

Makina, gençliğin çok ama çok sevdiği bir program olduğu gibi, sözlükler dünyasında da en çok takip edilen, önem verilen programdır. Zira Okan Bayülgen sözlüklere verdiği desteklerle tanınır.
Dün gece “İzmir Sözlük Makina ‘yı Kapatmaya Gidiyoruz Zirvesi” ile oradaydık. Ben Kocaeli ‘den katıldım tabi ki. İzmir ‘le bir alakam yok. Son program olması dolayısıyla birçok ekstra güzellikle karşılaştık diye düşünüyorum.
Öncelikle Kanal D binası çok büyük. İnsanı korkutuyor. Dışarıda bir sürü son model arabalar vs var. Bağcılar ‘da. Burayı bulana kadar biraz zorlandık.
Program başlamadan önce gerekli formaliteler yapıldıktan sonra yerlerimize alındık. Yerimiz pek iyi sayılmazdı. Ama yine de etkilenmedik. Ayrıca yer şikayetimiz nedeniyle bizimle, yetkisi olmadığı halde, ilgilenen ekşi sözlük ‘te de meşhur olan Makina editörlerinden Aziz Kedi ‘ye de teşekkür etmek gerek.
Son program olması sebebiyle, Okan Bayülgen ‘in çok yakın arkadaşı olduğunu bildiğim Şebnem Ferah ‘ı çağırır diye düşünüyordum. Ve evet çağırdı. İlk çıkacağını öğrendiğim an kalbim duracak gibi oluyordu. Şu konukları sürpriz yapmasalarda, reklamlarda açıklasalar…
Ayrıca Mahmut Tuncer, Hakan Peker, Yeşim Salkım, Harun Kolçak, Yalçın Çakır, Oray Eğin, Demet Evgar, Şebnem Sönmez hatırladığım konuklar arasındaydı. Hele Mahmut Tuncer ‘in Şebnem Ferah ile yaptığı yarışma bizi kahkahalara boğdu.
Hakkı Devrim çok ama çok kibar biri. Hiç şımarık değil. Zaten programda kaprisli olan bir Hakan Peker ve Oray Eğin vardı. Diğerleri bizimle konuşmaktan, resim çekilmekten vs. kaçmadılar. Resim demişken, Şebnem Ferah bir ara ezilme tehlikesi yaşadı desem yalan olmaz. Bu nedenle kızı bir şekilde çekip aldılar kalabalıktan, yoksa ezilirdi. Resim de çekilemedik tabi haliyle. Devamını Oku »
İdil Fırat ‘ın oyunculuk sınırlarını zorladığı, sanal alemde arayışlara girmiş bir bayan ile kişisel gelişim yazarı bir adamın evliliğini ve çevresinde gelişen olayları konu edinen, sanal alem arayışlarını, aldatma kavramını, gurur ve inat kavramını çok başarılı anlatmış film.
Aldatmak. Aldatmak da aslında felsefi bir sorundur. Belki dünya üzerinde üzerine en çok kitap yazılan, araştırma yapılan konulardan birisidir. Film konuyu çok güzel ele almış. Birbirlerini aldatan ama birbirlerini suçlayan bir çift.
2003 yapımı filmin yönetmenliğini Zeki Ökten yapmış. Tarık Akan, Okan Bayülgen, İdil Fırat ve Rutkay Aziz başrolde. Çok güçlü bir kadro.
Oyuncu bazında değerlendirirsek İdil Fırat her zamanki gibi hakkını vermiş. Zaten kendisi bana göre Türkiye ‘nin yeni nesil en iyi oyuncusudur. Ayrıca çok güzel bir hatun kendileri. Ağır Roman ‘daki Okan Bayülgen ‘den eser yok. Yapmacık oynamış. Ama çok iyi oynadığı birkaç sahne var hatırımda. Bunun dışında kötü.
Film dün gece itibari (saat 00:00 ‘ı geçti ondan dün gece) ile Kanal D ‘de yayınlandı. Belki izleyenler olmuştur. Televizyondan film izlemeyi sevmiyorum, genelde açık sahneleri kesiyorlar, küfürleri bipliyorlar falan, ben izlediğim filmi bir bütün olarak izlemeleyim, sen kim oluyorsun da yönetmenin eserini bipliyorsun değilmi :)
Okan Bayülgen ‘in Bu Sizi İlgilendiriyor adlı programında Özlem Türköne ‘ye adıyla hitap etmesi üzerine programda, canlu yayında, tam on dakikalık bir tartışma oldu. Özlem Türköne kendisine soyadıyla hitap etmesi gerektiğini, aksinin adab kurallarına aykırı olduğunu söylerken Okan Bayülgen ise kendi programında ona adab dersi veremeyeceğini söyledi.
Biz ilk defa gittiği bir bakkaldaki adama “Abi iki ekmek bir sigara” şeklinde hitap edebilen bir neslin evlatlarıyız. İnşallah bizden sonraki nesil de böyle olur. Biz bu yönlerimizle, bu sıcakkanlılığımızla aslında hep Batı ‘nın içten içe kıskandığı, şaşırdığı bir milletiz. Biz kardeşiz. Türkiye ‘de insanlar birbirlerine yalnızca abuk sabuk iş adamcılığı oyunlarında veya televizyon programlarında soyadlarıyla hitap ederler. Ve biz bunu yapmacık buluruz. Hatta benim tezime göre siyaset programlarının reyting almamasının nedeni budur : soğukluk, resmiyet.
Ayrıca konu hakında zaman gazetesi yine taraflı haber yapmış.
Okan Bayülgen, haklı ve yerinde bir ayar vermiş. Çok da iyi ayar vermiş. Tebrikler. Gerçi profesyonellik açısından yadırganabilir bir durum belki ama yapılması gerekliydi.

Fotoğrafçılık hep ilgi duyduğum bir sanat dalı olmuştur. Hele ki ülkemizde Ara Güler, Mehmet Turgut, Okan Bayülgen vs vs gibi bir sürü mükemmel örnekleri varken… Aslında fotoğrafçılık bir sanat dalı mıdır uzun bir tartışma konusu olabilir; zira fotoğrafçılığı sadece “pahalı bir hobi” olarak görenler de vardır.
Nuri Bilge Ceylan ismini sinemaseverler iyi bilirler. Özellikle Uzak isimli filmiyle harika bir yönetmen olduğunu ispatlamıştır. Cannes ‘da önemli başarılar önemli etmiştir. Bugün kendisinin bilinmeyen bir yönüyle daha karşılaştım: mükemmel bir fotoğrafçıymış aynı zamanda. Kendi web sitesinde yayınladığı çok hoş fotoğraflar var…Ben yukarıdaki fotoğrafını küçülttüğüm için bozuldu. Orjinalinden bakıldığında harika daha da harika bir fotoğraf…
Fotoğrafçılık, ne yazık ki, ülkemizde parası olanların profesyonelce ilgilenebildiği bir hobi. Buna tiyatrocuların fotoğraflarını çekerek mükemmel bir sergi açan Okan Bayülgen ‘i örnek gösterebiliriz. Başarısının yarısını yeteneğine, yarısını parasına borçlu olduğunu düşünüyorum.
Bu bizi ilgilendiriyor.
Okan Bayülgen sonunda siyasete atıldı. Aslında Bayülgen’ i iyi takip edenler onun Makina’ da mutlu olmadığını, kendini ifade edemediğini fark etmişlerdir. Programın ilk iki saatinde Okan Bayülgen seyirciye “izlemek istediğini veriyor”, kalan saatlerde ise daha ciddi, sosyal konular konuşuluyordu. Ve artık Bayülgen’ in kendisini böyle kasmasına gerek kalmayacak.
“Bu Sizi İlgilendiriyor” un ilk bölümü, yamulmuyorsam, üç gün önce yayınlandı. Ben ilk defa bu gece izleyebildim. Hafta içi her gün 23:30’ da NTV ekranlarında yayınlanacak olan “Bu Sizi İlgilendiriyor” da hem politikacıların sıkıcı ama politikanın eğlenceli olduğunu, politikanın bizi son derece ilgilendirdiğini görebileceğiz.
Yalnız Okan Bayülgen umarım bu akşam yaptığını her akşam yapmıyordur. Bu geceki programda Demokrat Parti’ den aday olan kıza (adını hatırlayamadım) yüklendi sürekli. Kızı ezip salak durumuna düşürmeye çalıştı. Kısmen başardı da diyebiliriz aslında ama herhangi bir kafede değil de bir televizyon stüdyosunda olduğunun farkında olarak program yapmalı. Konuğu ezmek, zeki olduğunu ispatlamak ( zeki olduğunu ispatlamana gerek yok koçum anladık artık ) televizyon stüdyosunda yapılacak şey değildir. Git bunu Makina’ da yap.