Çehov Tarzı Bir Hikaye Olmasın Çanakkale

“Ne olduğunun farkında değillerdi aslında. Yıllar sonra bile milyonlarca insanın arkalarından dua edeceklerini, bir devri bitirdiklerini bilmiyordu belki de birçoğu. Düşündükleri tek şey sadece gördükleriydi.

Babası Kurban Bayramı’ nda kurban keserken bakamayan bu genç adamlar neler görüyorlardı şimdi ? Olamazdı. “Günah” değil miydi ama bu ?

Her ne kadar vatan aşkı ile dolu olsalar da annelerini özlemişlerdi belki de. Keşke evlerinde olsalardı şimdi. Ama olamazdı…

Hepsi de imkansızlıklar içinde imkansızlıklara şahit oluyorlardı. Mermiler birbiriyle çarpışıyordu. Az önce sigarasını verdiği adamı öldürüyordu birkaç metre ileride biri… Nasıl da korku dolu ama bir o kadar da sıcacık bir gülümseyişi vardı sigarayı alan esmer çocuğun. İçi acımıştı…

“Bu ne biçim savaş ulan” en sık içlerinden geçirdikleri sözdü belki de , bağıra bağıra söyledikleri “Allah Allah”lardan sonra… Bu kadar insan neden onlara mermi atıyordu ?

Churchill beş çayını boğazda içsin diye miydi ki acaba bunlar ? O da kimdi ? “

Çok değil, neredeyse bir asır kadar önce iki yüz elli bin tane genç adamın psikolojisi yukarıdaki gibiydi tahminimce.

İnsanlık tarihi boyunca tüm yıkımlar insanların aşağılık içgüdülerini bastıramamasından, ya da çok bastırmasından, kaynaklanmıştır. Hep… Hep daha fazlasını istemek… Doymamak… Önünde ortalama otuz – kırk yıl varken değer mi halbuki bunlara? Değer mi kendi otuz – kırk yılın için yüz binlerce insanın otuz – kırk yılını mahvetmeye?

Topraklar… İnsanların, toplulukların yaşadığı her toprak kanla sulanmıştır mutlaka… İstanbul, Kırım, Kosova, Filistin, Irak…

Haksızlığa dayanamazmış bizim atalarımız. Haksızlıkla ilgili bir sürü atasözü söylemişler. Onların torunları ise gözleri önünde ölen din kardeşlerini, bırakın din kardeşliğini, ölen “insan”ları seyrettiler. Hatta üs verdiler ki elin gavuru Türkiye üzerinden de girebilsin. O sırada biz “kaynanam olur musun” a kısa mesaj göndermekle meşguldük.

Ana haber bültenleri o kadar çok ölüm haberi verir oldu ki normal gelmeye başladı artık bize de insanların ölmesi. Zaten çok sıkıcı haberlerdi bunlar. Diğer kanaldaki dizinin tekrarını izlemek daha iyi fikirdi.

Bir ara “laiklik dinsizliktir” diyen takım elbiseli adamların adını gördük beyaz bir kağıt parçasında, üzerine damga basıp sandıklara attık. Sonra o adamların resimleri “dinsiz adam”ın resimleriyle yan yana konuldu resmi törenlerde.

Büyük tırnak içinde yazdığım hikayenin sonunun parçalarıydı bunlar… Ne yazık ki Çehov tarzı kullandık bu hikayeyi yazarken ulus olarak. Çünkü biz böyle dua ettik (!) iki yüz elli bin dedemizin ardından… Elleri belki de bir kızın eline hiç değmemişti çoğunun, bir kızın yanaklarına dokunmamıştı hiç… Kendilerine böyle teşekkür edileceğini bilselerdi… Hayır ! Yine yaparlardı ! Kıyamazlardı yine de !

Bu yazı Deneme kategorisine gönderilmiş ve , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Çehov Tarzı Bir Hikaye Olmasın Çanakkale için 1 cevap

  1. fatih der ki:

    olabilir:):)::)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>