Archive for the ‘tiyatro’ tag
Tiyatro Medresesi
->
Uzun zamandır çok “sıkıcı” konularda yazdığımın farkına varmış iken böyle güzel bir gelişmeyi duyurmak nasip oldu : )
Seyyar Sahne, beğeniyle takip ettiğim harika işler yapan bir tiyatro topluluğu. Oyunlarını İTÜ Maçka Kampüsü’nde oynayan bu topluluk Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar adlı tiyatroya çevirilmesi kesinlikle mümkün olmayan bir romanı, mümkünsüzlüğü ortadan kaldırarak başarıyla sahneliyorlar. Erdem Şenocak eşi benzeri zor rastlanır bir performans sergiliyor. Oyunu izlemediyseniz mutlaka izlemenizi öneririm. Seyyar Sahne’nin oyun planlarını Facebook sayfasından takip edebilirsiniz.

Beğeniyle izlediğimiz Seyyar Sahne şuanda sanat adına harika bir organizasyona girişmiş durumda. Tiyatro Medresesi! Medrese hakkında benim tek bir bilgi vermeme bile gerek yok; sadece web sayfasındaki şu açıklama bile heyecan vermeye yetiyor:

Tiyatro Medresesi bağışları özendirmek için çok takdir ettiğim çeşitli paketler de yaratmış:
Şimdi biraz desteğe ihtiyacımız var!
Performans sanatları alanında Türkiye’nin ve dünyanın önemli merkezlerinden biri olmaya aday Tiyatro Medresesi’nin kurucularından biri olmak, Medrese’nin inşaatına bir tuğla da siz koymak istemez misiniz?
Aşağıdaki hesaplardan herhangi birine ŞİMDİ bir havale GERÇEKLEŞTİRİN.
Performans Araştırmaları Derneği
Garanti Bankası, Galata Şubesi
(TL)IBAN No: TR88 0006 2000 0680 0006 2967 16
(€) IBAN No: TR67 0006 2000 0680 0009 080412
($) IBAN No: TR40 0006 2000 0680 0009 0804 13Katkıda bulunan dostlarımıza hayat boyu minnettarız!
1) 100TL verip bir TUĞLA bağışlayanlara, Tiyatro Medresesi bünyesinden çıkacak bir oyuna iki kişilik davetiye;
2) 250TL verip AMFİTİYATROYA bir KOLTUK bağışlayanlara, birinci gruba ek olarak, Medrese’de bir gece, iki kişilik konaklama;
3) 2.500TL verip bir KEMER bağışlayanlara, birinci gruba ek olarak, Medrese’de bir hafta, iki kişilik konaklama;
4) 10.000TL verip bir ODA bağışlayanlara, üçüncü gruba ek olarak, yaşam boyu Tiyatro Medresesi prodüksiyonu olan oyunlara davetiye ve Medrese yayınlarından çıkan kitaplara ücretsiz erişim;
5) 25.000TL verip bir PROVA SALONU bağışlayanlara, dördüncü gruba ek olarak, Medrese’nin ilk 10 yılı boyunca yılda bir hafta, iki kişilik konaklama;
6) 50.000TL verip bir GÖSTERİ SALONU bağışlayanlara, dördüncü gruba ek olarak, ömür boyu yılda bir hafta, iki kişilik konaklama hakkı sunacağız.
Ayrıca bağışçılarımızın hepsinin isimlerini Medrese’deki tuğlalara, kemerlere, amfi tiyatrodaki koltuklara, odalara,salonlara kazıyacağız. Tiyatro Medresesi yaşadıkça bağışçılarımızın adları da bu muhteşem mekânda yaşayacak.
Bu muhteşem eserin hayata geçmesinde payı olacak herkese şimdiden teşekkürler.
Seyyar Sahne’nin bu takdire şayan çabalarına kayıtsız kalmayıp imkanınız ölçüsünde bir bağış yapmanızı ve de bu projeden sanatla ilgilenen tüm tanıdıklarınıza bahsetmenizi rica ediyorum.
Tiyatro Medresesi’nin detaylarına buradan ulaşabilirsiniz.
Ve Ödül
KAZANDIK !
8 aylık emeğimizin karşılığını sonunda aldık. Dün akşam Süleyman Demirel Kültür Merkezi’ nde düzenlenen Kocaeli Liseler Arası Tiyatro Yarışması En İyi Oyun Ödülü’ nü biz aldık.
Öncelikle dün geceki atmosferi elimden geldiğince anlatmaya çalışayım ama anlatılmaz yaşanır derler ya o hesap işte.
1. oyun açıklanmadan önce en iyi dekor, en iyi kostüm, en iyi yardımcı erkek / kadın oyuncu, en iyi oyuncu ödülleri dağıtıldı. Hiçbirini biz alamadık. Tüm umutlarımız tükenmeye başlamıştı. Bir tek bizim adımız okunmuyordu. Ve bu yukarıdaki ödülleri alamayan okul birinci nasıl olacak ki diye düşünmeye başladık. Hocamız ağladı ağlayacaktı. Neyse. Sonra üçüncü okul açıklandı. Gene hayır. İkinci açıklandı, gene yok. Bir tane bile ödül toplayamadığımıza göre birinci olmamız çok zordu. Neyse. “En iyi okul Komşu…” sözünü duyar duymaz mükemmel bir çığlık koptu. Hemen birbirimize sarılıp çığlık atmaya başladık. Çıldırmış gibiydik. Sonra hemen o halde sahneye koştuk. Sahnede izleyicilerin önünde 5 – 10 dakika çıldırmış gibi tepindik, birbirimize sarıldık, öptük. Harika bir duyguydu ! Olağanüstüydü. Dün gece gerçekten rüya gibi bir geceydi. En güzel günlerimden biriydi…
Yönetmenimizin, 8 ay boyunca bizlerle uğraşan hocalarımızın ve bizim coşkumuz görülmeye değerdi.
Ve Perde
Dün akşam saat 20:00’ da başladık provaya Sabancı Kültür Merkezi’ nde. Birkaç veli geldi izlemeye. Oyunu oynadık. Bizim açımızdan güzeldi. Hata yapmadık. Ama yönetmen yine her zamanki gibi memnun olmadı. Tüm velilere (on tane kadar) tek tek fikirlerini sordu. Hepsi de çok beğenmiş. Bir tanesi olumsuz eleştiri de bulundu o kadar. Eve vardığımda saat 01:00 idi. Hemen uyudum.
Ben dün gece gelir gelmez yattığım için alarmı kurmayı unutmuşum. Saat 08:00’ de Sabancı’ da olmam gerekirken ben saat 08:40’ ta uyandım. Yüzümü bile yıkamadan koşa koşa durağa gittim. Saat 09:25’ de vardım. Vardığımda son hazırlıklar yapılıyordu. Tabi dolmuştayken on defa aradılar. Az daha yakıyordum oyunu…
Neyse efendim. Saat 10:00’ da açtık perdeyi. Perde açıldı. Salon tıklım tıklım dolu. Hepsi de okul arkadaşlarımız. En önde de hocalarımız. Diğer okullardan hocalar… Veliler… Ve en önemlisi de en ön sırada ortada jüri. Perde açılır açılmaz kıyamet gibi alkışlar… Tüm tüylerim diken diken oldu. Yönetmen işareti verdi ve girdim sahneye. Sahneye ilk girmek kadar heyecanlı bir şey yok… Tarif edemediğim bir duygu. Bir an rol gereği elimde duran tespihi bile çekemediğimi fark ettim.
Oyunu hatasız oynadık. Oyun bitti. Yine kıyamet gibi alkışlar… Ve selam verirken o alkışların yanındaki ıslıklar. Yüzümüzdeki işi başarmanın verdiği hava, kendimizle ve arkadaşlarımızla duyduğumuz gurur ve karşımızda alkışlar ıslıklar… Selamımızı da verdik. Daha sonra sahnede başımız boş bir şekilde okulumuzun özel tezahüratı olan “İzmit Lise oleeeeeeeey ! İzmit Lise oleeeeeeeeey” tezahüratını yaptık. Seyirciler de bunun üzerine “İzmit Lise sizinle gurur duyuyor !” diye karşılık verdi. Yaklaşık bir iki dakika boyunca kadar hem de. Daha sonra okul müdürümüz Akif Hoca sahneye çıktı, hocalarımıza, öğretmenlerimize, yönetmenimize ve bize teşekkür etti, hepimizi tek tek öptü.
Daha sonra tam karşıdaki ışık odasında (seyirci koltuğunun en arka sırasının arkasındaki oda) duran yönetmenimize tezahüratlar yaptık. “El salla el salla Sedat Hoca el salla” “Buraya buraya Sedat Hoca buraya”
Olağanüstü bir atmosferdi.
Hiç unutamayacağım bir gün oldu…
Emeklerimize değdi…
Sahne Çalışmaları
Sahneye çıkmamıza hepi topu 25 – 30 gün kaldı. Heyecan dorukta artık… Ama yönetmenin geç getirilmesi, imkansızlıklar, sınavlarımızın, derslerimizin yoğunluğu, aramızda ÖSS ‘ye girecek arkadaşlarımızın olması vs gibi nedenlerle çalışmalarımız çok aksadı… Bu yüzden daha yolun yarısının biraz ilerisindeyiz diyebilirim. Kalan sürede diğer yarısını hızla gitmemiz gerekiyor.
Bu yüzden artık her gün prova yapıyoruz. Çoğumuzun ayaklarının altı şişti. Bugün de saat 17:00 ‘de gene çalışacağız. Oradan da Fenerbahçe – Beşiktaş maçını izleyeceğiz bir kafede. Sabah da dershanedeydim… Şuan yoğun tempo için kendimi bilgisayar başında dinlendiriyorum. Yorucu bir gün olacak… Şimdiden yoruldum hatta…
Tahminen mayıs sonunda (27′si , 28′i gibi) oyunu sahneleyeceğiz.
Heyecanlıyız, yorgunuz, mutluyuz, tedirginiz
Komşu Köyün Delisi
Oyun çalışmalarımız hızla devam ederken biz de oyunu daha önce oynamış kişileri izliyoruz. Youtube sağolsun. Anladığım kadarıyla üç ayrı ilde oynanmış. En başarılısı Antalya gibi gözüküyor. Merak edenler için kısa bir bölümünü (4 dakikalık) koyuyorum.
Arkadaşların büyük bölümü iyi oynamış. Ama aralarında çok kötüler de var. Ve en sevmediğim şeyi yapmışlar : metine bağlı kalmamışlar. Doğaçlama olsa neyse ama doğaçlama da değil. Resmen çıkarmalar – eklemeler yapmışlar. Hatta bir sahneyi kafalarından yazıp eklemişler. Tasvip ettiğim birşey değil. Neyse konumuz zaten tiyatro etiği değil
Buyrun efendim izleyelim :
[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=cggqRAJXGs4[/youtube]






