Kategoriler
Internet Kişisel Teknoloji

Insıde of Bill’s Brain, Bill Gates Büyük Adam mı?

Bir anda yayına girmiş bir haber, sinir bozucu bir Twitter paylaşımı bir insanı zihnimizde kategorize etmeye yetiyor da artıyor. Bir anda kategorize edip belli etiketler eklediğimiz kişiler hakkındaki gerçekleri bilmekten çok uzakken yaptığımız bu hareket kesinlikle normal bir davranış olmamasına rağmen çağımızın normali haline dönüştü. Twitter ‘da her gün bir başkasını linç etmekten ne zaman vazgeçeceğiz bilmiyorum.

Bill Gates, Türkiye’de bir çok insan için “saniyede binlerce dolar kazandığı için yere 100 dolar düşürdüğünde eğilip almak için boşa efor sarf eden kişi” goygoyunun içinde hapsolmuş bir kimseden öte değil. Dünyanın farklı yerlerinde de bu algının çok değişik olmadığını, Gates’in kendisine belgesel çektirerek, anca milyarderlerin yapacağı ufak şımarıklıklar şeklindeki klas hareketiyle değiştirmeye çalıştığını görebiliyoruz. Gerçek Bill Gates’i aslında bilmiyoruz. Bu belgeselle bu adamı gerçekten tanımaya çok yaklaştık. Ancak bu belgesel ve Gates Vakfı’nda yapılan çalışmalara açıkça gösteriyor ki kendisi her yıl kitap tavsiye eden Silikon Vadisi CEO tayfadan ayrı bir adam olduğu kesin. Kesinlikle farklı biri. Netflix’te yayında olan Insıde Bill’s Brain belgeseli kendisini kendi ağzından dinlemek için çok başarılı bir yapım olmuş.

Türkiye’deki girişimcilik ekosistemi ve Webrazzici boş beleş tayfanın, bir dönem ibadet edercesine kutsallaştırdığı Steve Jobs’u hiçbir zaman gerçek bir übermensch bulmadım. Bir marketing dehası olduğu kesin, ama aç kal budala kal şeklinde virüs gibi yayılan mezuniyet konuşması bana göre Metin Hara’dan bir kaç tık yukarıda, daha fazlası değil. Bill Gates’i yakından tanımaya çalıştığınızda çabucak anlaşılıyor ki Steve Jobs filan kendisinin anca getir götürünü yapar.

Bu elbette ki bir tür günah çıkarma ve pr çalışması olarak konumlandırılabilir. Bill Gates, belgeselde de -oldukça taraflı- anlatıldığı gibi, tekel konumunda bulunmak için üstün çabalar sarf etmiş bir kişi. Batırmaya çalıştığı, bizzat batmasına vesile olduğu onlarca şirket sayılabilir. Belki de tüm bu vakıf çalışmaları bir miktar vicdan muhasebesinden doğmuş girişimler.

Beni en çok etkileyen ise Bill Gates’in el attığı problemlere çözüm ararken, hala daha var olmasına insanın aklının eremeyeceği yeni problemlerin su yüzüne çıkması oldu. Nijerya’da çocuk felci illetini yok etmeye çalışırken Nijerya’nın gerçek bir haritasının olmadığının keşfedilmesi ve haritanın baştan yapılması wtf?!?! Ya da kanalizasyon sistemlerini yenilemek için ekip kurma arayışına girildiğinde Amerika’nın en saygın üniversitelerinin en iyi hocalarına attığı e-maillerden dönüş alamaması? Düşünün bir, dünyanın en zengin adamısınız, bir sebepten kafayı kanalizasyon sistemlerini yenilemeye takmışsınız, hemen ülkenin en iyi hocalarına email yolluyorsunuz ve cevap bile gelmiyor?! Çünkü ilgili hocalar zaten yaptıkları danışmanlıklarla o kadar çok para kazanıyorlar ki, Bill Gates’in hayır işlerinde gönüllü ya da ucuz çalışmak istemiyorlar. Demek ki dünyanın en zengin adamı olmanız bile size mükemmel bir kadro kurma kabiliyeti vermiyor…

Mini buzdolabında onlarca diyet kola dışında başka içecek yok. Ulan illa hepinizin tuhaf bir alışkanlığı olacak.

Belgeselde Gates Vakfı’nın üç temel çalışmasına odaklanılıyor. Çocuk felcinin önlenmesi, ihtiyacı olan ülkelerde kanalizasyon sisteminin yenilenmesi (dünya nüfusunun yarısı kanalizasyondan mahrum) ve temiz enerji.

Danışmanlık verdiğim bazı kurumlar vesilesiyle bu sıralar temiz enerji üzerine kısıtlı da olsa okumalar yapma durumum oldu. Gördüğüm şey şu ki, temiz enerji aktivizmi ve enerji sektörü tamamen rüzgar ve güneş enerjisine kitlenmiş ve gördükleri her şeyi elektrikli yapmaya yemin etmiş durumdalar. Ancak bu ortaya büyük kapasiteli pillerin üretilmesi gibi bir sonuç doğuruyor ve pil denilen nesne en azından şimdilik çevre dostu bir şey değil. Gates’in iddiası ise nükleer enerjinin, dünyada yaşattığı olumsuzluk sebebiyle gelişemediği, 1940lı yılların teknolojisine kimsenin gelip bir şey katmadığı, bu teknolojiye çalışılması gerektiği yönünde. Nükleer enerjiyi 2020 yılı teknoloji birikimiyle yeniden ele almak, reaktörleri smart hale getirmek, üretilen nükleer atıkların bir kısmını tekrardan kullanabilmek gibi çarelerle nükleer enerjinin gerçek temiz enerji olabileceğini düşünüyor ve bununla ilgili, anlattığı kadarıyla, kayda değer çalışmaları var. Spoiler olmaması adına bu çalışma neden yarıda kalıyor, onu belgeselde izleyin. Bazen sizin dışınızdaki faktörler sizi başladığınız noktaya bir anda döndürebilir.

Bu bir Bill Gates güzellemesi gibi oldu ama aslında belgeselin bir güzellemesi. Bence bu tür adamları, kendi cümleleriyle tanıyabileceğimiz içeriklerin olması kıymetli bir şey. Bill Gates ürettiği teknolojilerle dünya iş hayatında pek çok şeyi değiştirdi. Şimdi doğrudan yaşamın temel problemleriyle ilgileniyor ve ben başarılı olacağına inanıyorum.

Kategoriler
Girişimcilik Teknoloji

Bir Ajans Yönetirken Kullandığımız Araç ve Teknolojiler

Bir yıldan fazla bir süredir bir ajans ve bir start-up’ı birlikte yürütüyoruz. İki ortak dahil toplamda dört tam zamanlı personelin çalıştığı, dışarıdan birkaç kişi ve kurumun freelancer ya da çözüm ortağı olarak destek olduğu bu yapıda iş akışını, planlamayı, satışı, mali işleri ve müşteri ilişkilerini yürütmek için birçok araç ve teknoloji kullanıyoruz. Bunların sayısının fazlalığı artık midemi bulandırsa da, biri diğerinin bir alternatifi değil ne yazık ki.

Eskiden ofislerde masalar böyle kalabalıktı evet ama belkide kullanılan tek materyal kağıt, klasör ve daktilo idi. Şu anda masamın üzerinde sadece bir adet Macbook Air var ama içerisindeki karmaşa şu fotoğraftakinden çok daha fazla.

Whatsapp

Günümüzün önemli bir kısmı müşterilerle temas halinde geçiyor. Onların soru ve taleplerini cevaplıyoruz. Bunun için başta CRM sistemleri filan hayal etsek de, bu mümkün olmadı. Müşterilerimiz Whatsapp gruplarını tercih ediyor. O yüzden en çok kullandığımız araç Whatsapp ve Whatsapp Business.

Google Docs

Trello filan kullanalım dedik ama hak getire. İnsanlar alışık olduğu arayüzlerden vazgeçmek istemiyor (haksız da değiller). O yüzden iş ve proje takibini belki de dünyanın en ilkel metodu olabilecek şekilde gerçekleştiriyoruz, Google Docs kullanıyoruz. Her müşteriyle paylaşımlı bir döküman üzerinde görevleri yazıyoruz ve bitince yeşile boyuyoruz. Simple!

Kategoriler
Internet Teknoloji

WordPress Contact Form 7 Conditional Fields Kullanımı

Contact Form 7, hemen hemen her WordPress kullanıcısının kurulumdan sonra yüklediği ilk eklenti. Yıllardır aynı işlevi sorunsuz yerine getiren, basit, ilkel ama sonuç odaklı bir iletişim formu eklentisi. Ancak ekstra işlevler kazandırmak için eklentinin de eklentisi mevcut.

İyice yamalı bohça oluyor gibi düşünmeyin, oldukça güçlü yan eklentileri var.

Bir projede şartlı alanlara ihtiyacım oldu. Örnek vereceğim, Kediniz var mı? sorusuna evet yanıtı verildiğinde kedi cinslerinin seçilmesi gibi bir durum. Ya da bir il seçildiğinde ilçelerin otomatik olarak açılması. Sayısız örnek verilebilir. Yani bir eğer – ise; if – else durumu hasıl oldu. Bunun üstesinden gelebilmek için yüklemeniz gereken eklentinin adı Conditional Fields.

Hemen bir örnek yapalım. Diyelim ki kediniz var mı sorusunu soruyoruz. Eğer cevap evet ise yeni bir alan açılıyor ve kedi türlerini listeliyor ve bu alan zorunlu. Ama cevap hayır ise alan açılmıyor.

Bunun için iletişm formunu select komutu ile (dropdown, yani aşağı açılır menü) evet hayır seçeneği barındıran bir soru ekledik.

<label> Adınız*
    [text* your-name] </label>
<label> Email adresiniz. (required)
    [email* your-email] </label>
<label> Konu
    [text your-subject] </label>
<label> Kediniz var mı?
    [select kedivarmi* "evet" "hayır"] </label>
[submit "Gönder"]

Şimdi ise ekran görüntüsünde görebileceğiniz (en sağdaki buton) Conditional Fields Group’a tıklayarak bir grup oluşturacağız. Bize bir değişken ismi soracak. İsmi “kediturleri” olsun.

Forma aşağıdaki kodu ekledi. Şimdi bu kodun arasına yine dropdown şeklinde kedi türlerini yazabiliriz.

[group kediturleri] [/group]

Araya kedi türlerini yazınca formumuzun yeni kodu şu şekilde oldu:

<label> Adınız*
    [text* your-name] </label>
<label> Email adresiniz. (required)
    [email* your-email] </label>
<label> Konu
    [text your-subject] </label>
<label> Kediniz var mı?
    [select* kedivarmi "evet" "hayır"] </label>
[group kediturleri]
    [select* kediturleri "İran Kedisi" "Scotish Fold" "Tekir"]
[/group]
[submit "Gönder"]

Şimdi yapmamız gereken “kedivarmi” değişkeni ile “kediturleri” değişkenini ilişkilendirmek. Bunun için açık olan ekranda “Conditional Fileds” sekmesine tıklayın ve yeni bir kural ekleme tuşuna basın. Aşağıdaki konfigürasyonu yaptığımızda Türkçe olarak şunu dedik: Eğer “kedivarmi” değişkeni eşittir “evet” ise, “kediturleri” değişkenini göster. Komutu bu şekilde kaydedin.

Nasıl göründüğüne bakalım:

(Harikulada bilgisayarımın ekran kartı yetersiz olduğu için GIF pek kaliteli olmadı ama ne yaptığım görülüyor en azından.)

Yapmak istediğimiz şeyi yaptık!

Bu mantıkla oldukça karmaşık formlar üretebilirsiniz. IFTTT ya da Zapier gibi uygulamalarla buradan aldığınız veriyi bir belgeye dökebilir, bir veritabanına ya da bir uygulamaya yazabilirsiniz. Contact Form 7 ile yapılabilecek çok fazla atraksiyon var.

Kategoriler
Internet Teknoloji

İnternet Reklamlarına Gelen Stopaj Uygulaması Neleri Etkileyecek?

1 Ocak 2019 tarihinden itibaren yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile reklam hizmetleri stopaja tabi tutuluyor. Kararın Google, Facebook, Twitter gibi reklam mecralarına yönelik çıkarıldığını söyleyebiliriz. Unutmamak gerekiyor ki bu şirketler Türkiye üzerinden işlem yapmadığı için zaten %18 KDV2 ödemesi yapılmaktaydı.

Eski uygulamada bir şirket Google’a 1000 TL ödeme yaptığı zaman 180 TL’de KDV2 beyannemesinde ödüyordu ve toplam kasadan çıkan tutar 1180 TL oluyordu. KDV2, normal KDV’den indirilebilse de finansman yükü oluşturan bir uygulama, yani faaliyete yeni başlayan şirketler için oldukça zorlayıcı. Yeni uygulamayla birlikte aynı senaryo için ekstra 150 TL daha ödenmesi gerekecek ve toplam kasadan çıkan tutar 1330 TL olacak.

Başta emekleme aşamasında şirketler olmak üzere, tepeden tırnağa tüm şirketler için olumsuz bir durum bu. Türkiye’de elektronik ticaret her sektörde gelişirken, satışlarının çok büyük bir bölümünü bu reklam harcamalarına borçlu ve burada gidilecek bir kesinti, satışların doğrudan azalması anlamına geliyor. Artan kur zaten Google ve Facebook gibi iki dev mecrada reklam vermeyi zorlaştırdığı gibi bir de gelen stopaj bir çok şirket için bütçede kısıtlamaya ya da kayıtdışı harcamaya yol açacaktır.

Türkiye’de Google ve Facebook’un sahip olduğu veriyi kullanmadan elektronik hizmet sunmak neredeyse imkansız. Burada kısa zamanda alternatifi yaratılması mümkün olmayan bir bağımlılık söz konusu. Ben hem iç piyasada rekabetçi ortamın canlılığı, hem de ihracat yapan Türk şirketlerinin reklam kabiliyetinin kısıtlanmaması için bu uygulamanın doğru olmadığını düşünenlerdenim.

Ancak hiçbir şey siyah veya beyaz değil. Türkiye’nin de haklı olduğu bir konu var ki o da özellikle Google’ın iyice lakaytlaşması. Şuanda Türkiye’deki bir şirket Google’dan fatura (invoice) alamıyor. Dünyanın neresinde olursanız olun, verdiğiniz bir hizmet karşılığı fatura kesmelisiniz. Oysa sevgili Google hesap özeti diyebileceğimiz (statement) bir belge verip geçiyor. Mali bir değeri normalde yok (ama vergi dairesi zorluk çıkarmıyor, bu belgeyi kabul ediyor). Üzerinde şirketin adresi bile yok! Zannediyorum bu lakaytlığa son vermeleri için Türkiye’den bazı uyarı sinyalleri almalarına ihtiyaç var.

Hem içerideki durgunluğun hareketlenmesi hem de global rekabet gücü açısından bu tip global servislerin kullanımına ek maliyetlerin bindirilmemesi gerekir. Umarım ki bununla alakalı yeni bir düzenleme yapılır ve Türk dijital medya sektörü şu stopaj kaosundan kurtulur.

Kategoriler
Teknoloji

Uzun Ömürlü – Yüksek Performanslı Bilgisayar Toplama

Masaüstü bilgisayar modası geçmiş gibi görünse de, yüksek performans tutkunları ve pek tabi ki oyun sevdalıları için hala en ideal seçenek. Dilediğiniz zaman dilediğiniz parçayı söküp daha iyisini takabilme şansı, yaşayan bir sistem kurmanızı sağlıyor.

Bu mentalite ile bir masaüstü bilgisayar topladım. Her ay bir – iki parça almak suretiyle, nakit akışımıza pek zeval vermeden üç ay içerisinde parçaları tamamladık. Şimdilik sadece ekran kartımız yok, yani performans gerektiren oyunlar oynayamıyorum. Onu da ilerleyen zamanda sisteme ekleyeceğim. Birazdan paylaşacağım ürünlerin fiyatları son üç ay içerisine ait, ancak döviz kuru pek bir dalgalı olduğu için bu fiyatlar muhakkak değişmiştir.

Detayları okumaya üşenenleri Youtube’a alalım 🙂

Şuanda elimizdeki bileşen listesi şu şekilde: