Takva
->

Takva. Türk Sineması ‘nın neredeyse bütün iyi filmleri gibi gereken ilgiyi görememiş filmlerinden biri. Oldukça mütevazi bir hayat süren, cinsellik hayatı olmayan, dini inançları çok kuvvetli Muharrem ‘in (Erkan Can) bir dergahla olan ilişkisini, dayanılmaz cinsel dürtüleri ile sevap – günah, haram – helal ve vicdanı arasındaki çatışmaları…
Film benim kesinlikle inandığım insanın bir hayvandan farkı olmadığı tezine uyuyor biraz. İnsan yeme dürtüleri, savunma dürtüleri, cinsel dürtüleri olmadan hiçbir şeye uyum sağlayamaz. Bu ihiyaçlarını karşılamadan asla kendini gerçekleştiremez. Hani insan düşünen hayvandır sözü vardır ya ne de güzel söylemişler.
Ayrıca filmdeki zikir gösterileri de bol bol küfür yağdırmama neden oldu. Otuz kırk tane gerizekalının bir araya gelip allah allah allah deyip pis sakallı kafalarını sallamaları ne kadar sevap aslında (!). Zaten bugün böyleysek bunun sorumlusu o pis sakallı kafalardır. Elin batılısı birşeyler okuyup, okuduklarını yorumlayıp düşünerek birşeyler ortaya koyarken biz allah allah diyerek kafamızı salladık asırlarca.
Bunun yanı sıra filmdeki fakir ailenin dergaha ödeyemediği kira sahnesi herşeyi açıklıyordu. İyilik, sevap, haram, helal, şu, bu konularında ahkam kesen, mürid yetiştiren şeyh, kirasını ödeyemeyen aileye nasıl bir tepki verdi. Belki de filmin en görülesi ve en nefret tohumlarını yükselten sahnesiydi.
Teknik olarak Erkan Can yine döktürmüş. Bu adam oyuncu olamaz. Eğer oyuncuysa insan olamaz. Bu kadar iyi rol yapan bir adam normal hayatında nasıl yaşayabilir? Vallahi bravo. Ayrıca Güven Kıraç da harika oynamış. Filmde en zayıf halka bana göre Engin Günaydın. Bu adamı beğenmiyorum. Yani neden herkes beğeniyor diye de merak ediyorum ama ben beğenmiyorum. Oynayamıyor işte kardeşim.
Ayrıca final sahnesi baya bir aceleye getirilmiş. Daha etkileyici bir final yapılabilirdi. Çalışılmamış






