
Yılmaz Erdoğan‘a esas hayranlığım komedyen kimliğinden değil de şair kimliğinden ileri gelir. Komedyen olarak da sevmişimdir tabi çok. Bu projesiyle daha çok seveceğim gibi görünüyor.
Gerçekten güzel program. Orjinal bir fikir. Bir çok eleştirilesi nokta var aslında ama proje genel hatlarıyla çok hoş bir proje.
Örneğin Yılmaz Erdoğan’ın büyük usta şeklindeki havaları, koltuğun tepesinde oturup oyunu izlemesi vs pek hoş değil. Bunları zaman içerisinde fark edeceklerdir sanıyorum. Puanlama sistemine de gerçekten gerek yok aslında. Sonuçta kimse bugüne kadar (aslında sadece ilk bölümü izledim) rezil, yani, güzel hareket vs demedi.
Bugün izlediğim ilk bölümün sonunda eleman babasını kaybedişini skeç haline getirmiş duygu yüklü bir sahneyle bitmişti oyun. Bu başta klasik ajitasyon olabilir. Şunu unutmamak lazım ki program bir okulun ürünü. Ben çocuğun gerçekten içinden geldiğine inanıyorum. Yapaydı evet, ama onun istediği orda yapay olmak değildi gibi. Keşke olmasaydı ama olması da bi problem oluşturmadı bence. Ek$i Sözlük‘te bu konunun çok üzerine gitmişler ondan bu kadar üstünde durdum.
İlk program gerçekten ümit verici. Özellikle tabutçu adam çok ama çok komikti. Umarım devamı da böyle gelir. Malzeme sıkıntısı falan çekilmez.
Yılmaz Erdoğan bir de yeni şiir kitabı çıkarsa tam olacak işte ama…
Etiketler: bkm mutfak, çok güzel hareketler bunlar, yılmaz erdoğan

Kazım Koyuncu, Karadeniz müziğinin sağlam temsilcisi, bu toprakların kaliteli solcusu, hayata karşı duruşu ve politik söylemleri ile eşsiz bir sanatçıydı. En azından bu kadarını biliyordum, öldükten sonra çıkan haberler ile. Şöyleydi de böyleydi de… Ama en derinini Ahmet Kıvanç‘ın hazırladığı bu belgeselde buldum.
Belgeselde yalnızca Kazım Koyuncu konuşuyor. Ki bu tarzı çok sevdim. Ölen sanatçıların ardından yapılan belgeseller bu tarzda olmalı bence de. Kazım Koyuncu’nun memleketi Pançol’da çektiği uzun bir video, konser görüntüleri, katıldığı programlardan alıntılar, röportajlar vs vs. Fakat belgeselin girişi mükemmel ötesi. Sadece girişini izleseniz Kazım Koyuncu’ya hayranlık duyabilirsiniz.
Belgeselde Kazım Koyuncu ‘nun Zuğaşi Berepe grubundaki müzikal yaşamından çıkarttığı solo albümlere, Karadeniz’deki sahilin otoyol yapılması üzerine yaptığı ateşli konuşmalardan Çernobil olayı ile ilgili öfke kusmasına, arkadaşlarıyla birlikte çektiği videolara, kemoterapi gördüğü zaman dilimindeki yaşantısına dair birçok şey var bu belgeselde.
Tek eksik, Kazım Koyuncu’nun belki de ölümünden önce söylediği en duygusal olan “İşte Gidiyorum” adlı şarkıya dair bir şeyin bulunmamasaydı. Herhalde belgeselin sonuna saklamışlardır diye sabırla bekledim ama ne yazık ki çıkmadı. Niye konulmamış anlayabilmiş değilim.
Belgeselden elde edilen gelir de Umut Çocukları’na bağışlanıyormuş ayrıca. İdefix’te 20 YTL. Şiddetle tavsiye ediyorum. Durumu müsait olmayanlar benim gibi Rapidshare’dan devam :)
Etiketler: çernobil, işte gidiyorum, kazım koyuncu, pançol, şarkılarla geçtim aranızdan, ümit kıvanç, zuğaşi berepe

Ülkemle iftihar duydum denilen anlar bana pek yabancı gelmiştir genellikle. Bir tek küçüklüğün vermiş olduğu gazla Sertap Erener’in Erovizyon birinciliğinde ve milli takımın dünya üçüncülüğünde çok coşmuştum. Ondan sonrakiler benim için sadece iyi gelişmeler olarak kaldılar. Fakat Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes’da ödül almasına ve yaptığı enfes konuşmasına gerçekten bayıldım. Milli duygularım da kabarmadı desem yalan olur.
Zaten Uzak ve İklimler ile Cannes’da ödüller almıştı. Üç Maymun’la doruğa çıktı kendisi. Filmi merakla bekliyorum. İzledikten sonra yorumlarımı yazacağım.
Nuri Bilge Ceylan’ın ödülü aldığı andaki konuşmasını, sonrasında kendisiyle yapılan röportajları şiddetle Ntvmsnbc’den izlemenizi öneriyor, filmin piyasaya düşmesi için sabırsızlanıyorum.
Etiketler: cannes, iklimler, nuri bilge ceylan, sean penn, üç maymun, uzak
Tesadüf müdür bilinmez ama Lost bu aralar Türkiye ve Türkçe ile çok sıkı fıkı :) Önce Sawyer ‘ı oynayan Josh Holloway Türkiye’ye gelip Beyaz Show’a katıldı şimdi de dizinin 4. sezonun en son oynayan bölümü olan 9. bölümünde Benjamin Linus karakteri Türkçe konuştu:
[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=KjOqrVR9SoA[/youtube]
Etiketler: benjamin linus, lost, sawyer
Ankara ‘da oturan, sinemaya aşık, 22-27 Şubat tarihleri arasında herhangi önemli bir işi olmayan tüm insan güruhuna duyrulur ki İkinci El Festivali sizi bekliyor.
Daha önce bazı kısa filmlerine burada yer verdiğim Bilal Bay ‘ın da emek verenleri arasında yer aldığı festival, “festival”lerde harcanan filmleri gösteriyor, ödül yerine alkış vaad ediyor.
Radikal gazetesinden ve festival sitesinden ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz.
Ön elemede elenmiş film kötü film değildir!
Etiketler: bilal bay, ikinci el festivali, kısa film, sinema