Eğer Ahmet Türk gerçekten Kürtleri düşünen, Kürtlerin haklarını savuyan, insancıl bir lide olsaydı bu kareyi buraya gururla koyardım. Milliyetçi bir lider ile, yıllarca zorluk çekmiş masum Kürt halkının lideri. Öyle ki bu kareyi odama poster olarak asardım, her sabah uyandığımda bakardım falan.
Ahmet Türk, asla iyi niyetli bir lider olmamıştır. Kendisi bana göre ülke açısından son derece tehlikeli bir adamdır, bir vatan hainidir. Ahmet Türk, gerçekten Kürtlerin hakkını arayan bir adam olsa, PKK konusunda Türkiye ile işbirliği yapar, partisine yakın olan Leyla Zana gibi isimlerin provakosyonlarını engeller, Kürt – Türk ayrımını yok edecek adımlar atar, çalışmalar yapar, filmler hazırlatır. Ama Ahmet Türk bunlardan hiçbirini yapmamıştır, yapmayacaktır.
“PKK’dan, Güneydoğu’ya döşenmiş mayınların haritasını alabileceklerini, ancak hiç açılım olmadığından dolayı, hareket edemediklerini” söylemesi anlatmaya çalıştıklarımı özetler. Madem bunu yapabilirdin, koskoca devletin senin ayağına mı gelmesini bekledin? Vatansever biri olsan, insancıl biri olsan, akan tonlarca şehit kanı için bir damla gözyaşı dökmüş olsan, bir kere içten bir of çekmiş olsan gerekli makamlara başvurup işbirliği yapamaz mıydın? Direk olarak Genelkurmay Başkanı ile bile görüşebilirdin bu konuda !
Bu Ahmet Türk dür ki Devlet Bahçeli ‘nin elini sıkmayı asla haketmemiştir. Devlet Bahçeli o eli havada bırakmamakla belki de hayatının en büyük hatasını yapmıştır. Belki anlık bir durum olarak geri çekememiş olabilir, zira sonrasında yaptığı “diğer elinizle kurşun sıkmayın” açıklamasından ben bunu çıkarıyorum. Ama olsun, siyasette böyle ufak şeyler bile çok önemlidir.
Ben, Bahçeli olsam, o eli kesinlikle havada bırakır ve kendisine az ilerideki kameraya gidip “PKK ile hiçbir ilişkimiz yoktur, PKK bir terör örgütüdür” dedikten sonra kendisinin elini sıkacağımı, yanaklarını öpeceğimi, elma şekeri alıp omuzlarıma bindirebileciğimi söylerdim.
Bu fotoğraf MHP tabanında da krize yol açtı. Ama Bahçeli gerçekten liderlik özellikleri olan bir adam. Şimdi fotoğrafın krizi çoktan unutuldu. MHP ‘ye gelen liderler konusunda bir bilgim yok, ama genel izlenimim doğrultusunda, Bahçeli ‘nin MHP ‘nin başına gelmiş en iyi liderlerden biri olduğunu düşünüyorum. Zira, birçok serseri ülkücü bile yola gelmiştir sayesinde.
Gerçek ülkücüler ile serseri ülkücüler de ayrı bir tez konusudur. Benim memleketimde Ülkücüler, iki kelimeyi bile bir araya getiremeyen eli silahlı serserilerdi. Her kavgada onlar vardı. Okulumuzdaki çoluk çocuk kavgalarına bile karışır olmuşlar, zayıf çocukları kendi bünyelerine alarak bir kavga durumları olduklarında müdahale etmişlerdi. O dönemde hatırladığım “beyaz çorap giymeyi bırakın, bilgisayar alın” gibilerinden bir açıklaması vardı Bahçeli ‘nin. Şimdi ise, memleketimde ülkücüler bir problem değil. Hala serserileri var ama sokaklarda etkileri yok, bu da demektir ki artık zeki ülkücüler gelmiş ve yararlı işlerle uğraşıyorlar.
Ayrıca Alparslan Türkeş ‘in “bu adamın etinden sütünden her şeyinden yararlanın, ama asla birinci adam yapmayın” gibi bir açıklamasını hatırlıyorum. Ama şuan yerine geçecek başka bir birinci adam göremiyorum.




Sevgili Doğancan;
Ahmet Türk ve DTP konusundaki görüşlerin hakkında değil de ülkücülerin geçirdiği evrimi tozpembe olarak görmene karşı bir iki yaşanmış örnek vermek isterim.
Öncelikle evet, Bahçeli parti için iyi bir lider. Her ne kadar meydanlarda yapmış olduğu popülist ve yakışık almaz ip şovunu ve gırtlağını zorlayan ses tonunu unutamasak da iyi bir lider. Akademisyen yanı var öncelikle. Ama, bahsi geçen ülkücü gençliğin öyle hemen düzeldiğini, serseri takımının sokaklardan çekildiğini söylemek için nişantaşında, etilerde gezmek lazım.
Daha bir kaç ay önce Ankara Dil Tarih Coğrafya’da satırlar ortaya çıktı. Ahmet Kaya tişörtü giyen gençler dövüldü yakın tarihte. Liselerde durum da o kadar iyi değil. Kurtlar vadisi ile şahlanan gençliğin abileri (reisleri) nerelerden çıkıyor biliyoruz. Okullar kapanmadan bir kaç hafta önce yiğenim dert yanıyordu “Abi ülkücüler yüzünden okulda gzete okuyamıyoruz” diye. İzmir’de bir devlet lisesinde okuyor yiğenim.
Bir örnek de yakın bir arkadaşımdan. Bir cafetaryada siyaset tartışan bir arkadaşım tuvalete gittiğinde sıkıştırılıp böğrüne tekmeyi yemiş. Şakayla karışık “çorapları ne renkti baktın mı bari?” diye sormuştum ben de arkadaşıma.
Uzatmayalım. Ülkü ocakları ve zihniyeti, öyle kolay kolay değişecek bir yapıya sahip değildir. Kaldı ki MHP bir katili, bıçakla bir insanı öldüren kişiyi milletvekili yapmıştır!
Tozpembe bir Türkiye’de yaşamadığımızı görmemiz dileği ile. Saygılar
Çağatay adlı kişi sana katılmadığı konuda kendisine hak veriyorum.
Anlatacağım kişiler ülkücümü değil mi bilmem ama anlatayım:
Agos Gazetesi bizim eve yakın.
Dolayısıyla, sık sık oralardan geçiyorum.
şimdiye kadar çok defa orada, Hırant Dink cinayetinden sonra, cinayeti işleyen kişinin takkesinin aynısından giyinmiş kişilerin volta attıklarına şahit oldum.
hala bir şeylerin peşindeler.
gözdağı vermek niyetindeler.
Bir katili büyük kahraman ettikleri yetmiyormuş gibi adamın takkesini bile bayrak edinen çapulcular var. Ki bunlar buzdağının görünen kısmı.
Kaba kuvvet tek çözüm yolları. Kafaları başka hiçbir şeye çalışmaz.
milliyetçi arkadaşlardan okuyan düşünen kişiler kusura bakmasın ama, nasıl bir topluluk içinde olduğunuza dikkat edin derim.
onları adam edene kadar ya bizimle hiç uğraşmayın bize o çapulcuları savunmayın ya da siz onlardan ayrılın.
Devlet Bahçeliye gelince:
PKK’lılar onun asıl el sıkmamasından memnun olacaklardı.
çünkü dışlanmak ve bu dışlanmayı dünyaya bütün Kürt halkının dışlanması gibi göstermek için en küçük bir delili bile kullanıyorlar.
Bahçeli’nin tokalaşması siyasi medeniliğin gerektirdiği bir protokoldür sadece.
Eğer bu hoşumuza gitmiyorsa, Devlet Bahçeli değil, PKK’ya meclste bulunma hakkını veren kanunlar sistemimiz suçlanmalıdır.
ey büyük ! devlet bahçeli ayıptır ayıp.. ahmet TÜRK gibi adamın elini sıkıp ondan sonrada o elle bozkurt yapacan yakışırmı başkan dediğimiz adam böyle yaparsa kimseye bişey diyemeyiz ülkede gider bayrakta dinde namusta… teşekkürler sayın devlet bahçeli başarılarının devamını dilerim…