Efendim öncelikle 17 yaşında kapı gibi bir adam olup, lise 3 öğrencisiyimdir. Bursa doğumlu, Kocaeli ‘de yaşayan, kısa bir de Konya macerası yapmış görmüş geçirmiş biriyimdir : )
Bir yıldır blog tutmaktayım. Daha önceki ücretsiz blogumu haziran 2007 ‘de bırakıp buraya geçtim.
Aşırı derecede tembelimdir. Bilgisayarın başından kalkamam. Ama gaza geldim mi fena çalışırım. Bir kere sırf bu sebepten matematikten 100 almışlığım vardır.
Mayıs 2007 ‘de Komşu Köyün Delisi adlı oyunumuzla tiyatro festivalinde 1. olduk. Tiyatroyu severim.
En büyük hobilerimden biri de kitap okumaktır. Zaten okumazsam yazamam. Hoş, son zamanlarda bu blog yüzünden onu da yapmıyorum. Bu yüzden kendimi suçlu da hissediyorum, ama neyse.
Ayrıca son iki senedir çok fazla film seyretmekteyimdir. Bu blogda bacak kadar boyumla sinema eleştirmenliği yapmamdan da belli oluyordur. Korsana evet diyenlerdenim : )
Psikolojiye ve felsefeye çok büyük ilgi duyarım. İntihar olgusu, intiharın sosyolojik nedenleri vs konularında sırf kendi merakım için saatlerce araştırma yaptığım olmuştur. Yakında bunları yazıya da dökebilirim.
Başlarda rocker adam olarak geçindiysem de her türlü müziği dinlerim. Önemli olan beğenmem. Müzikte tür olduğuna inanmıyorum. İçinde nota olan herşey müziktir. Dinlemek için ölçüt beğenmek ya da beğenmemek olmalıdır.
Ara sıra Pelesenk ile uğraşırım. O da benle uğraşır. Vakit öldürürüm. Tembellik yaparım. Beni engelleyen en büyük şey blog ve pelesenk. Ama bir türlü de bırakamıyorum.
Etiketler: Blog, bursa, dodo, dogancan, dogancan ulker, pelesenk, sinema, tiyatro, ulker
KAZANDIK !
8 aylık emeğimizin karşılığını sonunda aldık. Dün akşam Süleyman Demirel Kültür Merkezi’ nde düzenlenen Kocaeli Liseler Arası Tiyatro Yarışması En İyi Oyun Ödülü’ nü biz aldık.
Öncelikle dün geceki atmosferi elimden geldiğince anlatmaya çalışayım ama anlatılmaz yaşanır derler ya o hesap işte.
1. oyun açıklanmadan önce en iyi dekor, en iyi kostüm, en iyi yardımcı erkek / kadın oyuncu, en iyi oyuncu ödülleri dağıtıldı. Hiçbirini biz alamadık. Tüm umutlarımız tükenmeye başlamıştı. Bir tek bizim adımız okunmuyordu. Ve bu yukarıdaki ödülleri alamayan okul birinci nasıl olacak ki diye düşünmeye başladık. Hocamız ağladı ağlayacaktı. Neyse. Sonra üçüncü okul açıklandı. Gene hayır. İkinci açıklandı, gene yok. Bir tane bile ödül toplayamadığımıza göre birinci olmamız çok zordu. Neyse. “En iyi okul Komşu…” sözünü duyar duymaz mükemmel bir çığlık koptu. Hemen birbirimize sarılıp çığlık atmaya başladık. Çıldırmış gibiydik. Sonra hemen o halde sahneye koştuk. Sahnede izleyicilerin önünde 5 – 10 dakika çıldırmış gibi tepindik, birbirimize sarıldık, öptük. Harika bir duyguydu ! Olağanüstüydü. Dün gece gerçekten rüya gibi bir geceydi. En güzel günlerimden biriydi…
Yönetmenimizin, 8 ay boyunca bizlerle uğraşan hocalarımızın ve bizim coşkumuz görülmeye değerdi.
Etiketler: kocaeli tiyatro festivali, komsu koyun delisi, odul, okul, tiyatro, ustun dokmen
Dün akşam saat 20:00’ da başladık provaya Sabancı Kültür Merkezi’ nde. Birkaç veli geldi izlemeye. Oyunu oynadık. Bizim açımızdan güzeldi. Hata yapmadık. Ama yönetmen yine her zamanki gibi memnun olmadı. Tüm velilere (on tane kadar) tek tek fikirlerini sordu. Hepsi de çok beğenmiş. Bir tanesi olumsuz eleştiri de bulundu o kadar. Eve vardığımda saat 01:00 idi. Hemen uyudum.
Ben dün gece gelir gelmez yattığım için alarmı kurmayı unutmuşum. Saat 08:00’ de Sabancı’ da olmam gerekirken ben saat 08:40’ ta uyandım. Yüzümü bile yıkamadan koşa koşa durağa gittim. Saat 09:25’ de vardım. Vardığımda son hazırlıklar yapılıyordu. Tabi dolmuştayken on defa aradılar. Az daha yakıyordum oyunu…
Neyse efendim. Saat 10:00’ da açtık perdeyi. Perde açıldı. Salon tıklım tıklım dolu. Hepsi de okul arkadaşlarımız. En önde de hocalarımız. Diğer okullardan hocalar… Veliler… Ve en önemlisi de en ön sırada ortada jüri. Perde açılır açılmaz kıyamet gibi alkışlar… Tüm tüylerim diken diken oldu. Yönetmen işareti verdi ve girdim sahneye. Sahneye ilk girmek kadar heyecanlı bir şey yok… Tarif edemediğim bir duygu. Bir an rol gereği elimde duran tespihi bile çekemediğimi fark ettim.
Oyunu hatasız oynadık. Oyun bitti. Yine kıyamet gibi alkışlar… Ve selam verirken o alkışların yanındaki ıslıklar. Yüzümüzdeki işi başarmanın verdiği hava, kendimizle ve arkadaşlarımızla duyduğumuz gurur ve karşımızda alkışlar ıslıklar… Selamımızı da verdik. Daha sonra sahnede başımız boş bir şekilde okulumuzun özel tezahüratı olan “İzmit Lise oleeeeeeeey ! İzmit Lise oleeeeeeeeey” tezahüratını yaptık. Seyirciler de bunun üzerine “İzmit Lise sizinle gurur duyuyor !” diye karşılık verdi. Yaklaşık bir iki dakika boyunca kadar hem de. Daha sonra okul müdürümüz Akif Hoca sahneye çıktı, hocalarımıza, öğretmenlerimize, yönetmenimize ve bize teşekkür etti, hepimizi tek tek öptü.
Daha sonra tam karşıdaki ışık odasında (seyirci koltuğunun en arka sırasının arkasındaki oda) duran yönetmenimize tezahüratlar yaptık. “El salla el salla Sedat Hoca el salla” “Buraya buraya Sedat Hoca buraya”
Olağanüstü bir atmosferdi.
Hiç unutamayacağım bir gün oldu…
Emeklerimize değdi…
Etiketler: kocaeli tiyatro festivali, komsu koyun delisi, okul, tiyatro
Sahneye çıkmamıza hepi topu 25 - 30 gün kaldı. Heyecan dorukta artık… Ama yönetmenin geç getirilmesi, imkansızlıklar, sınavlarımızın, derslerimizin yoğunluğu, aramızda ÖSS ‘ye girecek arkadaşlarımızın olması vs gibi nedenlerle çalışmalarımız çok aksadı… Bu yüzden daha yolun yarısının biraz ilerisindeyiz diyebilirim. Kalan sürede diğer yarısını hızla gitmemiz gerekiyor.
Bu yüzden artık her gün prova yapıyoruz. Çoğumuzun ayaklarının altı şişti. Bugün de saat 17:00 ‘de gene çalışacağız. Oradan da Fenerbahçe - Beşiktaş maçını izleyeceğiz bir kafede. Sabah da dershanedeydim… Şuan yoğun tempo için kendimi bilgisayar başında dinlendiriyorum. Yorucu bir gün olacak… Şimdiden yoruldum hatta…
Tahminen mayıs sonunda (27’si , 28′i gibi) oyunu sahneleyeceğiz.
Heyecanlıyız, yorgunuz, mutluyuz, tedirginiz :)
Etiketler: komsu koyun delisi, tiyatro
Bugün, oyunu sahneleyeceğimiz kültür merkezinde (Sabancı Kültür Merkezi) (resimdeki değildir) ilk genel provamızı gerçekleştirdik. Ve çalışmalarımıza ilk defa , edebiyat öğretmenlerimizin dışında, profesyonel bir sanat yönetmeni katıldı. Giriş çıkışları, oturup kalkmaları falan ayarladıysak da bugünkü prova daha çok yönetmenimizle tanışmakla geçti. Belki yarım saat süren bir konuşma yaptı ve hepimizi çok etkiledi. Yarım saat boyunca dikkatle onu izledik. Sözleri tamamen aklımda kalmadı ama kaldığı kadarıyla aktarayım:
“…Burası sahne. Babanızın çiftliği değil. Burada istediğiniz gibi duramazsınız. İstediğinizi söyleyemezsiniz. (Bir arkadaş öksürür). Öksüremezsiniz ! Burada sadece sahnenin sizden istediğini yapabilirsiniz.
…Bu anlattıklarımın adı tecrübedir. Bilgi hayatınızda görebileceğiniz en değerli şeydir. İleride araştırmacı insanlar olduğunuzda bilginin ne kadar para ettiğini göreceksiniz. Bu yüzden beni, karşınızdaki hıyarı, bu hıyarı, bendenizi iyi dinleyin.
…Ben gazetecilik mezunuyum. İzmit ‘te gazetecilik masterı yapmış tek adamım. Kaliteli olmayan gazetelerde boş sayfalar görürsünüz. Kocaman kocaman harflerle doldurulmuş sayfalar görürsünüz. Bu adiliktir. Bu hırsızlıktır. Alçaklıktır. Ayıptır. Tiyatroda da bu böyledir. Bir perde en fazla üç saniyede açılmak zorundadır. İzleyiciye boş geçirtilen her saniye sizin alçaklığınızdır.”
Sanat. Sanat gerçekten muazzam bir şey. Ben bugün bunu gördüm.
Etiketler: komsu koyun delisi, tiyatro
« Önceki Yazılar