürdürme” meselesi ele alınmış, ek$i sözlükteki bir diğer ifadeyle maslow ‘un ihtiyaçlar piramitinin tepesinden bakan bir adamın buhranları anlatılmış. İnsanlardaki yabancılaşmayı bu kadar iyi vurgulayan bu romanla birlikte Yusuf Atılgan ‘ı da Oğuz Atay ‘ın yanına koyuyor zihnimiz…

Kesinlikle tavsiye edebileceğim bir roman olmakla birlikte dikkatimi çeken bir konuyu paylaşmak istiyorum. Tutunamayanlar gibi, Tehlikeli Oyunlar gibi, Aylak Adam gibi kişisel buhranları anlatan kitaplar Türkiye ‘de hep 1940-1945 doğumlu yazarlar tarafından yazılmış. Acaba o kuşak bu konuda daha mı bir duyarlıydı?

Romandan bir alıntı yapmamak olmaz :

birden kaldirimlardan tasan kalabalikta onun da olabilecegi aklima geldi. icimdeki sikinti eridi. (bu sikinti garsonun yuzundendi. oyle saniyordum. paltomu tutarken yuzunu gormustum: gulmekten degil siritmaktan kirismis, gozleri ne derler , sirnasik mi, yok yilisikti. para versem elime yapisacakti. vermedim.) cevreme ilgiyle baktim. erkekler yeni tras olmuslar, kadinlar yeni boyanmislardi. yuzleri tasasizdi. caminin dirsegindeki bacaklari kesik dilenci, soguktan morarmis, corapsiz gazeteci cocuk bile oyleydiler. sanki onu taniyormusum, gorsem bilecekmisim gibi bakiyordum gecenlere. bu gece bencildim. kendi kendime kizdim. oysa onu bu caddeye pek seyrek gonderirdim: binde bir, guzel bir filmi gorsun diye. onlerde bir yere oturur, yanagi avucuna dayali film seyreder, tam beni dusunmesini istedigim zaman beni dusunurdu. film bitince eve yuruyerek donerdi.

Yazan: Doğancan Ülker

Kasım 25th, 2007 at 4:32 pm

1 Yorum to 'Aylak Adam'

Yorumlara abone ol: RSS or TrackBack to 'Aylak Adam'.

  1. alışılmış olan; kolay gelmesinin yanında, tesir gücünü kaybetmesi ve umursanması, bu yüzden insanın -zaten az olan- duyarlılığını uçuruma sürüklemesi bakımından da karşı durulması gereken bir şey…

    ihtiyacımız olan; alışılmış olanın kökten değişimi ve bambaşka bir şeye dönüşmesi değil aslında… sadece yeniden tanımlanması ve yeni bir yüzle bize sunulması… işte o zaman, elimizdeki, aynı şey de olsa, sıkılma yaşamıyor, kolayımıza gitmiyor ve varlığından heyecan da duyup, onu yaşatmaya çalışıyoruz…

    bu yüzden alışılmış olan her şeye karşı durmak, savaşmak ama bu savaşımı çoğunlukla; alışılmış olanı yeniden tanımlamak, yapılandırmak şeklinde vermek gerek…

    **kitap, en başta yer verdiğin alıntı ile ben de okuma isteği uyandırdı… inşallah üzerine düşer de edinirim… teşekkürler!

Yorum Yaz!