Doğancan Ülker

Informatiker

Ezel: Avrupa Standartlarına En Yakın Türk Dizisi

Yorum Yap

Öğrenci yurdunda kaldığınızda televizyon ile pek aranız olmuyor. Yani 15 20 tane sapla aynı anda koca bir salonda televizyon izlemek pek albenili bir iş değil. Geçenlerde vay efendim Ramiz Dayı, yok işte birbirlerine “yeğenim” diye hitaplar derken öğrendim ki Ezel diye bir dizi varmış, pek bir tutmuşmuş.

İzledim. Bir haftada 16 bölüm birden izledim. Sanırım artık dizi sektörü bir şeyler yapmaya başlamış. Ama hala tam değil. İlk defa bir senaryonun belli bir planla işlendiğini gördüm bir Türk dizisinde. “10. bölümden sonra eğer tutarsa uzatırız, tutmazsa çakarız finali” mantığıyla hazırlanmamış gördüğüm tek diziydi. Gerçekten iyi bir işleme mantığıyla yazılmış.

Senaryo işleyişinin yanı sıra ilk defa bir temele dayandırılmış bir dizi gördüm. Bizim dizilerimizde efendim ana konu ve yan konular fikstir. Aşk intikam para pul ihanet sevgi kavuşamamak vefa vs. Biri öne çıkar diğerleri yandan seyreder. Bunda o sadeleşme o ayrım çok güzel ayarlanmış.

Kerem Deren ve Pınar Bulut adlı senaristleri kutlamak lazım. Şöyle Aşkı-ı Memnu gibi yapalım, efenim Kenan bütün gün Cansu ‘yu şaapsın, sonra bir de Yiğit şaapsın, araya bir iki göz yaşı ve lüks hayat koyalım yedirelim gitsin dememişler, adam gibi çalışmışlar. İyi de yapmışlar. Bu arada dizinin çok güçlü bir edebi yönü var. Hikaye ‘nin Alexandr Dumas ‘tan esinlendiği söyleniyor. Dizideki Oscar Wilde alıntıları, Ramiz ‘in yorumu vs. mükemmel. Zaten başlığı buna dayanarak koydum ben. Adam edebiyat koymuş önümüze. Uzun zamandır izleyemediğimiz, sadece okuyabildiğimiz edebiyat. Demek ki edebiyat aynı zamanda izlenebilen de bir şeymiş bunu hatırladık. Bu arada Kerem Deren ‘in kafesi varmış yamulmuyorsam buralarda. Bi gidip çayını içesim var.

Not: Atv ‘ye geçişinin ilk bölümünü izledim. Tırsmaya başladım. Atv ‘ye geçişiyle biraz sıçmış gibi. Hadi hayırlısı.

Yazan: Doğancan Ülker

Şubat 18th, 2010 at 11:07 pm

Yorum Yaz!