"Enter"a basıp içeriğe geçin

Apple Macbook’a Geçiş ve Yeni Kişisel Teknolojik Yatırımlar

Yaklaşık dört yıl kadar, 4 GB bir RAM barındıran 2014 model bir Apple Macbook Air kullanmış ve yavaşlık problemlerinden gına gelerek ilk fırsatta satarak bir Dell Ultrabook edinmiştim. Genel olarak Dell ultrabooktan çok memnun olsam da, günümün çoğu ekranda bir şeyler okuyarak geçtiği için çamur gibi ekran kalitesi beni günden güne daha rahatsız etmeye başladı. Ekran gerçekten çok mattı ve göremiyordum ve çalışma konforum epey olumsuz etkileniyordu.

Beni çıldırtan Macbook Air, Letgo’dan bir şey satılabileceğini kanıtlayarak son hizmetini sunmuştu.

O dönem koşarak uzaklaştığım ve hatta yerden yere vurduğum Apple ekosisteminin epey iyiye gittiğini ve benim gerçek problemimin yetersiz donanım olduğunu fark etmem Iphone 11 edinmem ile başladı. Samsung Note 8’den sonra yağ gibi akışkan bir telefon edinmek konforumu epey arttırınca tekrar Macbook’a geçiş yapmayı değerlendirmeye başladım. Ortağımın kullandığı retina ekranı alıcı gözle inceledim ve bana iyi gelecek olayın bu olduğuna kanaat getirdim. Hiçbir şeyin satılmasının mümkün olmadığı Letgo’da mucizevi şekilde bilgisayarıma alıcı çıkınca hemen siparişi verdim. Yaklaşık üç haftadır kullanıyorum ve ekran kalitesi başta olmak üzere çok memnunum. Öyle ki, çift ekran çalışabileceğim büyük bir oyuncu monitörüm olsa da görüntü kalitesi bunun yanında çamur gibi olduğu için onu da pek kullanmıyorum artık.

Macbook Pro M1 modelini ekstra 8 GB RAM ekleterek Amerika’dan satın aldım (Türkiye fiyatından satın almayı kabullenmem pek mümkün değil).

M1 işlemci gerçekten üç haftada kendini fark ettirdi. Yüzlerce sekme açıkken Da Vinci Resolve’da 4K 60 FPS videoyu render alıyorum ve hala fan sesi duymadım. Şarjı yoğun kullanımda bile 20 saat gidiyor. İdeal bir alet ve zannediyorum geçiş yapmakla çok doğru yaptım. Touchbar uzaktan epey manasız bir zımbırtı gözükse de mouse ile ilişkinizi minimuma indiren zekice tasarlanmış bir şey ve kullanmayı çok seviyorum. Touch-id de gerçekten çok başarılı. Bu yazıda öyle test sonucu filan paylaşmayacağım, onu bazı Youtube kanalları çok daha iyi bir şekilde yapıyor. Ben son kullanıcı gözüyle bir değerlendirme yapıyorum.

M1’de henüz bir uyumluluk sorunu kendi kullandığım uygulamalarda yaşamadım. Bir tek G-Suite kullanıcılarına özel olan Google Drive File Stream yükleyemiyorum, onu da Nisan 2021’de yayınlayacaklarmış. O beni biraz üzdü.

Tüm cihazların Apple olması gerçekten müthiş uyumlu bir ekosistem yaratıyor. Elbette böyle bir ekosistemi diğer cihazlar arasında da yaratmak mümkün, mümkün değil demiyorum, ama yağ gibi akmıyor işte. Apple’ın en iyi becerdiği iş bana göre bu. Iphone’da çektiğim fotoğraf anında Macbook’ta. Macbook’ta bir not alırken o anda fotoğrafını Iphone’dan çektiğim bir döküman anında bilgisayardaki notun içine yerleşiyor filan her şey birbiriyle mükemmel uyumlu.

Yine çok ön yargılı yaklaştığım bir diğer teknoloji de Apple Airpods idi. Kulağımdan düşer ya bu diyerek uzak durduğum bu zımbırtı, iphone alırken epey uygun bir fiyata kampanyayla veriliyordu ve onu da satar cebe 500-600 koyarım diye düşünerek aldım. Şuan en vazgeçemediğim ürünlerin başında geliyor. Kulaklık kulağınızdayken, cihazlar arası geçiş yine süper kurgulanmış. Alet ne zaman Macbook’a ne zaman Iphone’a bağlanması gerektiğini çok iyi algılıyor ve size pürüzsüz bir deneyim yaşatıyor.

Şuanda Apple kurduğum Apple ekosisteminde bir adet Macbook M1 16 GB RAM versiyonu, bir adet Iphone 11, bir adet Airpods, bir adet de Magic Mouse 2 içeriyor.

En yetersiz olanı ise bana göre Magic Mouse 2. Çok kötü diyebileceğim bir ürün değil ama hiç ergonomik değil, üstelik tıklama sesi rahatsız edecek kadar yüksek. Eğer bir üçüncü versiyon çıkaracaklarsa bu yepyeni bir şey olmak zorunda.

Yan ürün olarak da bir adet Baseus USB-C hub edindim. Kendisi bir adet HDMI yuvası, bir type-C girişi ve USB 3.0 girişi içeriyor ve benim işimi görüyor. Ethernet yuvası da olsaydı güzel olurdu ama o versiyonu neredeyse iki kat daha pahalıydı.

Productivity anlamında bir katkısı olmayan, ancak bir kombin aksesuarı ve oyuncak olarak gördüğüm Apple Watch almaya pek niyetim yok, ama şeytan da dürtmüyor değil.

Ayrıca kurduğum teknoloji ekosisteminde Apple’dan sonraki büyük oyuncu ise Xiaomi. Malasef sigara kullanan biri olarak Xiaomi’nin 2H Air Purifier adlı hava temizleyici ürünü benim çalışma odamı epey rahatlattı. Dumanı gerçekten çok güzel emiyor ve yok ediyor. Bir diğer başarılı ürünü ise Vacuum Mop Pro. Gerçekten süpürge işlemini sorunsuz gerçekleştiriyor ve ayak altında geziyor olması insana her seferinde bir uzay çağı hissi yaşatıyor. Her hafta yaptığımız ev süpürme işlem periyodumuz zannediyorum ayda bir olarak güncellenebilecek ve o da sadece aletin giremediği kısımlar için geçerli.

Özetle, Apple çok pahalı olsa da, ürünleri birlikte kullanıldığında ciddi bir konfor yaratıyor. Ne yazık ki benim hızla çağın gerisinde kalan 4 GB Macbook Air’im bu hususta beni uzun süre yanıltmış. Şu anda bilgisayardan çok memnunum. Ayrıca Office de yeni versiyonuyla Windows’taki arayüzünü neredeyse bire bir uygulamış ve o kaosun önüne geçmiş.

Pandemi sebebiyle sosyal hayat harcamaları neredeyse sıfıra düşünce, teknolojik bir yenilenme hem vakit geçirmek hem de üretkenliği arttırmak adına bana çok iyi geldi diyebilirim.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: