Doğancan Ülker

Informatiker

Archive for the ‘komsu koyun delisi’ tag

Ve Ödül

without comments

KAZANDIK !

 

8 aylık emeğimizin karşılığını sonunda aldık. Dün akşam Süleyman Demirel Kültür Merkezi’ nde düzenlenen Kocaeli Liseler Arası Tiyatro Yarışması En İyi Oyun Ödülü’ nü biz aldık.

 

Öncelikle dün geceki atmosferi elimden geldiğince anlatmaya çalışayım ama anlatılmaz yaşanır derler ya o hesap işte.

 

1. oyun açıklanmadan önce en iyi dekor, en iyi kostüm, en iyi yardımcı erkek / kadın oyuncu, en iyi oyuncu ödülleri dağıtıldı. Hiçbirini biz alamadık. Tüm umutlarımız tükenmeye başlamıştı. Bir tek bizim adımız okunmuyordu. Ve bu yukarıdaki ödülleri alamayan okul birinci nasıl olacak ki diye düşünmeye başladık. Hocamız ağladı ağlayacaktı. Neyse. Sonra üçüncü okul açıklandı. Gene hayır. İkinci açıklandı, gene yok. Bir tane bile ödül toplayamadığımıza göre birinci olmamız çok zordu. Neyse. “En iyi okul Komşu…” sözünü duyar duymaz mükemmel bir çığlık koptu. Hemen birbirimize sarılıp çığlık atmaya başladık. Çıldırmış gibiydik. Sonra hemen o halde sahneye koştuk. Sahnede izleyicilerin önünde 5 – 10 dakika çıldırmış gibi tepindik, birbirimize sarıldık, öptük. Harika bir duyguydu ! Olağanüstüydü. Dün gece gerçekten rüya gibi bir geceydi. En güzel günlerimden biriydi…

 

Yönetmenimizin, 8 ay boyunca bizlerle uğraşan hocalarımızın ve bizim coşkumuz görülmeye değerdi.

Written by Doğancan Ülker

Haziran 9th, 2007 at 12:33 pm

Ve Perde

without comments

Dün akşam saat 20:00’ da başladık provaya Sabancı Kültür Merkezi’ nde. Birkaç veli geldi izlemeye. Oyunu oynadık. Bizim açımızdan güzeldi. Hata yapmadık. Ama yönetmen yine her zamanki gibi memnun olmadı. Tüm velilere (on tane kadar) tek tek fikirlerini sordu. Hepsi de çok beğenmiş. Bir tanesi olumsuz eleştiri de bulundu o kadar. Eve vardığımda saat 01:00 idi. Hemen uyudum.

Ben dün gece gelir gelmez yattığım için alarmı kurmayı unutmuşum. Saat 08:00’ de Sabancı’ da olmam gerekirken ben saat 08:40’ ta uyandım. Yüzümü bile yıkamadan koşa koşa durağa gittim. Saat 09:25’ de vardım. Vardığımda son hazırlıklar yapılıyordu. Tabi dolmuştayken on defa aradılar. Az daha yakıyordum oyunu…

Neyse efendim. Saat 10:00’ da açtık perdeyi. Perde açıldı. Salon tıklım tıklım dolu. Hepsi de okul arkadaşlarımız. En önde de hocalarımız. Diğer okullardan hocalar… Veliler… Ve en önemlisi de en ön sırada ortada jüri. Perde açılır açılmaz kıyamet gibi alkışlar… Tüm tüylerim diken diken oldu. Yönetmen işareti verdi ve girdim sahneye. Sahneye ilk girmek kadar heyecanlı bir şey yok… Tarif edemediğim bir duygu. Bir an rol gereği elimde duran tespihi bile çekemediğimi fark ettim.

Oyunu hatasız oynadık. Oyun bitti. Yine kıyamet gibi alkışlar… Ve selam verirken o alkışların yanındaki ıslıklar. Yüzümüzdeki işi başarmanın verdiği hava, kendimizle ve arkadaşlarımızla duyduğumuz gurur ve karşımızda alkışlar ıslıklar… Selamımızı da verdik. Daha sonra sahnede başımız boş bir şekilde okulumuzun özel tezahüratı olan “İzmit Lise oleeeeeeeey ! İzmit Lise oleeeeeeeeey” tezahüratını yaptık. Seyirciler de bunun üzerine “İzmit Lise sizinle gurur duyuyor !” diye karşılık verdi. Yaklaşık bir iki dakika boyunca kadar hem de. Daha sonra okul müdürümüz Akif Hoca sahneye çıktı, hocalarımıza, öğretmenlerimize, yönetmenimize ve bize teşekkür etti, hepimizi tek tek öptü.

Daha sonra tam karşıdaki ışık odasında (seyirci koltuğunun en arka sırasının arkasındaki oda) duran yönetmenimize tezahüratlar yaptık. “El salla el salla Sedat Hoca el salla” “Buraya buraya Sedat Hoca buraya”

Olağanüstü bir atmosferdi.

Hiç unutamayacağım bir gün oldu…

Emeklerimize değdi…

Written by Doğancan Ülker

Mayıs 29th, 2007 at 6:07 pm

Sahne Çalışmaları

without comments

Sahneye çıkmamıza hepi topu 25 – 30 gün kaldı. Heyecan dorukta artık… Ama yönetmenin geç getirilmesi, imkansızlıklar, sınavlarımızın, derslerimizin yoğunluğu, aramızda ÖSS ‘ye girecek arkadaşlarımızın olması vs gibi nedenlerle çalışmalarımız çok aksadı… Bu yüzden daha yolun yarısının biraz ilerisindeyiz diyebilirim. Kalan sürede diğer yarısını hızla gitmemiz gerekiyor.

 

Bu yüzden artık her gün prova yapıyoruz. Çoğumuzun ayaklarının altı şişti. Bugün de saat 17:00 ‘de gene çalışacağız. Oradan da Fenerbahçe – Beşiktaş maçını izleyeceğiz bir kafede. Sabah da dershanedeydim… Şuan yoğun tempo için kendimi bilgisayar başında dinlendiriyorum. Yorucu bir gün olacak… Şimdiden yoruldum hatta…

Tahminen mayıs sonunda (27′si , 28′i gibi) oyunu sahneleyeceğiz.
Heyecanlıyız, yorgunuz, mutluyuz, tedirginiz :)

Written by Doğancan Ülker

Mayıs 5th, 2007 at 6:42 pm

Posted in Genel

Tagged with ,

Komşu Köyün Delisi

without comments

Oyun çalışmalarımız hızla devam ederken biz de oyunu daha önce oynamış kişileri izliyoruz. Youtube sağolsun. Anladığım kadarıyla üç ayrı ilde oynanmış. En başarılısı Antalya gibi gözüküyor. Merak edenler için kısa bir bölümünü (4 dakikalık) koyuyorum.
Arkadaşların büyük bölümü iyi oynamış. Ama aralarında çok kötüler de var. Ve en sevmediğim şeyi yapmışlar : metine bağlı kalmamışlar. Doğaçlama olsa neyse ama doğaçlama da değil. Resmen çıkarmalar – eklemeler yapmışlar. Hatta bir sahneyi kafalarından yazıp eklemişler. Tasvip ettiğim birşey değil. Neyse konumuz zaten tiyatro etiği değil :) Buyrun efendim izleyelim :

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=cggqRAJXGs4[/youtube]

Written by Doğancan Ülker

Mart 16th, 2007 at 6:03 pm

Posted in Genel

Tagged with ,

Komşu Köyün Delisi

without comments

İzmit Lisesi Tiyatro Ekibi olarak şuanda texti okuma aşamasını geçip artık ezberden sahne sahne provalara başlamış bulunmaktayız. Yaklaşık iki aydır süren çalışmalarımızın meyvelerini ufak ufak topluyoruz. Bu da bizi oldukça mutlu ediyor. Üstün Dökmen ‘in, devlet tiyatrolarında 200′den fazla perde açmış oyunu olan Komşu Köyün Delisi ‘nin konusu şöyle :

Delisi olmayan bir köy olan Çavuldur Köyü ‘nde muhtar seçimleri yaklaşmaktadır. Yıllardır aynı olan Muhtar, Bu seçimde herşeye muhalif olan Tahir ‘in kendisine yine muhalif olacağını sezer ve nitekim öyledir. Muhtar bunun üzerine bir icraat yapıp oyları toplamak ister. Ve tüm köylerin bir delisi olduğunu düşünüp gazeteye köyümüze deil aranıyor şu kadar maaş ve kalacak yer diye ilanı basar. Psikoloji bölümünde okuyan Tolga ise bu ilanı görür ve üniversite bitirme tezine mükemmel bir konu olacağını düşünüp başvurur. Ve böylece Deli Hamdi karakterini oluşturur. Köy ise Deli Hamdi ‘nin etrafında dönmeye başlar. Hamdi halka tarihten bahseder, o günün akşamı köyün tüm ağaları eve gidip “Ben Yavuz Sultan Selim, aha bu da Osmanlı tokatı !” gibi tavırlar almaya başlarlar.

Entrikaların birbiri ardına yaşandığı oyunda çoğunlukla gülmekten kırılırken, aynı zamanda da felsefe, psikoloji üzerine derin düşüncelere sürükleniyorsunuz…

Not :Oyunu oynayacağımız salon ve tarih belli olunca onu buradan ilan edeceğim. Kocaeli ve çevresinde ikamet edenler beklerim :)

Written by Doğancan Ülker

Mart 6th, 2007 at 8:40 am

Posted in Genel

Tagged with , ,