Archive for the ‘tutunamayanlar’ tag
Aylak Adam

Daha önce burada tanıttığım Tutunamayanlar ‘ı andıran, Tehlikeli Oyunlar ‘ı da fena halde hatırlatan bir kitap Aylak Adam. Arka kapağındaki tanıma göre ise:
Her şeye “karşı” duran,”karşı” çıkan,”karşı” olan, sıradanliğa, tekdüzeliğe, alışılmışın kolaycılığına hiç katlanamayan,hem farklıyı, hem doğruyu arayan, bir ismi bile olmayan ve Yusuf Atılgan’in kısaca “C.” dediği bir adam… Aylak adam… Zor bir karakter, zor bir yaşam, yalın bir roman.
Kitap alışılmışın dışında sade. Bir o kadar da buhranlı. “Hiçbir iş yapmadan hayatını sürdürme” meselesi ele alınmış, ek$i sözlükteki bir diğer ifadeyle maslow ‘un ihtiyaçlar piramitinin tepesinden bakan bir adamın buhranları anlatılmış. İnsanlardaki yabancılaşmayı bu kadar iyi vurgulayan bu romanla birlikte Yusuf Atılgan ‘ı da Oğuz Atay ‘ın yanına koyuyor zihnimiz… Read the rest of this entry »
Tutunamayanlar

Kitabın ilk yarısına geldikten sonra, o kadar etkilenmiştim ki, bu kitap hakkında o kadar çok şey düşünmüştüm ki, bu yazı hep kafamın içinde bir yerlerde dolaşıyordu. Kitabın arkasındaki bu boş sayfaları çok uzun zaman önceden gözüme kestirmiştim.
Tutunamayan. Böyle bir insan türü var, bir gerçek. Ben tutunamayan mıyım? Bilmiyorum.
Bugüne kadar birçok kez intihar etmeyi düşündüm. Hala daha da düşünürüm. Bir ara Yavuz Çetin ‘i anlamaya adamış olan ben, sanırım, şimdi Selim Işık ve Turgut Özben ‘i anlamaya çalışıyorum.
Selim Işık. O ‘nu tanımlayacak bir sıfat bulmak zor. Zira Türkçe ‘yi oluşturan insan kabileleri tutunan insanlardı; Türkçe oluşurken tutunamayanlar düşünülmedi. O yüzden Selim Işık için tek bir söz edebiliyoruz: tutunamayan.
Gerçekten, ontolojik nedenlerden dolayı intihar edilebilir mi? Bir varlık sırf düşündüğü için intihar eder mi? Eder. Bunu Yavuz Çetin ‘de gördüm. Selim Işık ‘ta da görüyoruz. Ne? Selim Işık hayali bir kahraman mı? Hadi canım! Selim Işık benim. Hatta belki de sensin aynı zamanda.
Turgut Özben. Nasıl bir adamsın sen? Nasıl bu kadar gerçeksin? Turgut, sen gerçekten ben misin? Neden hep aynı şeyleri düşünmüşüz Turgut? Neden o alçak şehir yaşamından, yüksek gökdelenlerden -pek yoktu senin zamanında-, kravatlı adamlardan – biz de onlardan biri olduğumuz halde üstelik -, zenginlerden, dilencilerden korkmadık? Neden bunca yıl korkmadık da yeni dank etti kafamız. Niye düşünmedik bunca yıl, hiç? Read the rest of this entry »






