Son beş yılda yüzlerce cahil, cahil olduğunun farkında olmayan ama her konuda bir fikri olan, okumayan, yazmayan ve öğrenmeyen insanlarla uğraşmak beni yıktı; tüketti artık. Sıradan insanları bırakın, çok yakın bazı arkadaşlarımın bile ilerlemek, daha başarılı olmak, bir şeyleri gerçekleştirebilmek için ne kadar çalışmak gerektiğini zihinlerinde canlandıramadıklarını görmek içimi acıtıyor. “Mesleki Yeterlilik Kurumu sınav ve belgelendirme süreçlerinde 2 yılda 4,500′den fazla sayfa yazı yazdık. Üstelik bunlar taslaklar da değil, Resmi Gazetede yayınlanan meslek standartları, yeterlilikler vb.” deyince nasıl bir iş yükünden bahsettiğimizi insanlar hayal dahi edemiyorlar. Bir meslek edinmek için ne kadar çalışmak gerektiğini gençlerimiz anlamıyorlar. Hasbelkader okullarından mezun olduklarında her şeyi öğrendik zannediyorlar; mesleklerine dair internet ortamında yüzbinlerce sayfa bilgi olduğu halde bunları açıp okumuyorlar, yazmayı hiç bilmiyorlar. 1990′ların sanal bebeklerine benzer kullanılan Çin’in çöpleri tabletleri, bilgisayar sanıp eğitim aracı olarak çocuklarımıza satın aldık. 140 karaktere hayatı sığdırıp bununla da övünen, “bir tıkla” bir şeyleri paylaşarak bunu emek zanneden bir toplum yarattık biz; vahşi kapitalizm empoze ettiği tüketim toplumu.
İşte bu sebepler ile Çizgi Tagem’i kapatacağım. Evet ben suçluyum; bir eğitim kurumu kurdum ve insanları eğitmek istedim. Ama başarısız oldum. Cezama razıyım.
Gündemi bayadır takip edemediğim için haberim yoktu, Çizgi Tagem hakkında dava açılmış, bilirkişi raporuna göre kapatılması gerekiyormuş, kurucu Niyazi Saral (bana göre Türkiye’deki nadir aydın insanlardan biridir) savunma yapmayıp, Çizgi Tagem’i kapatmaya karar vermiş.
Bu bilişim sektörü için kara bir gün, bir lekedir ve bu sektöre ilgi duyan, ekmek yiyen herkesin sahip çıkması gereken bir konudur. Birçoğumuz ileri Microsoft Office kullanmayı buradan öğrendik. Binlerce lira bedeli olan kurslar yerine, bize ücretsiz armağan edilmiş derslerde saatlerimizi harcadık. Gelinen bu nokta, hiç kimse için hayırlı değil, buna özel eğitim kurumu sahipleri de dahil…
Seneler önce şu sözüne aşık olduğum Niyazi Saral’ın başına bu işin gelmesi ironinin kralı olsa gerek;
Eğitimli insanlar topluma borçludurlar. Bir işin nasıl yapılabileceğini biliyorken bir başkasının yapamadığını görüp susmaları kendilerini yetiştiren o topluma ihanettir.
Yapılacak çok fazla yorum yok. Her zaman olduğu gibi yine lobiler kazandı. Niyazi Saral’ın blog yazısını okumakta ve röportajını izlemekte yarar var.



