
Yıllardır sürekli oturduğu köşesinden pis bir muhalefet yapan, hiçbir şey üretmeden sadece konuşan Bekir Coşkun yazıları beni Hurriyet.com.tr ‘den soğutmuş durumda.
Muhalefet var olanın yerine yeni bir şey koymaktır. Muhalefet demek yapılabilecek güzel şeylere destek olmaktır. Muhalefet demek gerçekçi çözüm üretmektir. Buradan hareketle Bekir Coşkun ‘un yaptığı nedir? Muhalefet değildir.
Bugünkü köşe yazısında kendisi bakın ne yazmış:
ALEVİLER; 25 milyondur…
Aleviler; bu ülkenin yüz akıdır…
Aleviler; aydındır…
Aleviler; iyi vatandaştır.
Aleviler; okuyan, bakan, gören, dinleyen, bilen, anlayan, düşünen insanlardır.
Aleviler; her zaman uygarlıktan yanadır.
Aleviler; inançlarında samimi oldukları için kimliklerini asırlardır acı çeke çeke koruyabildiler.
Aleviler; tarihin bir kanlı hesabını sorarken, sadece kendi dizlerine vurdular.
Aleviler; “incinsen de incitme” derler.
Aleviler; yiğit insanlardır.
Aleviler; çalışkandır.
Aleviler; doğaya saygılıdır.
Aleviler; Allah’ın yarattığı tüm canlıları sevdiler.
Aleviler; kadını ikinci sınıf vatandaş sayarak, bir mal gibi görerek, ona şüpheyle bakarak, insan yerine koymayarak, kapalı kapıların arkasına hapsetmezler.
Aleviler; kadına güvenirler.
Aleviler; yobaz değildir.
Aleviler; saz çalarlar.
Aleviler; dans ederler.
Aleviler; ozanları-şairleri yakmazlar, edebiyatçıları kovmazlar, aydınları vurmazlar.
Aleviler; “el, dil, bel sağlamlığı” isterler.
Aleviler; çağdaş dünyanın reddettiği, akıl dışı hurafelere, batıl inançlara kanmazlar.
Aleviler; Mustafa Kemal Atatürk’ü severler.
Aleviler; ulusumuza çağdaşlık kapılarını aralayan devrim yasalarına yürekten bağlıdırlar.
Aleviler; laik cumhuriyete sahip çıkarlar.
Aleviler; dönek değildir.
Aleviler; kendi çıkarları için, hangi iktidar gelse ona yanaşıp yalakalık yapmazlar.
Aleviler; hiçbir zaman küçük hesaplar yüzünden Türkiye’nin aydınlık yoluna ihanet etmediler, etmezler.
Aleviler; vefalıdır.
Aleviler; dürüsttür.
Aleviler; yiğittir…
Şimdi o zaman ÖSS ‘nin de verdiği alışkanlıkla soruyorum “yazar yukarıdaki yazıda ne anlatmak istemiş”. Yapmayın, artık biraz gelişin, ülke adına gerçekten bir şeyler yapın. Böyle yaparak zaten yeterince vakit kaybetmedik mi?
Her dinde, o dine mensup olmayanların “saçmalık”, “lüzumsuzluk” vey “vahşet” olarak değerlendirebileceği durumlar vardır. Kurban Bayramı da bunlardan biridir.
Yıllardan bayramlarda, televizyonlar kurban görüntülerini, akan kanları çirkin bir biçimde gösterip durular. Bayramlarımızın değişmezidir bu. Her televizyonda aynı görüntüler vardır. Kaçan danalar, kovalayan amcalar falan… Bu medyamıızn yaptığı en büyük cahilliktir. Zira Kurban Bayramı yabancılar tarafından bir vahşet olarak algılanmakt, insanlar bayramdan ürkmekte, İslamdan soğumaktadırlar.
Oysa ki Kurban Bayramı dışında da her gün binlerce dana kesilmektedir. Her gün Burger King ‘ler, Mcdonaldslar, Sultanahmet Köftecileri, bilimum mahalle kasapları cayır cayır et satmaktadır. Çünkü bu doğanın kanunudur. İnsanlar, et yerler.
Gelin görün ki bazıları nefretlerini Kurban Bayramı üzerinden kusmaktadırlar ki bu çok yanlış. Hele hele medyanın içinde bir insanın, örneğin Bekir Coşkun ‘un yapması çok çok yanlış… Ne demiş bakın Bekir Coşkun Bey:
Ama ne yapacaksınız?
“Kesmek” ibadetse ve Diyanet İşleri Başkanlığı illa “kan akıtın” diyorsa…
250 bin yetim ve kimsesiz yaşlı binbir türlü çağdaş ihtiyaçları için yardım beklerken, illa onlara “kırmızı et” vermek istiyorsanız…
Danaları kovalamalıyız…
Dana korkar…
Ne zaman arkadaşların dana kovaladığını görsem…
Hah…
Demek ki bayram var…
İşte böyle. Dine karşı olunabilir, dinsiz olunabilir, bütün bunlar savunulabilir, ama Kurban Bayramı vahşettir demek aptalcadır. Böyle diyen Bekir Bey ‘i hayatı boyunca köfte ekmeki iskender kebap, hamburger, sosisli sandiviç, jambonlu poğaça, pastırmalı kuru fasulye ve bilimum türevlerini yememeye davet ediyorum
Herkesi kucaklayacağız, herkesin başbakanı, herkesin cumhurbaşkanı olacağız demişti Recep Tayyip Erdoğan.
Şimdi ise cumhurbaşkanı seçimlerinden rahatsız olan Bekir Coşkun ‘a “vatandışlıktan çık, terket benim ülkemi” diyor.
Bekir Coşkun, yıllardır köşe yazarlığı yapan, aykırı görüşleriyle tanınan, birçok kesimin “din düşmanı” olarak gördüğü, sert laik bir yazar. Şahsım adına, severim, diyemem. Yıllardır yanlış bir muhalefet çizgisi vardı yazılarında ve o bugün daha da arttı. Ayrıca entelektüel bilgisi amışan da değildir. Ama yaklaşık iki yıldır her yazısını okumuş, birçoğunu beğenmişimdir. Özellikle Kurban Bayramı ile yazdığı bir yazı vardır ki birkaç gün uyuyamama sebep olmuştur. Neyse.
Bekir Coşkun ‘u, sevelim veya sevmeyelim, bu konudaki haklılığını kabul etmeli, ona destek çıkmalıyız. Başbakanın “vatandaşlıktan çıksın” demesi 22 Temmuz gecesi konuşmasının zihniyetinin ürünü değil, “ananı da al git lan burdan” zihniyetinin ürünüdür.
Bu yazıyı Bekir Coşkun ‘un bugünkü köşe yazısının yayınlandığı saatlerde yazıyorum. Bekir Coşkun bugünkü köşesinde aynen şöyle demiş:
Ben bu ülkeyi severim.
Amerika’da okuyan kızlarım yok.
Oğluma Washington’da iş vermediler.
Kimse benim için yabancılara gidip “Delikten aşağı süpüreceğinize kullanın” da demedi, dedirtmedim.
Yerden göğe kadar da haklıdır.
Bir insana, vatandaşlıktan çık demenin insanın dinine, karısına, kızına küfretmekten farkı yoktur. Böyle bir davranış, erkekliğe, mertliğe sığmaz. Bundan birkaç gün sonra özür dilenecekse, ki asla öyle birşey olmayacaktır, böyle bir “talihsiz açıklama” olamaz. Bu düpedüz “ya bendensin ya ondan” zihniyetidir. Bu ifade özgürlüğünün idam edilmesidir.
Şimdi bloglarında, köşelerinde, forumlarında ifade özgürlüğü, Kürtlerin hakları, DTP, Ufuk Uras, Sivil Anayasa diye bağırıp duranlar bu konuyu ele alsınlar. Çok merak ediyorum hangi pencereden bakacaklar.
Şuan itibari ile ülke başbakanının anayasayı ihlal ettiği bir ülkede yaşamaktayız. Buna dikkat edelim. 17 yaşındaki veletin başbakana demokrasi dersi vermeye kalktığı bir ülke.
Ne demiş Anayasa ‘nın 23. maddesi:
“Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.”
Bu tip durumları şüphesiz ki önümüzdeki uzun yıllarda sık sık göreceğiz. Bunu bizler istedik. Türban tartışmaları yapılırken susuz kalmayı, iş bulamıyorken Bekir Coşkunlarla uğraşmayı, ÖSS ‘yi kazanamıyorken 367leri dinlemeyi, hepsini bizler istedik. Borç parayı, istikrar sandınız, oy verdiniz; zaten sizin için önemli olan doların fazla kıpırdamaması ve kredi kartlarınızda pürüz çıkmamasıydı.
Peki, şimdi ne olacak? Ne mi olacak? Daha önce ne olduysa aynısı olacak. Olaylar, hipnoz edilirken sallanılan saatler gibi tekrar tekrar tekrarlanacak. Bir bakmışsın Emin Çölaşan kovulmuş, ertesinde Hayrunisa ‘ya modern türbanlar için imaj-maker ‘lar tutulmuş, sonra Bekir Coşkun ‘a vatandaşlıktan çık git denmiş; her gün yeni ve heyecanlı masallarla mışıl mışıl uyuyacağız, dün dinlediğimiz masalı unutarak !

Bir nesli çürütmenin en iyi yolu eğlendirmektir önermesinin önüne 1 koyma aşamasına doğru adım adım ilerliyoruz. Sovyetler döneminde bedava vodka sistemi acaba yerini teknolojiye mi bıraktı?
Sohbet yazılımlarını en geç kullanmaya başlayan Avrupa ülkelerinden olmamıza rağmen, şuan en çok kullanan ülkelerden biriyiz. Türkiye ‘de büyük çoğunluğun internet kullanımı sohbet yazılımları, video paylaşım siteleri, arkadaş bulma servisleri ve erotik sitelerden ibaret.
İlk olarak sohbet yazılımlarında “şş, kız msn i var mı lan sende aynasız” şeklinde başlayan daha sonra forumlara “emeğe saygı, teraziye tıkla” şekline bürünen bir jargonları oluştu. Lümpen jargonu. Devamını Oku »