Doğancan Ülker

Informatiker

Archive for the ‘yes i would love another glass of tea’ tag

Bir Çay Daha Lütfen

without comments

Bir yabancının gözünden Türkiye olarak, en önemlisi bir Amerikalı kadının gözünden Türkiye olarak oldukça başarılı bir eser olan “Evet, Bir Çay Daha Lütfen” (Yes, I Love Another Glass of Tea) kitabını tanıtmak istiyorum. Kadriye Branning‘in (bu ismi kullanmayı seviyor) 87′de başlayan Türkiye sevgisi ve 30 yıldır her yıl Türkiye’ye geliyor oluşu, Türkiye’nin son 80lerden bu yana olan değişiminin ve kalkınışının izlerini iyi yansıtıyor. Batının ortabatıcı ve oryantalist gözlüklerini bir kenara fırlattığını iddia eden Branning, bu fırlatma eyleminde gerçekten oldukça başarılı olmuş. Türk kültürüne yönelik çok güzel tespitleri var ve Türkleri algılayışı gerçekten çok sevecen.

Kadının Türkiye sevgisi ve Türkler hakkındaki düşünceleri karşısında zaman zaman mahçup olup ezildiğimi söyleyebilirim.

Buarada kendisinin Türkiye’deki hanları listelediği turkishhan.org adresini ziyaret etmenizde fayda var.

Kitaptan güzel bir kaç alıntı:

Benim Türkiyem’de beni bekleyen, ne deniz, eğlence, moda kulüpleri, güzel bikinili insanlar, diskotekler ne de kayak merkezleridir. Beni oraya çeken başka bir şeydir: Ağaçtan yapılmış bir ev, dağlardaki yeşillikler, ağaçlardaki adaklar, yol kenarlarında şırıl şırıl akan pınarlar, halk ozanları, dervişler, kambur köprüler, sarnıçlar, ormanlar, ırmaklar, saz çalanlar, ötücü kuşlar, pilav günleri, sünnet düğünleri, yağ tenekelerine dikilmiş çiçeklerin süslediği kamelyalar, saat kuleleri, kadın müşteriler için özel yerleri olan lokantalar, üzüm asmalarının gölgelediği çay bahçeleri, tarlalarda sarımsak soğan toplayan kadınlar…

Fakat bütün jestler içinde en tatlı olanı Sivas’ta bir grup genç kızdan gelmişti. Bir öğleden sonra şehrin merkezindeki Konak Meydanı’nda buluna güzel çay bahçesinde bir süre dinlenmek istedim. Çayımı yudumlarken yan taraftaki masada bir yandan çay içip konuşup gülerken bir yandan da ev yapımı bir keki açmaya çalışan altı genç kız dikkatimi çekti. Ya birinin doğum günüydü ya okul sonunu kutluyorlardı ya da öylesine kendi aralarında eğleniyorlardı. O kadar düşüncelere ve okumaya dalmıştım ki, kızlardan birinin masama gelmiş olduğunu farkedemedim. Elinde az önce masalarında gördüğüm, şimdi dilimlenmiş kek vardı. Tabağı bana uzatarak “Buyurun, kekimizden tatmak istemez misiniz? Kendim yaptım, afiyet olsun.” dedi. İlk dilimi almakla onurlandırılmam beni etkilemişti; çok daha fazla duygusallaşmama neden olan şey ise o günün benim doğum günüm olmasıydı. Sanki onlar bunu biliyorlardı! Zevkle kutladığım doğum günlerinde tattığım kabartmalı, kremalı kekler ve pastalardan hiçbiri bir yabancının, güler bir yüzle bana uzattığı bu sade kek kadar lezzetli değildi.

Written by Doğancan Ülker

Ocak 16th, 2012 at 3:22 am