22 Temmuz öncesinde Ufuk Uras, Baskın Oran gibi pohpohlanmış isimleri destekleyen ve Sabahat Tuncel adlı mahkumu (mahkum ne de güzel bir sözcüktür) milletvekili yapan DTP ‘ye sonuna kadar karşıydım. Entelektüellerin, popüler sanatçıların, rock gruplarının vs büyük desteğini alan Ufuk Uras ve Baskın Oran ‘a da son derece şaşırmıştım. Entelektüel dediğimiz, aydın dediğimiz insanlar, Kürt milliyetçiliği üzerinden siyaset yapan, “PKK ile ilişkim yok” diyemeyen bir partinin desteğini alıyorlardı ve bunun adı solculuktu. Bunu anlayamamıştım, hala da anlamıyorum. Bir ara, insanların, bu isimleri Mor Ve Ötesi gibi çok ünlü gruplar destekliyor diye desteklediklerini düşünmeye başlamıştım.
Tam da beklediğim gibi oldu ve 30 Ağustos davetine DTP ‘li vekiller çağırılmadı. E-muhtıra konusunda kesinlikle karşı çıktığım TSK bu sefer tam “yerinde olsam tıpkısını yapardım” şeklinde bir hareket yaptı. Bunun üzerine DTP lideri Ahmet Türk (?) TSK ‘yı bölücülükle (!) suçladı, ve cevabını İlker Başbuğ ‘dan aldı. Üstelik savcılık kendisi hakkında, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini, devletin yargı organlarını, askeri ve emniyet teşkilatını aşağılama” suçu kapsamında soruşturma başlattı.
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ konu ile alakalı yaptığı açıklamayla tam da içimden geçenleri söyledi:
“PKK’ya terör örgütü diyemiyorlar. Demeyen insanı nasıl davet edebiliriz? 5 dakika sonra şehit versek nasıl yapacağız? Bunu mantığınız alıyor mu? Bölücü diyorlar mı? Demiyorlar… Ondan sonra da bize ayrımcılık yapılıyor diyorlar. Nasıl olacak bu?”
İlker Başbuğ, son derece haklı ve mantıklı. Bu kişiler, PKK ile ilişkileri olmadıklarını kanıtlamadan meclise bile alınmamalıydı. Şimdi birileri bana demokrasi nutukları atmaya hazırlanıyordur bu cümleden sonra. Demokrasi bu mudur? Demokrasi, bir yandan ülkeyi bölüp, bir yandan da takım elbiselerle devletin en önemli kurumunda görevli olmak mıdır? Bir yandan vatan evladını öldürüp bir yandan vatan kurtarmak mıdır? Demokrasi diye bir şey yoktur.
DTP ‘nin mecliste rahat duracağına inanmıyorum. Önce Kürtçe yemin ederler mi etmezler mi derken, ilk golü burada attılar. Asker de rahat durmayacaktır ve durmamalıdır. DTP ‘li vekillerin orada olmaları nasıl demorkasi adına bir hata ise, asker de şuan itibari ile DTP ile ilgili her konuya karışarak demokrasiye müdahale etmelidir. Bilinmez, belki de bu adamlar bizi mecliste temsil ediyorlar diye, bizden dört beş kuşak sonrası bizimle dalga geçeceklerdir ve bu nasıl bir zihniyet diyeceklerdir.




“Sol” farklı bir kavram, özellikle Türkiye içerisinde daha da karmakarışık. Zamanında Prof. Yalçın Küçük, “Sol olmayıp da sol adını kullananlar “sol”a tehlif ödesinler.” gibisindn bir laf etmişti, ki bence haklılık payı vardı. Sol Türkiye için ne, öncelikle buna bir tanım bulmalıyız.
Ayrıca DTP ve öncesi farklı bir “sol”. Nasıl mı? Şöyle anlatayim, bundan bir iki yıl önce Almanya’daki gurbetçilerimizle bir röportaj yapılıyor ve destekledikleri partiler soruluyordu. Allahın her kulu Almanya’da solu destekliyordu, iş Türkiye’ye gelince de elbette büyük bölümü sağ hatta fazla sağ partileri destekliyorlardı. Bu azınlık güdüsüdür, bugün DTP ve tabanı azınlık olduğu için “sol” görünmekte ve “sol”da olmakta. Oysaki yarın DTP çoğunluğu ucundan acıcık sağladığı anda ne “sol”u kalır ne insan hakları. Olaya bu noktadan bakmalı. Bu noktadan bakıldığı taktirde DTP’nin pek de “sol” olmadığı, en azından sol kültürde sadece kendi varlığı için var olduğu görülecektir.
Ufuk Uras ve Baskın Oran’a gelirsek, bu noktada Doğancan’a katılmıyorum. Her ikisi de çok değerli ve DTP ile özdeşleştirilemeyecek kadar farklı bir felsefenin insanları. Özgürlük ve Dayanışma Partisi ile Demokratik Toplum Partisi arasında açıkçası dağlar var. Her ikisinin geleneği ve felsefesi farklı.
Orgeneral İlker Başbuğ konusuna gelirsek, Başbuğ’a hak vermek lazım. DTP maalesef PKK ile fazla ilişkilendirilmiş bir parti halini almış durumunda ve ne yazık ki DTP bu inanışı yıkacak adımlar atmıyor. Bu noktada Orgeneral Başbuğ’un şehit önermesi çok anlamlı, DTP’nin şu an için o resepsiyonda işi yok. Ki bunun suçlusu da TSK asla değil, gelinen bu süreçte kimin suçlu olduğu fazlasıyla açık…
Bak bak bak, yazıya bak sen. Yerinde bir yazı olmuş tebrik ederim.
Demokrasi budur işte. Nasıl olacaktı ki? Kenan Evren zihniyetli mi olsun? Öylesi de kötü böylesi de.
Şu urası filan ben de tutmadım. bana bile hitap edemedikten sonra koskoca Anadolu halkına hiç yaklaşamazlar. Halktan uzak durmakla aristokrat tavırlarıyla demokrasi nutuklarıyla Türk halkından hiç bir şey beklemesinler. Havalarını alırlar. “Biz mi bu cahil cühelanın seviyesine inelim” diyen kişiler aralarında çok. Kendi kendilerine üç beş kişi hayal kuruyorlar işte. Gerçi iyi yönleri az değil ama halkın genelinden çok uzaklar.
DTP ise asla ve asla PKK aleyhine tek kelime söylemeyecektir. On yıl filan önce olsaydı takıyye icabı söylerlerdi ama bugün kendilerine çok fazla güveniyorlar. Arkalarında bütün dünya var çünkü. Şimdi gel de Türke Türkten başka dost yok deme!
Daha bunlar bir şey değil. Bugünleri bile aratacak günler yakında. Darbe olayına gelince: Hep söylüyorum ordumuz ABD izni ve onayı olmadan darbe yapamaz. Tam da bush-islam sentezi Türkiyede rayına oturmuşken ABD hiç darbeye izin verir mi?
İlker Başbuğ sölediklerinde haklı.Elimde olsa DTP yi meclisten atarım.
O kadar komik bir durum ki gülmekten kendimi alamıyorum ve kendimi salak bir TÜRK vatandaşı olarak görmeye başlıyorum.
Ne demiş sayın İlker BAŞBUĞ “5 dakika sonra şehit versek nasıl yapacağız?” evet doğru sayın Başbuğ; Öyle ya Şarap masasında, eşlerinizle dans ve muhteşem resepsiyonunuz esnasında aldığınız şehit haberleri zorunuza gitmiyorda DTP lilerle beraber iken alacağınız şehit haberleri zorunuza gidiyor değilmi?
Haklısınız… Öyle olsun bakalım…