Doğancan Ülker

Informatiker

Sulu Dereye Götürüp Susuz Getirirler

6 Yorum

su sorunuKan ter içinde çıktı merdivenleri. Ne çok da merdiven vardı böyle. Bir türlü alışamamıştı zaten şu kule gibi parti binasına. Zaten başkanın odası niye en yukarıdaydı ki? Bu adam zırt pırt çıkmak için asansörde vakit kaybedeceğine niye en alt katta oturmuyordu?

 

Başkanın odasının olduğu kata geldiğinde 500 YTL ‘lik SARAR siyah takım elbisesi terden bacaklarına yapışmaya başlamıştı. Takım elbise giymekten nefret ediyor, kendini o elbise içerisinde iğreti hissediyordu.

 

Merdivenleri koşar adım çıktığından çok yorulmuştu, şimdi merdivenlerin karşısındaki başkanın odasına doğru koşuyordu. Kapıyı açtı. O kadar heyecanlıydı ki kapıyı çalmayı unutmuştu. Kapadı, kapıyı çaldı ve tekrar paldır küldür içeri daldı.

 

-Hayrola Nurullah, ne bu halin?

 

-Sayın Başbakanım, efendim başkentte su sorununu çözemiyoruz. Sular iki gün sonra gelecek dedik bugün üçüncü gün oldu.

 

-Yahu, onu bırak da şu Gümrük Birliği Anlaşması maddelerini gözden geçir demiştim, yaptın mı?

 

-Yaptım, Sayın Başbakanım. Ama, dediğim üzere şu an suyu borularla 100 km ilerideki bir barajdan getirme projemiz var ki, maliyeti biraz yüksek.

 

-Anlıyorum da, bugün Sağlık Bakanı arayacaktı beni ne oldu aradı mı, hazırlamış mı dosyaları?

 

-Aradı efendim, aradı. Fakat dediğim gibi halk şuan susuz durumda. Geçtiğimiz gün Miraç Kandili idi ve -afedersiniz Başbakanım çok özür dileyerek söylüyorum- üç milyon Ankaralı Kandili cenabet geçirdi.

 

-Haklısın. Şu bizim Emine ‘ye hediye edilen yüz bin dolarlık el dokuması halı iade edildi değil mi, bak Ergün Poyraz yüzünden iş alacağız başımıza, sonra vebali sanadır haa.

 

-Edildi efendim. Ama öncelikle size Melih Gökçek ‘in bugün halkı çileden çıkaran basın açıklamasını…

 

-Yav bırak şimdi İ.ne Melih ‘i. he he he. Ertuğrul Özkök ‘e yarın yazacağı yazıyı gönderdiniz mi sen onu söyle.

 

-Evet efendim aynen gönderdik. Lakin dediğim gibi şuan Ankara zor durumda ve muhalefetin artan bir baskısı var. Dünya basını dikkatle bizi izliyor ve…

 

-Hmm iyi iyi. Söyle arabamı hazırlasınlar. Bildiğin gibi Cuma bugün, namazı kaçırmayalım laf etmesinler.

 

-Emredersiniz başbakanım.

 

Ulan gene konuşamamıştı. Herif hakikaten bu kadar mal mıydı, yoksa kendisini susturmak için mi böyle yapıyordu. E her rapor vermeye gittiğinde böyle susturacaksa niye çalıştırıyordu ki. “Ulan oğlum Nurullah, sen gül gibi televizyonculuğu bırakıp ne demeye basın sözcüsü oluyorsun a hoplattığımın dallaması. Senin neyine lan koskoca başbakanın danışmanı olmak. Ha şimdi ne diyeceksin rutin basın açıklamasında. Sıçtın oğlum Nurullah, artık sittin sene bu herifler iktiadarı, dertler de seni bırakmaz.” şeklinde geçiriyordu içinden.

 

Yaktı evde hazırladığı sarma sigarasını. Ulan bu salı pazarındaki köşe tütüncüsünü de dövmenin zamanı gelmişti… Dumanlar adeta ampul şeklini alıyordu, parti binasının son model klimalarla destekli, hafif gülsuyu kokan havasında…

 

Dipnot: Bu da hayatımdaki ilk öykü denemem oldu. Aslında pek olmadı. Ama şimdi bunu yayınlamazsam diğerlerini yazmaya şevkim olmaz…

Yazan: Doğancan Ülker

Ağustos 13th, 2007 at 10:36 pm

6 Yorum to 'Sulu Dereye Götürüp Susuz Getirirler'

Yorumlara abone ol: RSS or TrackBack to 'Sulu Dereye Götürüp Susuz Getirirler'.

  1. Hehe, çok güzel olmuş, çok beğendim ben :) Diğer denemelerini de bekleriz.. ;)

    Bilun Şen

    14 Ağu 07 at 01:13

  2. Akıcılık ve sürükleycilik açısından, konunun ana fikrinin tam hissedilmesi açısından son derece bşarılı buldum.

    blogcu kiremit

    14 Ağu 07 at 06:09

  3. bence çok hoş olmuş, kalemine sağlık :)

    ruki

    14 Ağu 07 at 10:00

  4. Güzel hikaye olmuş. Asıl meseleler dururken, olmayan sorunların çözümlerini bulmaya çalışan bir başbakan.
    Hikayeler yazmaya devam etmeni temenni ederim.

    Hakan

    14 Ağu 07 at 21:35

  5. gercekten harika olm uş

    hüseyin

    17 Oca 08 at 15:56

  6. noldu ya havanız söndü:))) 2011!!! 50 ye 25 buda size kapak!!!!!!

    basbakan

    19 Tem 11 at 20:10

Yorum Yaz!