Bir sene boyunca yapılan işlerin sonucu olarak ele sıkıştırılan kağıt parçası olarak yıllardır elimize tutuşturulan kağıt parçası. Çoğumuzun dayak yeme, azar işitme sebebi. Karne…
Bugün yine hepimiz karne aldık. Şahsen hiç zayıfım yok, ve tiyatrodaki üstün başarılarımdan dolayı da “onur belgesi” almış bulunmaktayım : )
Etiketler: karne, okul
KAZANDIK !
8 aylık emeğimizin karşılığını sonunda aldık. Dün akşam Süleyman Demirel Kültür Merkezi’ nde düzenlenen Kocaeli Liseler Arası Tiyatro Yarışması En İyi Oyun Ödülü’ nü biz aldık.
Öncelikle dün geceki atmosferi elimden geldiğince anlatmaya çalışayım ama anlatılmaz yaşanır derler ya o hesap işte.
1. oyun açıklanmadan önce en iyi dekor, en iyi kostüm, en iyi yardımcı erkek / kadın oyuncu, en iyi oyuncu ödülleri dağıtıldı. Hiçbirini biz alamadık. Tüm umutlarımız tükenmeye başlamıştı. Bir tek bizim adımız okunmuyordu. Ve bu yukarıdaki ödülleri alamayan okul birinci nasıl olacak ki diye düşünmeye başladık. Hocamız ağladı ağlayacaktı. Neyse. Sonra üçüncü okul açıklandı. Gene hayır. İkinci açıklandı, gene yok. Bir tane bile ödül toplayamadığımıza göre birinci olmamız çok zordu. Neyse. “En iyi okul Komşu…” sözünü duyar duymaz mükemmel bir çığlık koptu. Hemen birbirimize sarılıp çığlık atmaya başladık. Çıldırmış gibiydik. Sonra hemen o halde sahneye koştuk. Sahnede izleyicilerin önünde 5 – 10 dakika çıldırmış gibi tepindik, birbirimize sarıldık, öptük. Harika bir duyguydu ! Olağanüstüydü. Dün gece gerçekten rüya gibi bir geceydi. En güzel günlerimden biriydi…
Yönetmenimizin, 8 ay boyunca bizlerle uğraşan hocalarımızın ve bizim coşkumuz görülmeye değerdi.
Etiketler: kocaeli tiyatro festivali, komsu koyun delisi, odul, okul, tiyatro, ustun dokmen
Küçükken o kadar çok kalem kaybederdim ki. İlkokuldayken haftada bir kalem aldığımı hatırlıyorum. Hele o silgiler… Annem artık baş edemeyip, iple boynuma asmaya başlamıştı. Yanlış yazdığım zaman kolye gibi koynumdan çıkarıp siliyordum. Hey gidi günler… Devamını Oku »
Etiketler: faber castell, kalem, okul
Yarınki geometri sınavı ile bir eğitim öğretim yılını daha sonlandırmış bulunuyorum. Bundan sonra okula karneyi almaya giderim artık.
Özeleştiri yapacak olursam çok verimsiz bir seneydi. Çalışmadım. Bunda son iki ay oldukça yoğunlaşan tiyatro faaliyetimin de etkisi çok fazla. Bu yüzden maalesef artık lise bitene kadar tiyatro ile arama mesafe koymam lazım.
Koca sene boyunca en fazla beş on gün televizyon seyretmişimdir. Haberleri bile aklıma gelince youtube’ dan izliyordum. Bu benim için çok iyi oldu. Televizyonda kaybettiğim vakti tiyatroda kullanmış oldum.
Eğitim hayatımın en yorucu senesinin tatili beni heyecanlandırıyor. Hiçbir tatili bu kadar iple çekmemiştim. Tatilimi daha şimdiden kafamda planladım. İlk bir ay kendimi tamamen eve kapatıp bir sürü dvd izlemeyi düşünüyorum. Böylece de Sinema – Tv kategorisi de gelişmiş olacak. Bunun yanı sıra bu yaz, okumadığım tüm dünya klasiklerini bitirmeyi planlıyorum. Ve her gün 40 dakika ders çalışacağım.
İkinci ay ise babamla gideceğim. Karadeniz turu yapacakmış. Beni de götüreceğine söz verdi. Görmediğim yerleri görüp fotoğraf çekmek istiyorum.
Üçüncü ay ise ders çalışacağım. Dershane de başlamış olacak. Ve yeni bir eğitim öğretim yılına başlayacağız. Eğer tüm bu dediklerimi yapabilirsem benim blog da altın çağını yaşamış olacak.
Not: Bu arada bu 100. yazımmış. 100. yazımda kendimden bahsedeyim dedim. Sevgilerimle.
Etiketler: karne, okul, tatil
Dün akşam saat 20:00’ da başladık provaya Sabancı Kültür Merkezi’ nde. Birkaç veli geldi izlemeye. Oyunu oynadık. Bizim açımızdan güzeldi. Hata yapmadık. Ama yönetmen yine her zamanki gibi memnun olmadı. Tüm velilere (on tane kadar) tek tek fikirlerini sordu. Hepsi de çok beğenmiş. Bir tanesi olumsuz eleştiri de bulundu o kadar. Eve vardığımda saat 01:00 idi. Hemen uyudum.
Ben dün gece gelir gelmez yattığım için alarmı kurmayı unutmuşum. Saat 08:00’ de Sabancı’ da olmam gerekirken ben saat 08:40’ ta uyandım. Yüzümü bile yıkamadan koşa koşa durağa gittim. Saat 09:25’ de vardım. Vardığımda son hazırlıklar yapılıyordu. Tabi dolmuştayken on defa aradılar. Az daha yakıyordum oyunu…
Neyse efendim. Saat 10:00’ da açtık perdeyi. Perde açıldı. Salon tıklım tıklım dolu. Hepsi de okul arkadaşlarımız. En önde de hocalarımız. Diğer okullardan hocalar… Veliler… Ve en önemlisi de en ön sırada ortada jüri. Perde açılır açılmaz kıyamet gibi alkışlar… Tüm tüylerim diken diken oldu. Yönetmen işareti verdi ve girdim sahneye. Sahneye ilk girmek kadar heyecanlı bir şey yok… Tarif edemediğim bir duygu. Bir an rol gereği elimde duran tespihi bile çekemediğimi fark ettim.
Oyunu hatasız oynadık. Oyun bitti. Yine kıyamet gibi alkışlar… Ve selam verirken o alkışların yanındaki ıslıklar. Yüzümüzdeki işi başarmanın verdiği hava, kendimizle ve arkadaşlarımızla duyduğumuz gurur ve karşımızda alkışlar ıslıklar… Selamımızı da verdik. Daha sonra sahnede başımız boş bir şekilde okulumuzun özel tezahüratı olan “İzmit Lise oleeeeeeeey ! İzmit Lise oleeeeeeeeey” tezahüratını yaptık. Seyirciler de bunun üzerine “İzmit Lise sizinle gurur duyuyor !” diye karşılık verdi. Yaklaşık bir iki dakika boyunca kadar hem de. Daha sonra okul müdürümüz Akif Hoca sahneye çıktı, hocalarımıza, öğretmenlerimize, yönetmenimize ve bize teşekkür etti, hepimizi tek tek öptü.
Daha sonra tam karşıdaki ışık odasında (seyirci koltuğunun en arka sırasının arkasındaki oda) duran yönetmenimize tezahüratlar yaptık. “El salla el salla Sedat Hoca el salla” “Buraya buraya Sedat Hoca buraya”
Olağanüstü bir atmosferdi.
Hiç unutamayacağım bir gün oldu…
Emeklerimize değdi…
Etiketler: kocaeli tiyatro festivali, komsu koyun delisi, okul, tiyatro