List

Neredeyse yıl bitti, evet. Aşırı sıcaklardan bunalan bünyem karlı yılbaşı fotoğraflarına bakarken, ertelemekten bıktığı Kapadokya gezi yazısına başlamayı uygun gördü. 2018 yılına nerede gireceğini şimdiden düşünen varsa, iyi bir öneri olmuş olsun.

Kapadokya, hep yazları ziyaret edilip sabah erken balonlara binilen, akşamüzeri gün batımının izlendiği bir yer olarak yer etmişti aklımda. Yılbaşı geliyordu ve İstanbul’da yılbaşı kutlamak mümkün değildi. Hava karlı iken İstanbul’da dışarı çıkmak bir problem, yılbaşı iken bambaşka bir problem. Ne yapsak ne etsek derken içimizdeki fernweh bir anda bizi Kapadokya’ya gitmeye ikna etti. Süpriz bir şekilde bir tatil açık çeki kazanmıştık (nasıl kazandığımız ayrı bir hikaye) ve istediğimiz yerde kullanabilirdik. Tercihimiz Ürgüp oldu.

Ulaşım

Nevşehir’de de havalimanı var ancak Kayseri’den yapılan uçuşlar daha sık ve daha ekonomik. Nevşehir havalimanından Ürgüp yaklaşık 40 dakika sürüyor, Kayseri’den ise 1 saat. Yani uçuş için önerim kesinlikle Kayseri. Her iki havaalanında da Avis, Budget gibi araç kiralama firmaları olsa da biz başlangıçta araba kiralamayı düşünmediğimiz için, araba kiralamamıştık. Otele eşyaları bırakıp yaya olarak çıktıktan sonra arka sokağımızda bulunan Asmalı Konak’a yürürken bir anda çevremizi enterasan köpekler sardı. O kadar korktuk ki oteli arayıp bizi almalarını istedik 😀 Hemen gelip aldılar. Siz sakın araba kiralamama hatasına düşmeyin! Kapadokya’da araba olmadan bir şey yapmanız imkansız gibi bir şey ve yürümeniz gereken yollarda bir anda köpekler organize olabiliyor. İstanbuldakiler gibi uysal olmadıklarına sizi temin ederim. Sağolsun, kaldığımız otelin işletmecisi, bize anında, güzel bir arabayı günlük 100 TL’ye getirtti.

Kapadokya’da Kışın Yapılabilecekler:

Asmalı Konak

Biz hiçbir plan program yapmadık. Sadece üstünkörü olarak Google Maps üzerinde birkaç noktayı işaretlemiştik. Dere Suites otele giriş yaptıktan sonra hemen arkasında bulunan Asmalı Konak’ı gezmek istedik. Yürüyerek gidiyorduk ki yukarıda değindiğim köpekli maceramız başladı 🙂 Hızlıca araba kiraladıktan sonra Asmalı Konak’a 2 dakikada vardık. Çok güzel bir bina, ancak kesinlikle bir müze değil. Mülkün sahibi tarafından özel olarak işletiliyor. Girişte yanlış hatırlamıyorsam 3’er lira alıyorlar. İçeride diziye dair korunmuş hiçbir şey yok. Aynı dekorasyonu taklit bile etse ona da razıydık ama işte maalesef. Sadece Seymen Ağa’nın yatak odası orjinal olarak korunmuş. Avluda çay içebiliyorsunuz, ama içmeyin. Takı-toka, seramik vb. ürünler satan bir de mağaza var içeride.

Turasan Şarap Fabrikası

Bir sonraki durağımız Asmalı Konak’a 100-150 m. uzaklıktaki Turasan Şarap Fabrikası ve Şarap Evi. Fabrikayı gezmek normal şartlar altında gruplar için mümkün. Ancak bizim bulunduğumuz zaman diliminde neredeyse hiç misafir olmadığı için bir tur ayarlanmadı. Biz de çok ısrarcı olmadık. Şarap Evi’nde hem perakende satış var hem de şarapları ücretsiz deneyebiliyorsunuz, dilediğiniz kadar 🙂 Fiyatları oldukça ucuz, bu gözler koliyle alan gördü. Bir şişe kırmızı şarap yanılmıyorsam 21 TL idi. İstanbul’da bu markanın ürünleri pek bulunmuyor… Turasan bölgede büyük bir istihdam sağlıyor ve bağ sahipleri için iyi bir alıcı.

Göreme Açık Hava Müzesi

Bence işin en zevkli kısmı burasıydı. Göreme Açık Hava Müzesi uçsuz bucaksız, gez gez bitmeyen olağanüstü bir doğal güzellik. İyi de bir spor yapmış oluyorsunuz. Fotoğraftan anlayanlar için harika bir ortam. Bu bölgede 4 ve 8. yüzyıllar arasında manastır hayatı yaşanmış. Kaya blokların içinde kiliseler, şapeller, yemekhaneler var. Birkaç kısmında sıkıntılar olsa da (işte ya benim olacaksın ya kara toprağın ya da asuman aşkından ölüyorum minvalinde abukluklar) Türkiye standartlarına göre kalıntıların çoğu oldukça iyi korunmuş. Giriş 30 lira ama biz cin gibi olduğumuz için çoktan Müzekart sahibiydik. Müzekartlılar için ücretsiz. Buraya yaklaşık 4-5 saat ayırmışızdır. Girişinde gözlemeciler, lokantalar vs var. Sezon olmadığı için hepsi kapalıydı, sadece küçük bir gözleme çardağı vardı açık. Oradaki abladan çok lezzetli bir gözleme yedik. Üzerinde portakal kabukları olan bir soba ile ısınırken yediğimiz gözleme 4-5 saatlik eforun üstüne harika gitti. İki kişi toplam 20 lira filan ödedik diye hatırlıyorum.

Kızılçukur

Burası Kapadokya’da gün batımının en güzel izlendiği yermiş. Sezon zamanı insanlar, özellikle de tabi yabancı turistler, Turasan şaraplarını kapıp burada günbatımı izlerlermiş. Yürüyerek gitmek isterseniz (hemen hemen imkansız) ücretsiz, araç geçişleri yanlış hatırlamıyorsam 10 lira. Bizimle birlikte tepede yaklaşık 25-30 kişi vardı diyebilirim. Yere tükürüp duran birkaç Japon dışında diğerleri Türktü. Maalesef bulutlu hava sebebiyle günbatımı görünmedi…

Aşıklar Tepesi

Burası da güzel bir manzara izleme noktası. Tüm Kapadokya bölgesi görülebilir durumda. Tepe olduğu için burada kar henüz erimemişti. Kartopu oynamak için ideal bir yer. Kafetaryanın gözetiminde sobalı bir mini kütüphane var. Değişik yerel kitaplar var.

Bu saydıklarımın dışında nazar boncuklarıyla süslü bir ağacın etrafında panaromik görüntü görebildiğiniz Güvercinlik Vadisi, Çavuşin Kilisesi, ve deveye benzeyen peri bacasının olduğu yol üzerindeki Devrent gibi daha sayısız nokta gezdik.


Nereleri göremedik? Ihlara Vadisi‘ne gitmeyi çok istedik ama kar yolları kapattığı için yol bir müddet sonra çok tehlikeli hal almaya başladı, geri döndük. Kaymaklı ve Derinkuyu Yeraltı Şehirleri’ne gidemedik. Kar sebebiyle bütün balonlar iptal olmuş durumdaydı, binemediğimiz gibi uçan hiç balon görmedik. Bunlar için hayıflanmıyoruz, bir kere de yazın gitmek için güzel bahanelerimiz oldu.

Konaklama

Biz Kapadokya’daki en iyi otellerden biri olduğunu düşündüğüm Dere Suites‘in en iyi suitinde kaldık; çünkü dediğim gibi hediye idi 🙂 Asmalı Konak’a yürüme mesafesinde, oldukça şık, nezih bir butik otel. Bir mağara oteli. Otel, işletmecisi, çalışanlar her şey bizim için 10 üzerinden 10. Kahvaltı vs. muhteşemdi. Yılbaşı gecesi inanılmaz bir kestaneli sufle yedik. Tek beğenmediğimiz yemek Şefin Spesiyali idi. Et yemeği bekliyorduk ama şefin spesiyali tavuklu çıktı. Bizi köpeklerden kurtarmaktan tutun, ucuz araç kiralamamıza kadar her konuda yardımcı oldular, gezdiğimiz noktaları da hep onların önerileri ile gezdik. Bu biraz pahalı bir otel ama yörede her keseye hitap eden bol miktarda otel ve pansiyon var.

Ne yenir?

Valla ne bulursanız onu yiyorsunuz, çünkü yöreye özgü çok da bir şey yok. Testi kebabı diye bir kebap var, Ürgüp’deki bir restoranda ondan yedik. Testiyi gözünüzün önünde kırıyorlar. Bildiğiniz bir et yemeği, pilavın yanında iyi gidiyor. Bir de Kayseri’ye yakın olduğu için Kayseri Mantısı var. Güzel görünen bir kafeye (adını bir türlü hatırlayamadım) girmiştik Ürgüp’te, sahibi tatlı bir ablaydı. Kayserili olduğunu ama Kayseri mantısı denen şeyin, yani bir kaşığa 40 tane mantı sığmasının maharet değil Kayseri cimriliği olduğunu, o yüzden kendi mantılarının çok daha büyük olduğunu anlatmıştı. Ne içilir sorusuna cevap vermiştim. Şarap Evi önerisi olarak kesinlikle Efendi Şarap Evi‘ni öneriyorum. Çok güzel bir mekan. Biz gittiğimizde kimse yoktu, peynir tabağı eşliğinde kar yağışını izliyorduk. Bir süre sonra küçük bir Erasmus grubu geldi o kadar.

Son

Kapadokya eminim yazın da çok güzeldir, gidip muhakkak bakacağım. Ancak kış ortasında alternatif bir plan, alternatif bir yılbaşı düşünenlere muhakkak öneririm. İnsanlardan uzak, doğal güzelliklerle baş başa güzel birkaç gün geçirebilirsiniz. Dışarı çıkarken muhakkak termal içlik giyin 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir