Kategoriler
Girişimcilik

Girişimcilik Sohbetleri

24 Aralık’ta gerçekleşen, aynı zamanda danışmanlığını yürütmekte olduğum, Marmara Üniversitesi Almanca İşletme ve İşletme Enformatiği Kulübü’nün Girişimcilik Sohbetleri etkinliğinde yine meslektaşım ve Koz Oyun kurucu ortağı Onur Erişen ile birlikte davet edildik.

Yaklaşık iki saat kadar arkadaşlarımızla soru cevap şeklinde sohbet ettik. Zaten dersler esnasında tarafımızdan çokça monologa maruz kalan öğrencilere tekrar bir sunum yapma fikri çok hoşumuza gitmediği için direk soru-cevap şeklinde yürümesinin daha iyi olacağını düşündük ve nitekim -en azından bana göre- öyle oldu.

Genel olarak soruların kalitesinden memnun kaldım, bu sebeple katkı sağlayan ve katılan tüm öğrencilere çok teşekkür ederim. Ağırlıklı olarak aklımda yer eden sorulardan yalnızca birkaçı;

  • şirket kurup kurmamak veya bu işlemin hangi aşamada gerçekleşmesi gerektiği
  • vergiler, zorunluluklar ve fon bulmak
  • yatırım almak, yatırımcı bulmak
  • fikri korumak, çaldırmamak (bu konuda ekosistemde çokça şey söylendiyse de hala bu eksende sorular yolun başındaki kişiler arasında çokça yaygın. Fikir, uygulayabilenindir.)
  • ortak olmak, bir ortaklığı yürütebilmek, arkadaşla ortak olup olmamak
  • networking ve önemi
  • yurtdışında şirket kurmak
  • kosgeb vb. teşvikler
  • dijital pazarlamada hedeflemeler

şeklindeydi. Sohbetin başında en beğendiğim soruya Youtube Premium armağan edeceğimi söylemiştim 🙂 Onur da Koz Oyun oyunlarından 3 adet oyun hediye edeceğini söyleyince soru sorma konusunda yüksek olan motivasyon daha da istediğimiz kıvama geldi 🙂

Tüm bu sorular üzerine yaptığımız sohbetten çıkarımım, eyleme geçmektense detaylara odaklanmak, bir an önce piyasaya çıkmaktansa mükemmeli yakalayana kadar beklemek, fikrin çalınmasına karşı duyulan kaygıyı en önemli sorun haline getirmek gibi yanlışlığı binlerce kez kanıtlanmış fikirlerin hala insanları çokça meşgul ettiği. Beni umutlandıran ise, herkes gerçekten bir şeyler yapmak istiyor en azından denemeyi değerlendirdiği çeşitli hayalleri var. Umarım hepsi de en azından denerler. Benim öğrenciliğimde, bir “büyük şirket”te mezuniyet sonrası işe başlamak “büyük” bir şeydi. Şimdi z kuşağı diye nitelendirilen bu arkadaşlar bunun aslında hiç de “büyük” bir şey olmadığını daha denemeden gözlemlemeyi başarmışlar gibi geldi bana.

Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin üniversitelerden başlaması gerektiği fikrime paydaş aramaya zannediyorum ihtiyacım yok ama bunun bir türlü böyle olamadığını üniversite bünyesinde çalışan biri olarak ben de söyleyebilirim. Bu alanda üniversitelerin, TUBITAK’ın ve çeşitli kuruluşların çabalarını görmezden gelmek haksızlık olur, ama daha yapacakları çok şey olduğu alenen görünüyor. Danışmanlığını yaptığımız öğrenci kulübü ile biz bu etkinliği geleneksel hale getirip her seferine farklı girişimcileri davet ederek fakülte bünyesinde bir ekosistem yaratmayı arzuluyoruz.

Elbette örneğin otomotiv dersi anlatmak için sanayide çalışmış olmanız gerekmiyor ama girişimcilik de bu böyle değil. Girişimcilik dersleri veren ve hayatında tek bir fatura kesmemiş 657’ye tabi akademisyenler, girişimcilik kursları, 10.000 TL ödüllü (on bin tl ödül kazanan bir girişimci o paranın tamamını notere ve muhasebeciye şirketi kurduğu gün kaptırdı zaten) girişimcilik yarışmaları, sağda solda Drop Shipping eğitimi satan çarçakallar, kitap yazarken kaynak kullanmaya üşenen “füturist”ler, içini boşalttığı için sattığı şirket üç ay sonra batan sözde “usta girişimci”ler bu ekosistemin gerçekten oluşmasına zarar veriyor ama zamanla çürük elmalar azalacaktır.

Bu vesileyle bu yola baş koymaya niyeti olan öğrenci arkadaşlarıma da basit bir kaç kaynak önermeyi çok isterim nacizane:

Bunlar halihazırda girişimcilik ile ilgilenenler için çok tanıdık şeyler ve eminim bu listeyi direk atladılar 🙂 Unutmayın ey atlayanlar, bunu henüz 18-22 yaş aralığında olanlara yazdım! Bu işlerde çok yeniyseniz bu arkadaşların ortaya koyduklarını takip etmekte yarar var, ondan ona ondan ona tıklarken ufkunuzu açacak bir dünya yeni kaynak da bulursunuz zaten.

Bir Cevap Yazın