
Can Dündar’ın Yakamdaki Yüzler kitabın okudum bitirdim dün gece. Kitap, Dündar’ın tanıdığı, vefat etmiş, ünlü simalarla olan anılarını yazdığı kısa yazıların derlendiği bir kitap. Her yazı ölümden bahsettiği ve bir öncekine fazlaca benzediğinden bazen sıkıcı ve kasvetli olabiliyor. Bir de adı geçen her kişiyi tanımamak anlama problemlerine yol açıyor.
Ecevit, Yavuz Çetin, Zeki Müren, Kemal Sunal, Attila İlhan gibi isimlerle ilgili yazıları beğendim en çok. Kısa sürede okunabilecek, güzel, ölümü, hayatın boşluğunu, gelip geçiciliğini hatırlatan bir haftasonu kitabı. Tavsiye ederim.
Etiketler: attila ilhan, bulent ecevit, can dundar, imge yayınları, kemal sunal, yakamdaki yüzler, yavuz cetin, zeki müren
Bu adamı, Nihat Genç ile yaptığı Ne Var Ne Yok programı ile tanımaya başladık. Ama aslında hep tanıyorduk bu adamı; zira sürekli baktığımız o camda tanıdığımız her kaliteli şeyin arkasında bu adam vardı.
Serdar Akinan, genç yaşta olmasına rağmen “başarı” kelimesinin tam karşılığı. Gerçekten çalışmış ve “başarılı” olmuş bir adam.
17 yaşında Milliyet ‘in gece servisinde çalışmaya başlamış, yıllarca 32. Gün adlı programın görsel yönetmenliğini yapmış, bir süre başını alıp Amerika ‘ya gitmiş, döndüğünde Number One TV ‘nin başına geçmiş, sonrasında CNN Türk ‘ün kuruluşunda görev almış, ardından NTV ‘ye gitmiş. NTV ‘den ayrılıp bir ayda Kanaltürk ‘ü tüm altyapısını elinden geçirerek kurmuş. Sonra Dubai ‘ye gidip bir televizyon kanalı kurmuş. Şuanda da SKY Türk ‘de Nihat Genç ile program yapıyor, aynı zamanda da Akşam Gazetesi ‘nin bir köşe yazarı.
Her sabaha karşı, Firefox ‘da beni deli eden www.aksam.com.tr ‘ye girme sebebim. Kendisi, medyanın örttüğü “sorun”ları yazıyor. Türkiye ‘nin en yüksek faizi verdiği vb gibi konularda neredeyse tüm ayrıntıları köşesinden öğrendim. “Muhalefet” nasıl yapılır sorusunun karşılığını köşesinde veriyor. Devamını Oku »
Etiketler: gazetecilik, nihat genc, serdar akinan, sky türk, televizyonculuk

Fikir Atolyesi, bana göre, konsept olarak Türkiye ‘nin en güzel blogu. Bu bana göre tartışılmaz bir durum. Bir benzeri, taklidi vs yok. Bir yazıyı sonuna kadar okuduğunuzda yazacak yorum bulamadığınız bir blog Fikir Atolyesi, zira herşey yazılmış oluyor. İçeriği, konsepti gereği seyrek güncelleniyor ve ben ne zaman Google Reader ‘da Fikir Atolyesi görsem heyecanlanıyorum.
Bugün herzamankinden daha çok ilgimi çeken bir yazı okudum. 15000 dolar ile 10 ay boyunca dünyayı dolaşan Barış Akkiriş ‘in serüvenini anlatmış daha önce. Şimdi ise “Fikir Atolyesi Kahramanları Hayatta Mı” yazı dizisiyle şuan ne yaptığını yazmış.
Barış Akkiriş, benim belki de en büyük hayalimi gerçekleştirmiş biri. Cesaretine ve hayal gücüne hayran kaldım diyebilirim. 10 Ağustos 2005 ‘te başladığı gezi programı şöyleymiş kendisinin :
- Ağustos - ABD (New York, Seattle, Cascade Dağları ve Pullman).
- Eylül - Meksika / Guatemala (Mexico City, Oaxaca, Yucatan yarımadası, Lago Atitlan, Antigua).
- Ekim- Küba.
- Kasım - Ekvator (Cotopaxi’ye tırmanış, cangılda rafting, Quito vb..).
- Aralık - Peru / Şili.
- Ocak - Patagonya (Şili/ Arjantin, Puerto Montt, Punta Arenas, Ushuaia).
- Şubat - Arjantin devam, Buenos Aires - Bariloche, Iguazu.
- Mart - Rio Karnavalı - Sao Paulo ve şu aralar Pantanal’e geçiyor, vahşi doğal hayatı görmeye…
Bu sadece ilk 7 ay dolduktan sonra Fikir Atolyesi ‘ndeki röportajında verdiği plan. Bundan sonra iki buçuk ay daha gezmiş, ayrıntılı bilgi kendi sitesinde var.
10 ayda İspanyolca öğrenmiş, hayata bakışı değişmiş. Kendisi belki de kariyerinin önemli bir noktasında, daha 28 yaşında böyle bir şey yapmış. Bu bana göre çok önemli bir hareket. Sadece 10 ay ve 15000 dolarla belki de ruhuna yapılabilecek en iyi masajı yapmış kendisi.
Fikir Atolyesi ‘nde bunun gibi bir sürü ilginç deneyimler yaşamış insanların hayatları var diyebiliriz. Keşke monitör karşısında gözlerim acımasa da tüm arşivi okuyabilsem. Hepsini okumak, zihnime kazımak istiyorum. Yetmiyor, Tunç Kılınç ‘a buradan sesleniyor ve “Fikir Atolyesi kitap haline getirilsin” diyorum. Çok hoş olabilir belki, bilmiyorum belki kendisi de düşünmüştür.
Barış Akkiriş ‘e de tebriklerimi sunuyor, ve benim çok ileride yapmak istediğim birşeyi erken yapıp bana gaz verdiği için kendisine hayran olduğumu belirtiyorum. 10 ay boyunca süren serüveni boyunca tuttuğu bloga www.barisnerede.com adresinden ulaşabilirsiniz. Şiddetle, terlik atarak tavsiye ediyorum.
Etiketler: baris akkiris, baris nerede, dunya turu, dunya turuna cikmak, fikir atolyesi, gezi, hayal, tunc kilinc
Üniversitelerde, bireyi ön plana çıkaran bireysel yetenekleridir. Yani en azından büyüklerimiz bize böyle anlattılar hep. Son zamanlarda, rastgele, kısa filmlerle karşılaşıyorum ve hepsi üniversitede okuyan ve bu işi hobi olarak yapan öğrencilere ait çıkıyor. İşte o filmlerden biraz derleyeyim dedim: Devamını Oku »
Etiketler: 1 2 3 tip, egrisi dogrusu, ibretul versite, ksa filmler, pelesenk, üniversite ksa filmleri, yonetmenlik
Dünya, bu fotoğrafıyla tanımıştı Erkan ‘ı. Birden bire tüm dünya basınına bu karelerle yerleşti. Dünyada en zor kararları veren, en ciddi adamlar olmak zorunda olan insanlarda bile azıcık insanlık, merhamet, sevgi eksikliği olduğunu anlamıştık belkide bu fotoğrafla. Koskoca Bill Clinton, deprem mağduru sevimli bir bebeğin ellerini öpüyordu, ve söz konusu velet dünyanın bir numaralı adamının burnunu sıkarak olay bile olmuştu.
Yıllar geçmişti ve biz bu olayı unutmuştuk. Bir iki yıl kadar önce tekrar gündeme gelmişti. Çocuk büyümüş, okula başlamış, ve Clinton ‘a mektup yazmışlar. Clinton da onu unutmadığını, Türkiye ziyaretinde tekrar görüşmek istediğini söylemiş ve nitekim görüşmüşler de.
Az önce adını hatırlayamadığım bir program vardı televizyonda (bilen varsa yazsın lütfen). Yaptığı bir olayla gündeme gelmiş, basını işgal etmiş, sonrasında ise unutulmuş, adı bile hatırlanmayan kişilerin şuan neler yaptığını anlatan, bana göre tam Türkiye ‘ye uyan ve mükemmel düşünülmüş bir format. Kim düşündüyse kutluyorum, gerçekten büyük bir televizyoncuymuş. Bugünkü konuları Erkan bebekti. Ne bebeği lan eşek kadar çocuk olmuş : ) Her neyse. Çocuk okuluna gidiyor. Kendi bebekliğini gazetelerde görmek onun için anlaşılması zor bir durum olsa gerek. Bir iki yıl sonra Clinton geldiğinde tekrar görüşmüş tabi ama bir iki dakika. Muhabir, “peki Bush ‘u görsen ne yaparsın” dediğinde; çocuk şirin bir ses tonuyla “Clinton dedenin burnunu sıkmıştım, Bush ‘un kulağını çekerim” dedi. Devamını Oku »
Etiketler: andy warhol, bill clinton, erkan bebek, erkan bebek ve clinton, kadir has, kisik ateste 15 dakika
« Önceki Yazılar