An itibari ile, Uludağ Sözlük ‘deki bir başlıktan öğrendiğimiz habere göre, medya diktatörü Aydın Doğan Digiturk ‘u yok etme amacı için yeni bir adım daha atarak Star TV ‘yi Digiturk ‘den kaldırtmış.
Bunun çok fazla nedeni var. Hepsi açık ve net. Aydın Doğan, bilindiği gibi, yıllar yıllar önce Sansui Free TV adında bir dijital platform çıkarmış, halka da süper lig ihalesini alacağı yönünde söylentiler yaydırmıştı. Ama alamadı, ve onca masraf çöpe.
Daha sonraları bunu yediremeyen Aydın Doğan, bu işi çok daha ciddiye aldı ve yeni televizyon kanalları kurdu. İlk önce bu kanalları uydudan bedava verdi. Kısa zaman önce D Smart adında yeni bir dijital platforum kurdu ve bunu tek bir ücretle ömür boyu bedava halinde çıkardı. Bu işe büyük paralar yatırdı. İlk başta bedavadan verdiği kanallar artık şifreli oldu oradan yayın yapıyor. Şuan platformun reklamlarında Şahan Gökbakar oynuyor.
D Smart ile hedefine iyice yaklaşan, Digiturk ‘u yok etmek isteyen Aydın Doğan, an itibari ile de Star TV ‘nin yayınını Digiturk ‘den çekmiş görünüyor. Tabi bu konuda henüz resmi bir açıklama da yok. Olay çok sıcak. Peki neden Star TV? Çünkü Aydın Doğan, Digiturk üyelerine Şampiyonlar Ligi maçlarını izlettirmek istemiyor. Bu durumla karşılaşan Digiturk üyesi futbolseverleri de mecburen D Smart almak zorunda bırakıyor. Devamını Oku »
Etiketler: aydin dogan, cin, d smart, digiturk, dogu turkistan, irak, medya, sahan gokbakar, sansui free tv, star tv, televizyon, tuketici haklari
Bu ay, günlerimi Lost izlemekle geçirdim. Herhalde artık methini duymayan kalmamıştır, ama kalanlar için kısaca bahsedeyim; feci bir uçak kazası olur, ve bu uçaktan yalnızca kırk kişi sağ çıkar, uçak adaya düşmeden bilmem kaç dakika önce havada parçalandığı için kurtarma ekipleri kayıpları yanlış yerde aramaktadır, ve kırk kahramanımızı adadan kurtulmak için zor günler beklemektedir.
Lost bana göre televizyon tarihinin en başarılı dizisi. Bu yazıda da Lost üzerinden yabancı diziler ile Türk yapımı dizileri biraz kıyaslayalım.
Türkiye ‘de dizi denilince akla ilk Osman Yağmurdereli gelir ki kendisi televizyonculuk tarihinin en kötü ismidir. Yaptığı dizi tutarsa sakız gibi uzattırır. Ben Yılan Hikayesi adlı dizide, kahramanın yirmi bölüm boyunca polis balosuna hazırlandığını hatırlıyorum. Lost ‘da ise böyle bir uzatma söz konusu bile değil.
Bizde diziler uzun olur. Sitcomlarımız bile 90 dakikayı bulur. Avrupa dizilerinde bu durum farklı. Örneğin bir Lost bölümü 40 dakika. Kısa ve net. Gereksiz, senaryoyla alakasız, kurgu dışı tek sahne yok.
Avrupa, özgün konular buluyor, ve derin araştırmalar yapıyor. Lost ‘da her kahramanın kendi uzmanlık alanıyla ilgili bilmesi gereken bilgiler kullanılıyor. Türkiye ‘de bu denli araştırma yapabilen senarist yok, zaten bu yüzden hiç bilimkurgu filmi de çekemiyoruz. Yani onların senaristleri kaliteli, bizimki kopyacı.
Türkiye ‘de, bir dizi, aykırılıkla, sansosyonla gündeme gelir (örneğin Şehrazat ‘ın para karşılığında tek gecelik ilişkisi), Avrupa ‘da ise senaryosuyla, oyunculuklarıyla.
Türkiye ‘de sadece işi gücü olmayan, çoğunlukla da klasik ev kadını tiplerinin dizi izlediği kanısı vardır, Avrupa ‘da ise birçok diziyi anlamak entelektüel bilgi birikimi bile gerektirebilir.
İşte bu nedenlerden dolayı Türkiye ‘de, Lost ‘un uyandırdığı yankıyı uyandıracak bir dizi çekilemez. Uzun yıllar da çekilmeyecektir. Osman Yağmurdereli gibi sektörü tekeline almış embesiller bu işten eli eteği çekmedikçe Türkiye ‘den asla dünyada yanı uyandıracak bir dizi çıkmayacaktır.
Etiketler: dizi, lost, osman yagmurdereli, televizyon, türkiye de dizi sektörü, yapimcilik, yilan hikayesi
Türkiye de de blog kavramı yavaş yavaş yer edinmeye başlıyor. Medyada yer alan bloglar artmaya başladı. Daha önce Sabah Gazetesi ‘ne çıkan hussoloji, televizyonda wordpressi anlatan nahnu, ve Southeast European Times ‘a çıkan bir blogcudan sonra şimdi de KanalTürk ‘ün Kadınlar Kulübü adlı programına konuk olan Eda Suner. Sanırım içlerinde en iyisi de Eda Suner ‘inki olacak. Birsürü kadın o programı izleyip, o kadar cıvıl cıvıl, rengarenk tasarım harikalarını görünce mutlaka merak edecektir. Eda Suner ‘in konuk olduğu Kadınlar Kulübü programını 3 Temmuz ‘da saat 14:00 ‘da Kanaltürk ‘den izleyebilirsiniz.
Bu blog camiası için iyi bir olay. Artık anlıyoruz ki medya blogların farkında. yüzlerce yetenekli insanın birsürü fikri, yaklaşımı, eseri bloglarda yer alıyor. Bu medya için, böyle programlar için iyi bir malzeme.
Yabancı ülkelerde bloglar ayrı bir iletişim kanalı gibi algılanıyor. Pagerankı 7 - 8 olan bloglar var. Geçimini sadece blogundan sağlayan insanlar var. Bazı bloglar birçok köşekadısından daha çok okunuyor. Umarım Türkiye ‘de de yakında blogculuk böyle bir hava kazanacaktır.
Eda Suner ‘i bir kez daha tebrik ediyor, yazıyı da burada noktalıyorum. Ahanda noktaladım :)
Etiketler: Blog, eda suner, medya, televizyon
Bu bizi ilgilendiriyor.
Okan Bayülgen sonunda siyasete atıldı. Aslında Bayülgen’ i iyi takip edenler onun Makina’ da mutlu olmadığını, kendini ifade edemediğini fark etmişlerdir. Programın ilk iki saatinde Okan Bayülgen seyirciye “izlemek istediğini veriyor”, kalan saatlerde ise daha ciddi, sosyal konular konuşuluyordu. Ve artık Bayülgen’ in kendisini böyle kasmasına gerek kalmayacak.
“Bu Sizi İlgilendiriyor” un ilk bölümü, yamulmuyorsam, üç gün önce yayınlandı. Ben ilk defa bu gece izleyebildim. Hafta içi her gün 23:30’ da NTV ekranlarında yayınlanacak olan “Bu Sizi İlgilendiriyor” da hem politikacıların sıkıcı ama politikanın eğlenceli olduğunu, politikanın bizi son derece ilgilendirdiğini görebileceğiz.
Yalnız Okan Bayülgen umarım bu akşam yaptığını her akşam yapmıyordur. Bu geceki programda Demokrat Parti’ den aday olan kıza (adını hatırlayamadım) yüklendi sürekli. Kızı ezip salak durumuna düşürmeye çalıştı. Kısmen başardı da diyebiliriz aslında ama herhangi bir kafede değil de bir televizyon stüdyosunda olduğunun farkında olarak program yapmalı. Konuğu ezmek, zeki olduğunu ispatlamak ( zeki olduğunu ispatlamana gerek yok koçum anladık artık ) televizyon stüdyosunda yapılacak şey değildir. Git bunu Makina’ da yap.
Etiketler: bu sizi ilgilendiriyor, okan bayulgen, televizyon