Simge Durumunda Küçültülmüş Hayatlar

Bir nesli çürütmenin en iyi yolu eğlendirmektir önermesinin önüne 1 koyma aşamasına doğru adım adım ilerliyoruz. Sovyetler döneminde bedava vodka sistemi acaba yerini teknolojiye mi bıraktı?
Sohbet yazılımlarını en geç kullanmaya başlayan Avrupa ülkelerinden olmamıza rağmen, şuan en çok kullanan ülkelerden biriyiz. Türkiye ‘de büyük çoğunluğun internet kullanımı sohbet yazılımları, video paylaşım siteleri, arkadaş bulma servisleri ve erotik sitelerden ibaret.
İlk olarak sohbet yazılımlarında “şş, kız msn i var mı lan sende aynasız” şeklinde başlayan daha sonra forumlara “emeğe saygı, teraziye tıkla” şekline bürünen bir jargonları oluştu. Lümpen jargonu.
İnternette, duyarlı insanlar tarafından bu durumu yıkmaya yönelik, bilgiyi ve entelektüelliği öne çıkarmaya çalışan yapılanmalar mevcut. Bunun en önemli örneklerinden biri internet sözlükleri. Mizahın ve entelektüelliğin ön planda tutulduğu bu platformlarda bile “okulun en popüleri olmaya çalışan tipler” görülebiliyor. Polemik yaratacak içi boş yazılarla saatlerini bu platformlarda geçiren bu beyinler bir anda bulundukları platformların en popüler kullanıcısı haline geliyorlar ki bu tiplere Uludağ Sözlük ‘ten tiesta gera, stevemcqueen, erkut abi gibi birçok isimi örnek verebilirim. Bu takma isimleri veriyorum çünkü bu takma isimler onları kullanan kişiler ait değiller, bu isimleri onlar hiçbir zaman alamadılar; bu isimler onların psikolojik mastürbasyonlarını yaparken hayalinde kurdukları görüntülerde yeralan isimlerdir. Bu isimleri kullanan “gerçek” kişiler, gerçek hayatta hiçbir zaman klavye başındaki gibi olamadılar.
“Gelişmiş ülkeler”den farkımız basitti aslında; onlar interneti ağırlıklı olarak “bilgi” için kullandılar, bizler ise kişilik tatminlerimiz için. Gerçek hayatta asla sahip olamadığımız imtiyazlar veriyordu bize sanal alem nasılsa, gerisi boştu.
Zaman zaman blog yazarlarını artmasından, sözlüklerin çoğalmasından, Türkiye ‘de internet servislerine yapılan yatırımlardan umutlansak da asla bitmedi sanal mastürbasyonlarımız, boşalamadık bir türlü. Buna Türkiye ‘deki bloglarının yaklaşık yüzde ellisinin çalıntı içerikten oluşmasını, forumların hepsinin birbirinin birer kopyası olmasını, Türkçe Vikipedi ‘nin hala gereken yere getirilememesini örnek verebiliriz.
Türkiye, belki hala farkedilemiyor ama, internetle beraber bir neslin çöküşünü hazırladı. Gazete okumayan, kitap okumayan, haber seyretmeyen, bir fıkra dahi anlatmasını beceremeyen, sadece “msn plus” ile kimlerin kendisini engellediğini görmeyi arzulayan bir kuşak yetişiyor; ya da en azından bir kuşağın büyük bir kısmı. Belki de Bekir Coşkun ‘un tabiriyle “Göbeğini Kaşıyan Adam” ın çocukları işte bunlar.
Bu kuşağın bu şekilde bomboş bir hayat yaşamasının sebebi kendileri değildir elbette. Aslında kendi özleri olsa, asla böyle bir hayatı kabullenemezler. İnsanın ilkelliğine aykırıdır bir kere böyle bir yaşam. Bunun nedenlerini, toplumdaki tabularda, parasızlıkta, gençliği sinüslerle kosinüslerle uğraştıran eğitim sisteminde aramak lazımdır. Sistem -son derece iddialıyım- belki de son iki neslini yetiştirmektedir, sonraki nesiller daha da kaldıramazlar simge durumunda küçültülmüş hayatlarla dolu bir dünyayı !
Etiketler: bekir coskun, gobegini kasiyan adam, İnternet, internet ve genclik, msn, yeni nesil
Cumartesi, Ağustos 18th, 2007 : Deneme, Kişisel Derinlik : 4 Yorum
Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.


4 Yorum yapilmis: “Simge Durumunda Küçültülmüş Hayatlar”
Ağustos 18th, 2007 at 07:36
Tam bu noktada sana bi’ rep vermek istiyorum. Emeğine saygı duyuyor ve mümkünse üç vakte kadar emesenindeki kızların adreslerini göndermeni bekliyorum.
Hadi baaay
Ağustos 18th, 2007 at 15:37
teşekkürler doğancan…
Az önce Doğancan Ülker’in sitesine girdim. Yeni yazmış olduğu Simge Durumunda Küçültülmüş Hayatlar yazısı çok hoşuma gitti. Gerçekten çok önemli bir konuya parmak basmış. Burdan tekrar teşekkür ederim.
Bir nesli çürütm…
Ağustos 18th, 2007 at 16:51
ne denir ki, yine söylediklerinize katılıyorum.
okulda hocalarımızdan birinin bir anlatısı vardı:
” oğlum küçükken bana:
- nasıl yani baba, sizin çocukluğunuzda televizyon yok muydu?
diye sorardı. şimdi torunum babasına:
- nasıl yani baba, sizin çocukluğunuzda internet yok muydu?
diye soruyor. ve kimbilir sizin çocuklarınız size neler neler soracaklar..”
hocamız bunu anlatırken, teknolojik ilerlemenin bizler arasında girdiği boyuttan öylesine utanıyordu ki..
ne yazık ki bu gerçek her geçen gün biraz daha yüzümüze çarpıyor. ama biz anlıyor değiliz..
Ağustos 19th, 2007 at 01:06
msn’lerde dolanan,hack,porno arayan veya yaşları tutmamasına rağmen kahvehane köşelerinde okey oynayan, bir ellerinde sigara, bir ellerinde iddaa kuponları tutan bir gençlik var karşımızda.
Atatürk’ün ,gençliği böyle mi olacaktı ?