Kategori arşivi: Genel

İnsanları Eğitmek İstedim: Çizgi Tagem Kapanıyor

cizgi-tagem

Son beş yılda yüzlerce cahil, cahil olduğunun farkında olmayan ama her konuda bir fikri olan, okumayan, yazmayan ve öğrenmeyen insanlarla uğraşmak beni yıktı; tüketti artık. Sıradan insanları bırakın, çok yakın bazı arkadaşlarımın bile ilerlemek, daha başarılı olmak, bir şeyleri gerçekleştirebilmek için ne kadar çalışmak gerektiğini zihinlerinde canlandıramadıklarını görmek içimi acıtıyor. “Mesleki Yeterlilik Kurumu sınav ve belgelendirme süreçlerinde 2 yılda 4,500′den fazla sayfa yazı yazdık. Üstelik bunlar taslaklar da değil, Resmi Gazetede yayınlanan meslek standartları, yeterlilikler vb.” deyince nasıl bir iş yükünden bahsettiğimizi insanlar hayal dahi edemiyorlar. Bir meslek edinmek için ne kadar çalışmak gerektiğini gençlerimiz anlamıyorlar. Hasbelkader okullarından mezun olduklarında her şeyi öğrendik zannediyorlar; mesleklerine dair internet ortamında yüzbinlerce sayfa bilgi olduğu halde bunları  açıp okumuyorlar, yazmayı hiç bilmiyorlar. 1990′ların sanal bebeklerine benzer kullanılan Çin’in çöpleri tabletleri, bilgisayar sanıp eğitim aracı olarak çocuklarımıza satın aldık.  140 karaktere hayatı sığdırıp bununla da övünen, “bir tıkla” bir şeyleri paylaşarak bunu emek zanneden bir toplum yarattık biz; vahşi kapitalizm empoze ettiği tüketim toplumu.
İşte bu sebepler ile Çizgi Tagem’i kapatacağım. Evet ben suçluyum; bir eğitim kurumu kurdum ve insanları eğitmek istedim. Ama başarısız oldum. Cezama razıyım.

Gündemi bayadır takip edemediğim için haberim yoktu, Çizgi Tagem hakkında dava açılmış, bilirkişi raporuna göre kapatılması gerekiyormuş, kurucu Niyazi Saral (bana göre Türkiye’deki nadir aydın insanlardan biridir) savunma yapmayıp, Çizgi Tagem’i kapatmaya karar vermiş.

Bu bilişim sektörü için kara bir gün, bir lekedir ve bu sektöre ilgi duyan, ekmek yiyen herkesin sahip çıkması gereken bir konudur. Birçoğumuz ileri Microsoft Office kullanmayı buradan öğrendik. Binlerce lira bedeli olan kurslar yerine, bize ücretsiz armağan edilmiş derslerde saatlerimizi harcadık. Gelinen bu nokta, hiç kimse için hayırlı değil, buna özel eğitim kurumu sahipleri de dahil…

Seneler önce şu sözüne aşık olduğum Niyazi Saral’ın başına bu işin gelmesi ironinin kralı olsa gerek;

Eğitimli insanlar topluma borçludurlar. Bir işin nasıl yapılabileceğini biliyorken bir başkasının yapamadığını görüp susmaları kendilerini yetiştiren o topluma ihanettir.

Yapılacak çok fazla yorum yok. Her zaman olduğu gibi yine lobiler kazandı. Niyazi Saral’ın blog yazısını okumakta ve röportajını izlemekte yarar var.

Masrafsız Bankacılık: Enpara

Günlük hayatta harcamlarına pek de dikkat etmeyen, savurgan biri olmama rağmen; konu boşa giden ufak tefek paralar olduğunda anlamsız bir pintiliğim oluyor. Mesala daha geçen gün bir internet sitesinden almak istediğim ürünlerin toplamı 90 lirayken ve ben onu ödemeye hazırken çıkardıkları 4,7 liralık kargo ücreti yüzünden alışverişten vazgeçtim. Bankaların kestiği yıllık 40-100 Tl arasında değişen şu hesap işletim ücretleri de benim bu anlamsız pintiliklerimin kapsamına giriyor.

Şuana kadar İş Bankası’nın öğrencilere yaptığı kıyak sayesinde herhangi bir hesap işletim ücreti veya havale ücreti ödemiyorum. Ancak EFT’lerde 3er lira kesiyorlar eheheh.

Derken Enpara reklamlarını görmeye başladım. Normalde Şafak Sezer’in reklamında oynadığı bir hizmeti kullanmam mümkün bile değil. Aksine markayla dalga filan geçerim. Nevzat Aydın’ı da reklamlara dahil etmeleri; yanlışın doğruyu götürmesi gibi bir etki uyandırdı bende.

Enpara ile ilgili yorumlarıma gelecek olursak, adamlar güzel yapmış. Hesap işletim ücreti, havale-eft ücreti vs. filan hiçbir şey yok. Şube yok o yok bu yok. Tamamen internet bankacılığı. Başvuru adımları vs. her şey çok basit. Ertesi gün, güzel bir hatun elinde banka kartı ve promosyon kutusuyla geldi; tablet bilgisayar ile kimliğimin fotokopisini geçti, sözleşmeyi imzalattı gitti. Gelmeden önce telefonla randevu da aldı. Bunlar baya güzel hareketler. Promosyon ürünlerine bayıldım! Güzel bir kalem ve eğlenceli bir not defteri hediye ediyorlar ve iki ürünün de herhangi bir yerinde logo bile yok, ki esas takdir ettiğim de bu.

Para yatırma işlemi şuanda havale/eft ile gerçekleşebiliyor. Enpara kartı ile para çekme işlemini Finansbank ATM’lerinden ücretsiz, diğer atmlerden ise komisyonlu olarak yapabiliyorsunuz. İnternet şubesi konusunda sadelikte aşmışlar. Her şey çok basit, net ve anlaşılır. Garanti Bankası’nı zorlayacak nitelikte bir internet bankacılığı deneyimi oldu benim için. Eksik olan tek şey, mobil bankacılık şuan. Umarım onu da hızlı bir şekilde halledebilirler.

Vadeli hesaplara da 32 günlük vadeye yıllık %10 brüt faiz veriyor. Tabi bu pek bana göre değil. Şimdi 1.000 lira yatırsam; 32 gün sonra 1007 lira gibi bir net paraya ulaşacağım; ki değmez : )

Şubesiz ve masrafsız; tamamen online bankacılık, takdir edilesi bir fikir ve Finansbank bunu hakkıyla başaracak gibi duruyor.

Behzat Ç’ye Dokunma

Yayına girdiği günden beri bir türlü rahat verilmeyen ve Türk televizyon dizileri arasında en çok izlenen dizilerden biri olan Behzat Ç ile ilgili bu sefer de MHP Tekirdağ Milletvekili tarafından soru önergesi verildi. Aşağıda dilekçenin tam metni mevcut. Sayın vekilimizin rahatsız olduğu durumlar “alkol alıyor, evli olmadığı halde beraber yaşıyor” gibi bir söz öbeği halinde devam ediyor. Dilekçenin aslında “öbek öbek” bir nesneyle dolu olduğunu söylemeyi çok isterdim ama şüphesiz ki ben de tazminat davalarıyla uğraşmak istemiyorum.

Şu var ki, memlekette sokakta yatan insanlar varken, memleketin önemli bir kesimi değil yoksulluk sınırı, açlık sınırının altında yaşarken, Siirt’te ilkokul çocuklarına oradaki bazı kamu görevlileri sıradan tecavüz ederken, uğraşmamız gereken Behzat Ç midir, veya Türk televizyonlarındaki örf-adetlere ve aile yapısına (!) aykırı yapımlar mıdır?

Benim için şaşırtıcı olan bir başka durum ise bu dilekçenin bir MHP milletvekili tarafından yazılmış olması. Bu tip icraatları genelde iktidardan görmeye alışık olan bireyler olarak konuyla ilgili Milliyetçi Hareket Partisi web sitesinden bu dilekçenin partinin ortak görüşü mü olduğunu yoksa vekilin bireysel mi davrandığını sordum, yanıt bekliyorum.

Klişe bir bitirişle; Türkiye’de iyi olan her şeyin yasaklandığını/engellendiğini biliyoruz. Bu kadar iyi bir “kurgu”yu böyle zihninde  pislikler barındıran zihniyetlerin engellemesi beni ve dizinin izleyicilerini şaşırtmıyor, diye düşünüyorum.

 

Utku Erol ile Röportaj

1,5 ay kadar önce, M.Ü İşletme Enformatiği Bölümü Arş. Gör. Utku Erol ile bir röportaj yaptım.

Enformatik okuyan diğer arkadaşlarımla birlikte kurup yönettiğimiz ve bölümümüzü tanıtmaya çalıştığımız İşletmeenformatigi.com‘da yayınlamak üzere gerçekleştirdiğim bu röportajda, E-Ticaret Kulübü bize gerekli olanakları çekinmeden sağladı. : )

Utku Erol, İşletme Enformatiği bölümünde, belki de en çok sevilen hocalarımızdan biri. Yardımseverliği ve açıksözlülüğüye tanınan hocamız, benim sorularım üzerine şu konulara değindi:

  • İşletme Enformatiği nedir? Ne iş yapar?
  • İşletme Enformatiği Mezunu nerelerde çalışabilir?
  • Hangi alanlara yönelmeli?
  • Staj? Hangi firmalarda yapılabilir?
  • Almanca Eğitim ve öneriler
  • İşletme Enformatiği ve Akademisyenlik
  • Özel Sektör ve Şartları

Ben sordum, Barış Yaşbala kayıda aldı, kurgusunu yaptı, size de iyi seyirler. Umarım verimli olmuştur.

Tiyatro Medresesi

Uzun zamandır çok “sıkıcı” konularda yazdığımın farkına varmış iken böyle güzel bir gelişmeyi duyurmak nasip oldu : )

Seyyar Sahne, beğeniyle takip ettiğim harika işler yapan bir tiyatro topluluğu. Oyunlarını İTÜ Maçka Kampüsü’nde oynayan bu topluluk Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar adlı tiyatroya çevirilmesi kesinlikle mümkün olmayan bir romanı, mümkünsüzlüğü ortadan kaldırarak başarıyla sahneliyorlarErdem Şenocak eşi benzeri zor rastlanır bir performans sergiliyor. Oyunu izlemediyseniz mutlaka izlemenizi öneririm. Seyyar Sahne’nin oyun planlarını Facebook sayfasından takip edebilirsiniz.

Beğeniyle izlediğimiz Seyyar Sahne şuanda sanat adına harika bir organizasyona girişmiş durumda. Tiyatro Medresesi! Medrese hakkında benim tek bir bilgi vermeme bile gerek yok; sadece web sayfasındaki şu açıklama bile heyecan vermeye yetiyor:

Size gösteri sanatları adına güzel bir haber vermek istiyoruz.
İzmir’in Selçuk ilçesine bağlı Şirince köyünde, Türkiye’den ve yurtdışından gösteri sanatçıları, araştırmacılar, akademisyenler için bir buluşma, araştırma, öğrenme, öğretme veyaratma mekânının,Tiyatro Medresesi’nin inşaatına başladık.
Medrese’nin inşaatı sona erdiğinde, irili ufaklı çalışma salonları, 200m2’lik bir gösteri salonu, büyük bir yemekhanesi, kütüphanesi, yatak odaları, Medrese sakinlerini buluşturacak avlusu, revakları ve amfitiyatrosu ile muazzam biryapı ortaya çıkacak.
Tiyatro Medresesi’nin,gösteri sanatları dışında başka birçok disipline de ev sahipliği yapacağını öngörüyoruz. Şimdiden birçok müzisyen, ressam ve akademisyenle Medrese’de gerçekleştirilebilecek projeler üzerinde konuşmaya başladık bile.
Biz, Seyyar Sahne olarak, tüm gösteri sanatçılarına, araştırmacılara ve öğrencilere kapısı sonuna kadar açık olacak bu mekânın ilk taşlarını döşemeyi başardık. Medrese’nin revakları, duvarları yavaş yavaş yükselmeye başladı.
Şimdi biraz desteğe ihtiyacımız var!

Performans sanatları alanında Türkiye’nin ve dünyanın önemli merkezlerinden biri olmaya aday Tiyatro Medresesi’nin kurucularından biri olmak, Medrese‘nin inşaatına bir tuğla da siz koymak istemez misiniz?

Bu muhteşem eserin hayata geçmesinde payı olacak herkese şimdiden teşekkürler.

Celal Mordeniz, Tiyatro Medresesi Genel Sanat Yönetmeni

Tiyatro Medresesi bağışları özendirmek için çok takdir ettiğim çeşitli paketler de yaratmış:

Aşağıdaki hesaplardan herhangi birine ŞİMDİ bir havale GERÇEKLEŞTİRİN.

Performans Araştırmaları Derneği
Garanti Bankası, Galata Şubesi
(TL)IBAN No: TR88 0006 2000 0680 0006 2967 16
(€) IBAN No: TR67 0006 2000 0680 0009 080412
($) IBAN No: TR40 0006 2000 0680 0009 0804 13

Katkıda bulunan dostlarımıza hayat boyu minnettarız!

1) 100TL verip bir TUĞLA bağışlayanlara, Tiyatro Medresesi bünyesinden çıkacak bir oyuna iki kişilik davetiye;

2) 250TL verip AMFİTİYATROYA bir KOLTUK bağışlayanlara, birinci gruba ek olarak, Medrese’de bir gece, iki kişilik konaklama;

3) 2.500TL verip bir KEMER bağışlayanlara, birinci gruba ek olarak, Medrese’de bir hafta, iki kişilik konaklama;

4) 10.000TL verip bir ODA bağışlayanlara, üçüncü gruba ek olarak, yaşam boyu Tiyatro Medresesi prodüksiyonu olan oyunlara davetiye ve Medrese yayınlarından çıkan kitaplara ücretsiz erişim;

5) 25.000TL verip bir PROVA SALONU bağışlayanlara, dördüncü gruba ek olarak, Medrese’nin ilk 10 yılı boyunca yılda bir hafta, iki kişilik konaklama;

6) 50.000TL verip bir GÖSTERİ SALONU bağışlayanlara, dördüncü gruba ek olarak, ömür boyu yılda bir hafta, iki kişilik konaklama hakkı sunacağız.

Ayrıca bağışçılarımızın hepsinin isimlerini Medrese’deki tuğlalara, kemerlere, amfi tiyatrodaki koltuklara, odalara,salonlara kazıyacağız. Tiyatro Medresesi yaşadıkça bağışçılarımızın adları da bu muhteşem mekânda yaşayacak.

Bu muhteşem eserin hayata geçmesinde payı olacak herkese şimdiden teşekkürler.

Seyyar Sahne’nin bu takdire şayan çabalarına kayıtsız kalmayıp imkanınız ölçüsünde bir bağış yapmanızı ve de bu projeden sanatla ilgilenen tüm tanıdıklarınıza bahsetmenizi rica ediyorum.

Tiyatro Medresesi’nin detaylarına buradan ulaşabilirsiniz.

Yedekleme Ve Senkronizasyon

Bilgi çağında artık veriler hepimizin en önemli mülkiyetlerinden biri olmuş durumunda. Hayatımızda masaüstü bilgisayar, dizüstü bilgisayar, tablet, telefon, harici depolama alanı olarak kullandığımız aygıtlar vs. girmiş durumda. Bu aygıtların herbirinde ayrı ayrı verilerimiz var ve bazen birkaç dakikalık birkaç ayar yapmadığımız için bu aygıtlardan biri bozulduğunda o aygıttaki verilerimiz ulaşılamaz hale geliyor. Bununla ilgili kendi yöntemlerimi paylaşmakta yarar görüyorum.

Windows Yedekleme ve Geri Yükleme Aracı

Windows’un bu aracı gayet sağlıklı çalışıyor. Bu araçla birlikte tam bir yedekleme yapmalısınız ve bunu periyodik olarak otomatik olacak şekilde ayarlamalısınız. İki tür yedekleme yapmanızı öneriyorum. Bunlardan biri Windows kök dizinin olmadığı disk sürücünüze (genellikle D sürücüsü olur); diğeri ise yüksek kapasiteli bir harici depolama alanına olmalı. Ben bunun içinSeagate‘in 1 TB kapasiteli Expansion 3.5 inç modelini kullanıyorum. Electro World açılışından çok ucuza edinmiştim. Piyasada şuanda 150 TL civarında bulmanız mümkün.

Buradan elde ettiğiniz yedek, bilgisayarınızı kullanılamaz duruma getiren bir sistem arızası veya donanımsal bir arıza olduğunda, bilgisayarınızı son yedekleme yaptığınız güne döndürebilir. Ayrıca bu yedekleme aracı ile sadece sizin seçtiğiniz belli dosya ve klasörleri yedekleyebilirsiniz. Kendi ihtiyaçlarınıza göre çeşitli varyasyonlar yaratın.

FreeFileSync Programı ile Dosya Senkronizasyonu

Ben kendi adıma konuşacak olursam önemli dosyalarımı çeşitli klasörlere ayırarak kategorize ediyorum. Bunu dosyalar birikince bir saatimi filan harcayarak yapıyorum. Kategorizasyon benim için önemli. Kendi klasör sisteminizi yaratın. Aradığınız bir dosya veya klasöre ulaşma hızınız üç dört saniyeden fazla ise bu üretkenliğinizi olumsuz etkileyecektir. Bu klasörlerimin bir kopyası da harici depolama alanımda mevcut. Burada senkronizasyon devreye giriyor; çünkü bilgisayarımdaki klasörlere yeni dosyalar eklediğimde o dosyaları teker teker harici depolama alanına da kopyalamaya çalışırsam herhalde çıldırırım. Burada devreye giren araç iseFreeFileSync. Bu program aracılığı ile yarattığım profil sayesinde istediğim zaman senkronizasyonu başlatabiliyorum. Örneğin bilgisayarımdaki Ödevler klasöründe olup da harici depolamadaki Ödevler klasöründe olmayan tüm dosya veya klasörleri tespit edip gerekli kopyalama işlemlerini yapıyor. Tek tuşla. Büyük konfor.

Dropbox Kullanın

Dropbox hem mobil uygulamaları hem masaüstü uygulamaları ile harika bir senkronizasyon aracı. Bazen gerçekten hayat kurtarabiliyor. Bilgisayarınızdaki bir dosyayı Dropbox’a attığınızda, telefonunuzdaki Dropbox uygulamasına anında düşüyor. Hiçbir aygıtınızın yanında olmadığı bir anda yabancı bir ortamdaki aygıtla çalışmak zorunda iseniz Dropbox.com ‘a girip kullanıcı adı ve şifrenizle dosyalarınıza erişebiliyorsunuz. Örneğin ödev yaptınız ve ertesi günü teslim edeceksiniz ve evde yazıcı yok; Dropbox’a attığınız dosyaya fotokopicideki bilgisayardan erişip yazdırabiliyorsunuz (çok acı bir anıyla yaşanmış ve son çare olarak akla gelip hayat kurtarmıştır : ) ). Referansımla kaydolun da bari bir kıyağınız olsun. : ) Bir ara kullandığım TTNET’in Netdisk adlı servisi de düşünülebilir bu iş için.

Google Chrome Senkronizasyonu

Eğer yer imlerinizi kaybettiğinizde ateşinizin yükselme ihtimali varsa benim gibi, bu da çok faydalı bir araç. Google Chrome’da Seçenekler – Kişisel Ögeler kısmına gelip Google hesabı bilgilerinizi girdiğinizde tüm ayarlarınız, eklentileriniz, yer imleriniz hatta isterseniz parolalarınız bile Google hesabınızla senkronize oluyor. Herhangi bir sıkıntı olduğunda Google Chrome yükleyip parolanızla giriş yaptığınızda yapmanız gereken tek şey bir kaç saniye beklemek; tüm ayarlarınız geri gelecek.

Dökümanlarınızı İnternette Tutun, Google Docs Kullanın

Özellikle öğrenci kulübünü kurduğumuzdan beri belgelerle oldukça haşır neşir durumdayım. Arkadaşlarımla devamlı üzerinde çalışmak zorunda olduğumuz dökümanlar var ve bunun içinGoogle Docs bulunmaz nimet. Bu servis ne kadar gelişmiş olsa da hala Office programları üzerinde offline çalışmanın rahatlığını sağlayamıyor. İşte bunun için harika bir nimet var. Bu eklenti ile bilgisayarınızda çalıştığınız Office dökümanları Google Docs hesabınızdakilerle senkronize oluyor.

E-Postalarınızı Güvenceye Alın

E-postalar hayatımızın vazgeçilmezleri. Farklı kimlikler dolayısıyla farklı e-posta hesapları kullanmak zorunda kaldığımız oluyor. Örneğin @isyeri.com @siteadiniz.com @ogrencikulubu.com @universite.edu.tr @gmail.com @yandex.com.tr gibi bir çok e-posta hesabımız var. Özellikle şahsi internet sitenizdeki e-posta hesabınız en kritik olanı, çünkü ileride bir sunucu hatasıyla tüm e-posta hesaplarınızı kaybetme ihtimaliniz var. Bu sebeple tüm e-posta hesaplarınızı Gmail veya Yandex e-posta hesabınıza bağlayın ve oradan kontrol edin. Sunucunuzdaki e-postalar uçup gitse bile bir kopyası Gmail veya Yandex’te kalacaktır. Akıllı telefon kullananlara da telefonlarının kendi E-Posta uygulaması yerine Gmail uygulamasını kurmalarını tavsiye ederim.

Minus’u Mutlaka Deneyin

Min.us Upload and Share Instantly sloganının hakkını gerçekten çok iyi veriyor. İhtiyaç duyabileceğiniz dosyaları burada muhafaza edip yine Dropbox’ta olduğu gibi mobil uygulamalar aracılığı ile her yerden ulaşma şansınız var. Bunun yanısıra dosya paylaşımını inanılmaz kolaylaştırıyor ki şöyle; Min.us ‘u açıp herhangi bir dosyayı tarayıcıya sürükleyip bırakmanız yeterli. Gerisini ona bırakıyorsunuz. Yüklediğiniz dosyalar için size “embed” kodu da veriyor, böylece internet sitelerinde herhangi bir word dosyasını bir pencere içerisinde paylaşmanızı mümkün kılıyor. Referansımla kaydolun da bari bir kıyağınız olsun : )

Benim yedekleme ile ilgili olası önerilerim bu şekilde. Siz kullandığınız yöntemleri yorum yaparak paylaşabilirsiniz:

Anadolu Hisarı Spor Kulübü’ne Yıkım

Bendeniz malum üzere Marmara Üniversitesi Anadolu Hisarı (daha ilk cümleden ikametgahı verdik hadi bakalım) kampüsünde öğrenciliğimi sürdürüyorum. İstanbul’un en güzel semtlerinden birinde olan bu kampüsün karşısında Anadolu Hisarı Spor Kulübü’nün binası, kahvehanesi, ve onlara komşu bir dürümcü var(dı). Geçmiş zaman ekini hala yakıştıramıyorum ama artık malasef geçmiş zaman.

Marmara Üniversitesi ile yaşadığı arazi problemi üzerine olaylı bir şekilde yıkılan Anadolu Hisarı Spor Kulübü sporcuları ve taraftarları gerçekten üzgün ve kızgın durumdalar. Boğaziçi İmar Müdürlüğü de bu kızgınlıktan çekinmiş olacak ki sabaha karşı Çevik Kuvvet eşliğinde yıkımı gerçekleştirmiş ve Kulüp eşyalarının içeriden alınmasına bile (belgeler vs. gibi şeyler de dahil) izin vermemiş. Haberin kaynağındaki fotoğraflarda da görüleceği üzerine bir de Atatürk büstünün yıkılıp yerde bırakılması gibi bir durum da var.

İBB’nin, Atatürk büstü söylentilerinden sonra yaptığı basın açıklaması ile (belki bu vahim olay Atatürk büstü yıkılmasa bu kadar duyulamayacaktı, bu da ayrı bir duyarlılık çelişkisi) arazi meselesinde topu Marmara Üniversitesi’ne atmış ve kulübün yıkılmasıyla ilgili sosyal bir tek cümle dahi etmeyip, kalan kocaman paragrafları “büstü biz yıkmadık ” demek için kullanmış. Marmara Üniversitesi de durumun böyle olduğunu iddia eden bir tutanak hazırlamış. Bu tutanak hayatımda gördüğüm en aptalca tutanaklardan biri:

“Yıkım sırasında görevlilerin binalarda bulunan malzemeleri tahliye ederek kamyonlara yükledikleri ve yed-i emin deposuna teslim edilmek üzere gönderildiği gözlenmiştir. Ayrıca tahliye ve yıkımın görevliler tarafından kameraya alındığı, yıkım sırasında binaların boş olduğu, dolayısıyla enkaz altında malzemelerin kalmasının söz konusu olmadığı görülmüştür.”

Şu haberdeki fotoğraflar,  yukarıdaki bir ton kelimeyi o enkaza gömüyordur herhalde…

Tutanakta da okuduğunuz üzere, Marmara Üniversitesi büstün sadece kaide kısmını yıkıldığını ve büstün, kulüp yetkililerinin isteği üzerine kulübe sağ salim verildiğini ancak o yetkililerin durumu tahrik (provoke) etmek amacıyla büstü yere attıklarını iddia ediyor. Bu iddiayı kabul ettik diyelim. Tutanağın sonlarına doğru “alkollü olduğu gözlenen bir grup taraftar kampüs girişine gelerek görevlilerimizi tehdit etmişler, hatta şişe ve taş atmak suretiyle yerleşke alanındaki bazı binalara zarar vermişlerdir.” Marmara Üniversitesi kulübün üyelerini mekansız bıraktığıyla kalmıyor, bir de üyeleri alkol alıp binalara zarar vermekle suçluyor; ki bu durum külliyen yalan. O gün biz okuldaydık ve hiçbirimizin dikkatini herhangi bir zarar çekmedi.

Yazının en başında duran NTV haberinde yetkili daha 7 sene süremiz varken Marmara Üniversitesi’nin sözünden caydığını iddia ediyor. Artık mevzubahis arazi güzel bir otel mi yapılacak ne olacak bilemiyorum; ama üniversite yönetimini sözünü 7 sene önceden bozmaya zorluyorsa, kesin heyecan verici bir şey olacak!

Olay yerinde gördüğüm kulüp sporcuları (çoğunun eğitimsiz veya eğitimlerinde isteksiz ve başarısız olduğu muallak) kin ve nefret doluydular. Sırf o okulun öğrencisi olduğumuz için arkadaşımla dayak yeme ihtimalimiz vardı. Sporla deşarj olan, hayatına bir çeşit anlam katan bu sağlıklı gençlerin elinden bu imkanlarını almak; bu ülkede neden tecavüz, kapkaç, terör, hırsızlık artıyor sorusuna cevap olmaktır. Bu sebeple verdiği 7 senelik sözü tutmayıp bu sporcuların spor yapma haklarını elinden alan, üzerine bir de yalan söyleyen ve  onları suçlayan Marmara Üniversitesi Yönetimini; o yönetimin bunları yapmasına seyirci kalan adlarını bilmediğim ve bilmek istemediğim tüm denetim organlarını ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni kınıyorum. Anadolu Hisarı Spor Kulübü yönetici ve sporcularına da geçmiş olsun dileklerimi iletiyor ve M.Ü öğrencileri olarak yanlarında olduğumuzu söylemek istiyorum. Sizlerden de kınamanızı bekliyorum; lütfen konuyla ilgili fikirlerinizi sosyal ağlarda ve günlük hayatta arkadaş çevrenizle paylaşınız.

Aşağıdaki fotoğrafları olay yerinde (yıkımdan bir gün sonra) 19.01.12 tarihinde ben çektim ve yazıyı bu fotoğraflara yorum yap(a)madan bitiriyorum.

Kulübün binasının civarında yaşayan ve yıkımdan sonra resmen depresyona giren ve orada öğrendiğime göre hala hiçbir şey yememiş olan köpek: ve üzüntüsünü gizleyemeyen bir abinin fotoğrafına yorum yapmadan bitiriyorum. Aşağıdaki fotoğrafları olay yerinde (yıkımdan bir gün sonra) 19.01.12 tarihinde ben çektim:

Resimleri görebilmek için üzerine tıklayın.

Bir Çay Daha Lütfen

Bir yabancının gözünden Türkiye olarak, en önemlisi bir Amerikalı kadının gözünden Türkiye olarak oldukça başarılı bir eser olan “Evet, Bir Çay Daha Lütfen” (Yes, I Love Another Glass of Tea) kitabını tanıtmak istiyorum. Kadriye Branning‘in (bu ismi kullanmayı seviyor) 87′de başlayan Türkiye sevgisi ve 30 yıldır her yıl Türkiye’ye geliyor oluşu, Türkiye’nin son 80lerden bu yana olan değişiminin ve kalkınışının izlerini iyi yansıtıyor. Batının ortabatıcı ve oryantalist gözlüklerini bir kenara fırlattığını iddia eden Branning, bu fırlatma eyleminde gerçekten oldukça başarılı olmuş. Türk kültürüne yönelik çok güzel tespitleri var ve Türkleri algılayışı gerçekten çok sevecen.

Kadının Türkiye sevgisi ve Türkler hakkındaki düşünceleri karşısında zaman zaman mahçup olup ezildiğimi söyleyebilirim.

Buarada kendisinin Türkiye’deki hanları listelediği turkishhan.org adresini ziyaret etmenizde fayda var.

Kitaptan güzel bir kaç alıntı:

Benim Türkiyem’de beni bekleyen, ne deniz, eğlence, moda kulüpleri, güzel bikinili insanlar, diskotekler ne de kayak merkezleridir. Beni oraya çeken başka bir şeydir: Ağaçtan yapılmış bir ev, dağlardaki yeşillikler, ağaçlardaki adaklar, yol kenarlarında şırıl şırıl akan pınarlar, halk ozanları, dervişler, kambur köprüler, sarnıçlar, ormanlar, ırmaklar, saz çalanlar, ötücü kuşlar, pilav günleri, sünnet düğünleri, yağ tenekelerine dikilmiş çiçeklerin süslediği kamelyalar, saat kuleleri, kadın müşteriler için özel yerleri olan lokantalar, üzüm asmalarının gölgelediği çay bahçeleri, tarlalarda sarımsak soğan toplayan kadınlar…

Fakat bütün jestler içinde en tatlı olanı Sivas’ta bir grup genç kızdan gelmişti. Bir öğleden sonra şehrin merkezindeki Konak Meydanı’nda buluna güzel çay bahçesinde bir süre dinlenmek istedim. Çayımı yudumlarken yan taraftaki masada bir yandan çay içip konuşup gülerken bir yandan da ev yapımı bir keki açmaya çalışan altı genç kız dikkatimi çekti. Ya birinin doğum günüydü ya okul sonunu kutluyorlardı ya da öylesine kendi aralarında eğleniyorlardı. O kadar düşüncelere ve okumaya dalmıştım ki, kızlardan birinin masama gelmiş olduğunu farkedemedim. Elinde az önce masalarında gördüğüm, şimdi dilimlenmiş kek vardı. Tabağı bana uzatarak “Buyurun, kekimizden tatmak istemez misiniz? Kendim yaptım, afiyet olsun.” dedi. İlk dilimi almakla onurlandırılmam beni etkilemişti; çok daha fazla duygusallaşmama neden olan şey ise o günün benim doğum günüm olmasıydı. Sanki onlar bunu biliyorlardı! Zevkle kutladığım doğum günlerinde tattığım kabartmalı, kremalı kekler ve pastalardan hiçbiri bir yabancının, güler bir yüzle bana uzattığı bu sade kek kadar lezzetli değildi.

 

Kullandığım Android Uygulamaları

Herkesi Android kullanmaya teşvik ettiğim şu dönemlerde, Android’e yeni başlayan arkadaşlarım için faydalı olacağını düşündüğüm kendi uygulama listemi hazırladım. Arada bir dönüp güncelleyeceğim. Link vermedim, çünkü hepsi Market’te olan uygulamalar ve bazı oyunlar dışındakilerin hepsi ücretsiz.

Android ile ilgili keşfettiğim güzel ipuçları oldukça, yazacağım.

3D Bowling: Stres atmak için bir bowling oyunu.

ABBYY Business Card Reader: Kartvizit işleme programı. Bir kartvizitin fotoğrafını çekiyorsunuz, üzerindeki isim, firma, ünvan, telefon, e-posta gibi bilgileri tanıyıp tarayarak direkt rehberinize ekliyor. Lite sürümünde sadece isim ve telefon taraması yapıyor. Tam kapasite çalışması için Pro almak gerekiyor.

Adobe Reader: PDF okumak için.

AirAttack HD: Henüz açıp oynamadığım bir oyun. Bir ara bakacağım.

Airdroid: Telefonunuzun tüm özelliklerini bilgisayarınızdan kontrol edebilmeye yarıyor.

Androzip: Zip ve Winrar dosyalarını açmak veya oluşturmak için. Winrar’ın yapabildiği hemen hemen her şeyi yapabiliyor.

Angry Birds:

Asphalt 6: Favori oyunum. Bitirdim.

Assasin’s Creed: İkinci favorim. Çok başarılı.

Backgammon Free: Tavla

Basketball Shot: Potaya top atıyorsunuz. Streslik.

Blip.me: Telsiz uygulaması. Kullanan çok fazla arkadaşım olmadığı için henüz test edemedim.

Bonsai Blast: Eğlenceli bir oyun.

Ches Free: Satranç

Chrome to Phone: Bilgisayarınızda Chrome tarayıcınıza yerleşen bir buton sayesinde, butona basar basmaz o an açık olan sitedeki işe yarar bilgiler telefonunuza düşüyor. Örneğin o sayfada bir telefon numarası varsa, telefon size arayayım mı diye soruyor. Çok kullanışlı bir uygulama.

Cloudy: Zevkli bir oyun.

CNN Turk:

ColorNote: Güzel bir not defteri uygulaması. Widget desteği de var.

Dipnot: Dipnot.tv haber sitesinin uygulaması, çok başarılı değil ama idare eder.

Dizitv: Dizi ve film izlemek için oldukça başarılı ama tabi ki şarj düşmanı.

Docs: Google Dokümanlar uygulaması. Hayat kurtarır.

Dolphin Browser: Çok gelişmiş bir internet tarayıcısı. Varsayılan olarak kullanıyorum.

Dropbox: Yine hayat kurtaran bir uygulama. Bilgisayarınız ve telefonunuz arasında dosyaları senkronize ediyor. Dropbox candır.

Easy Battery Saver: Bataryayı verimli kullanmak için çeşitli profiller yaratıp o profiller arası geçiş sağlıyorsunuz. Başarılı

Easy Task Killer: Arka planda çalışan uygulamaları belli aralıklarla kontrol edip kapatıyor, bataryayı koruyor.

ES File Exploler: Dosya yöneticisi. İyidir.

Evernote: Evernote’un mobil uygulaması ile notlarınızı senkronize edebiliyorsunuz. Mobil olayını çok başarılı çözmüşler. Seviyoruz.

Facebook:

Flickr:

Foursquare: Önceden karşı olduğum bir şeydi fakat ilk kez gittiğiniz bir yerle ilgili yorumları ve ipuçlarını okumak (örneğin oranın meşhur yemeğini, bulunduğunuz kafenin wireless şifresini vs.), orada olduğundan haberinizin olmadığı arkadaşlarınızı keşfetmek vb. gibi artılar sağlıyor.

Fruit Slice: Çok zevkli bir oyun.

Gmail: Vazgeçilmezim.

Goggles: Teknolojinin über boyutu. Google harikası. Açıklama yapamam, indirin keşfedin.

Goodreads: Kitap sosyal ağı, başarılı bir uygulaması var. Goodreads belki de en iyi Android uygulamalarının içinde yer alabilir. Barkod tarama ile kitap taratabiliyorsunuz.

Google Sky Map: Yıldızlara bakın.

Google+: Çok başarılı.

IBBTrafik:

IMDB: Film veri bankası.

İşcep:

Jewels: Güzel bir oyun.

Kanald:

Kitaplık: Idefix’in e-kitap uygulaması.

Maps: Google Maps hayat kurtarır.

Messenger: Facebook mesajlarınızı push olarak anında alabiliyorsunuz.

Minus: Sadeliğine kurban olduğum bir dosya up/download servisi.

MSN Mercury:

NASA:

Nerde Bu Otobüs: İstanbulluların işine yarar.

Okeymini: Başarılı bir okey oyunu.

Photoshop Express: Fotoğraflarınızı düzenleyebileceğiniz iyi bir Adobe ürünü.

Pinball:

Reader: Google Reader. Vazgeçilmez.

Real Blackjack:

Sahibinden:

Sikeyatvar: Sikayetvar.com ‘un uygulaması. İyi düşünülmüş.

Skype:

Slice It: Eğlenceli bir oyun.

SMS Key: Bir zeka ürünü uygulama. Bankaların internet şubesine girerken telefonunuza gönderdiği o abuk sabuk kodu mesajın içinden çekip ekrana kocaman bir puntoyla yazıyor. Çok kullanışlı, ihtiyaca yönelik. Tüm Türk bankaları var.

SPB TV: Televizyon izleyebiliyorsunuz. Türk kanalları da var.

Star: Star TV’nin uygulaması, güzel.

Talk: Google Talk. İyidir.

Taskos: Widget desteği olan, ücretsiz, müthiş bir uygulama. Gmail’deki “görevler” ile entegre çalışan bir yapılacaklar listesi uygulaması.

Teamviewer: Telefonunuzdan başka bir bilgisayar ya da telefonu kontrol edebildiğiniz bir istemci. Harika. Hayat kurtardığı anlar olur.

Translate:

Tumblr:

Twitter:

UNO: Bildiğimiz UNO. Çok başarılı bir uygulaması var. Gameloft imzalı.

Whatsapp:

WordPress:

Wuala: Dropbox benzeri.

Yemeksepeti: Oldukça kaliteli bir uygulama olmuş, Yemeksepeti’ni tebrik etmek gerek. Herhangi bir kısıtlama olmadan, canlı müşteri temsilcisi yardımı da dahil tüm özellikleri uydurmuşlar.

Zaman: Gazete.

 

Behzat Ç Seni Kalbime Gömdüm

Geçtiğimiz hafta Kadıköy Rexx Sineması’nda izlediğim Behzat Ç Seni Kalbime Gömdüm üzerine yazmamak olmaz sanırım.
Dizinin benim gibi hayranlarının filme çok büyük beklentilerle gidip biraz hayal kırıklığına uğradığını görüyorum. Filme çok büyük beklentilerle gitmemek gerek. Diziyi takip etmeyenlerin de anlayabileceği film, ilk yarıda gevşek gitse de sonradan olay örgüsü iyi toparlanıyor. Dizide olmayan karakterler iyi oturtulmuş; Kolsuz Ahmet, Red Kit.

Diziyi özleyenler ve Behzat Ç’yi sansürsüz, doya doya izlemek isteyenler için ideal.

Eleştirilecek noktalar da var. Küçük roller çok başarısız. Özellikle Behzat’a senden nefret ediyorum diye sitem eden herif rezalet oynamış.

Bir de Renault reklamı çok abartılmış. Hyundai fanatikleri yarattıktan sonra, filmde Renault reklamı yapmak olmamış…

O değil de Savcı Esra benimle evlensen?

Düzeltme: Renault gafı yapmışım, ama yazıyı yazdığımda kitabı okumamıştım, özür. : )