Kategoriler
Eğitim

Microsoft Dynamics CRM Sertifika Programı Yeniden Başlıyor

Ekim 2016 itibariyle başlatmış olduğumuz Microsoft Dynamics CRM Sertifika Programı ilk sertifikalarını bu haftasonu dağıtıyor ve hemen ardından yenisine başlamanın heyecanını yaşıyoruz. 🙂

1 hafta molanın ardından 3 Aralık itibariyle derslerimiz tekrar başlayacak. Ön kayıt formunu dolduran aday öğrenciler kesin kayıt için çağırılacaklar. 15 kişilik kontenjanı olan programda fazla talep olması durumunda adaylar arasından eleme yapılacak.

Haftasonları Göztepe Kampüsü MÜSEM bilgisayar laboratuvarında yürüttüğümüz derslerimiz cumartesi ve pazar günleri saat 09.00-15.00 arasında yapılıyor ve toplam 60 saat olmak üzere 6 haftadan oluşuyor. Bu kapsamda;

  • Dynamics’e Giriş ve Satış Modülü eğitimini Prof Dr Yücel Yılmaz,
  • Pazarlama modülü eğitimini Yrd Doç Dr Seçuk Kıran,
  • Servis modülü eğitimini ise bendeniz veriyorum.

Program katılımcıları CRM genel konseptini detaylarıyla öğreniyor ve hocalarımızın ve nacizane benim iş tecrübelerimizden süzülmüş bilgileri edinmekle kalmayıp Dynamics CRM üzerine nasıl yansıtılabileceğini uygulayarak öğreniyorlar. Microsoft Türkiye’nin de desteklediği eğitimimiz sonunda iş arayışında olan katılımcıların özgeçmişlerini dilerlerse Microsoft Türkiye’nin iş ortaklarıyla paylaşabiliyoruz.

Müsem’in kamu personeli, üniversite öğrencileri, şehit/gazi çocukları ve toplu başvurularda uyguladığı geniş bir indirim yelpazesi mevcut ve kredi kartına taksit mümkün.

Detaylı bilgiyi buradan edinebilirsiniz.

Kategoriler
Sanat

Sergi: Savaş ve Propaganda

Savaş ve Propaganda

Taksim, başıboş yürürken güzel şeylere denk gelebilme ihtimaliyle her zaman cezbedici olmuştur benim için. Bu şehirde çektiğiniz türlü çileyi değer hale getirebilen bir şey bu.

1 ay oldu gideli, hala notlarımı toparlayıp yazamadım, ancak serginin 2 Nisan’a kadar uzatıldığını görünce motivasyonumu topladım. 1. Dünya Savaşı’nda İttifak Cephesi’nde Savaş ve Propaganda, şuanda Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde sergileniyor. 1. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı, Almanya, Avusturya – Macaristan, ve Bulgaristan ‘ın ittifaklarını kendi uluslarına benimsetme çabasının eserlerini görüyoruz. Hepsi çok güzeller. Sergideki objeler Ömer M. KOÇ’un kişisel koleksiyonundanmış.

TV, Dijital reklamcılık, CPM, CPC, prime time, kıl tüyün olmadığı dönemde dahi, türlü türlü emeller için halkla İlişkiler ilimi sonuna kadar kullanılmış. Ulusa seslenmenin hala zor olduğu ama nüfusun ise fazlalaştığı o dönemde devletler halklarını savaş için nasıl motive eder diye hep düşünmüştüm. İnsanoğlu niyetinde sabit olduğunda, eldeki imkanları en şaşırtıcı biçimde kullanabiliyor.

Kategoriler
Sanat

Karanlıkta Diyalog

karanBir arkadaşım önerdiğinde ne yalan söyleyeyim çok da etkilenmemiştim. Metro istasyonunun içinde, üstelik de birazcık pahalı, bir etkinlik ne kadar iyi olabilir diye düşünüyordum. İstanbul’a gelen arkadaşımı gezdirmek için kara kara düşünürken bir anda aklıma düştü, atladım metroya. 5 yıllık İstanbul serüvenimde verdiğim en iyi aktivite kararıydı.

Görme engelli rehberler, elinizde değnekler, zifiri karanlık 1000 metrekarelik bir alanda İstanbul simülasyonu ve 90 dakika. Bu parçalar birleşince Karanlıkta Diyalog gibi harika bir konsept çıkıyor ortaya. Bir görme engelli olarak İstanbul’u yaşıyorsunuz.

Zifiri karanlığa girişte öncelikle sol eliniz duvarda mini bir labirentten ilerleyerek dokuz kişilik grubunuzla birlikte bir alışma süreci geçiriyorsunuz ve içeride sizi görme engelli rehberinize teslim ediyorlar. O beş dakikalık alışma süreci içinizde klastrafobik hisler yaratıyor ve çıkma isteğiniz başlıyor, ama bilete verdiğiniz parayı düşündüğünüz ve ortamdan etkilendiğiniz için devam ediyorsunuz. Beş dakikalık alışma sürecinizin sonunda görme engelli rehberiniz sizi karşılıyor. Bizim rehberimiz Abidin Bey idi ve çok babacan bir beyefendiydi. İşini gerçekten çok iyi biliyor ve hemen samimi bir açıklamayla size turdan bahsediyor. Değneğinizi nasıl kullanacağınızı, içeride neler yapacağınızı vs. esprili bir dille anlatıyor ve başlıyorsunuz. O an, biraz daha rahatladığınız an oluyor.

Kategoriler
Internet Sanat Teknoloji

Noktalı I ve noktasız i Problemi

[vc_message color=”alert-info”]Sie können diese Artikel “Gepunktete I und ohne punkt i” hier auf Deutsch lesen.[/vc_message]

Türkçe, Kırgızca, Tatarca, Azerice, Kazakça gibi dillerde müstesna iki harfimiz var: İ ve ı. Bu iki harf batı dillerinde mevcut olmadığı için, özellikle bilgi teknolojilerinde olmak üzere bazen çeşitli problemlere yol açabiliyor. “Dotted and dotless I” şeklinde küçük bir arama yapıldığında özellikle bazı yabancı yazılımcıların isyanlarına ulaşmak mümkün. Bir kaç tanesi oldukça komik, (ama yazının sonuna gelmeyi başarırsanız esas kahkaha garanti ettiğim yer sonudur):

If your code properly runs in Turkey, it’ll probably work anywhere.

http://www.moserware.com/2008/02/does-your-code-pass-turkey-test.html

Java’s slogan is “Write once, run anywhere”; but perhaps it should be, “Write once, run anywhere except Turkey.

Comparing Strings For Equality

I understand that Turkish prisons are not to be trifled with, but the question remains: why do Turkish people take such cruel and perverse delight in breaking our fine software? What’s wrong with Turkey?

http://bit.ly/dottedturkey

Bu gariban yazılımcı arkadaşlarımız bu sorunla yüzleştiklerinde şu tablodan yararlanarak “İ ve ı”nın dönüşümünü sağlıyorlar:

ı und i table

Geliştiriciler açısından aslında tek sorunumuz İ ve ı değil; ondalık sayı ayırmada virgül kullanıyor oluşumuz da ayrı bir problem yaratıyor. Yabancı bir e-ticaret sitesi %4.5 indirim yaptığında bizim makinelerimizde %45 olarak algılanma şansı var. Ama biz I ve i problemimize geri dönelim.

Kategoriler
Teknoloji

Teknoloji ve Futbol: SAP – Hoffenheim

Bir teknoloji firması bir futbol kulübünü satın alır mı?

2000 yılında amatör bir spor kulübü olan Hoffenheim, deyim yerindeyse bir “mahalle takımı”ydı. SAP‘ın kurucularından Dietmar Hopp ise bir plazanın en üst katında sıkıcı bir toplantıdayken yerinden kalktı, camdan dışarıyı izlerken bu mahalle takımını fark ederek, “satın alalım bunu” dedi.

Hopp, kulübe sağladığı maddi desteğin yanı sıra, finansal ve yönetimsel konuların profesyonelce halledilmesi için SAP ürünlerini kulübe entegre etti. İlk defa bir mahalle takımı, dünyanın en profesyonel finansal yazılımıyla idare ediliyordu. Delilikle dahilik arasındaki ince çizgide olan bu herif, bununla yetinmedi. Futbolun matematiksel yanlarını gördü ve futbolcuların antrenmanlarındaki başarılarını ölçen sistemler geliştirdi. Şuanda da Hoffenheim takımında tüm oyuncular antrenmanlarda özel ölçüm cihazları sayesinde takip ediliyorlar. Futbolcuların tüm fiziksel verileri (kaslarının iletkenliği, yaktıkları kalori, adımlarının uzunlukları, kalp ritmleri vs.) SAP HANA teknolojisi ile işlenerek gerçek zamanlı analizler yapılabiliyor. Tüm bunları teknik ekip, Ipad’lerinden izleyebiliyorlar. Bununla ilgili teknik ekipten bir röportaj (İngilizce):

Hoffenheim, çok başarılı bir 7 yıl geçirdi ve 2008’de Almanya’nın süper ligi olan Bundesliga‘ya yükselmeyi başardı. 2008-2009 sezonunda ligi lider götürürken, forvet oyuncusu Ibisevic’in sakatlanması nedeniyle ikinci oldu.

Şüphesiz ki Hoffenheim’ın bu başarısında Hopp’un yatırdığı paranın rolü çok büyük. Ama gerçekten 7 yıl içinde tüm ligleri atlayıp mahalle takımlığından Bundesliga ikinciliğine dönüşmek salt para ile mümkün olabilir mi? Şüphesiz, hayır. Olsaydı ülkemizde de Cem Uzan’ın milyarlar yağdırdığı Adanaspor ve İstanbulspor da benzer başarılar edinebilirlerdi.

Firmaların yönetimsel ve finansal süreçlerini kontrol etmek üzere icat edilmiş bir yazılım, bir mahalle takımını, Bundesliga ikincisi haline dönüştürmüştü. Bu, spor tarihinde bir ilkti. Teknoloji tarihinde de.

Hoffenheim ile ilgili son olarak sınırlı seviyedeki Almancamla kelimeyi size tanıtmak isterim. “hoffen” (ing. hope) “umut etmek” demek; “(die) Heim” ise (ing. Home) “yuva, yurt” demek. “Umutların yurdu” gibi bir anlam taşıyan Hoffenheim’in hikayesi adıyla ironik.

Bugün ise benzer bir süreç ülkemizin en köklü takımlarından birinde yaşanıyor ve hikayesi çok güzel ama henüz bundan bahsedemiyorum. Hoffenheim hikayesini ve bunu, SAP Türkiye COO’su Uğur Candan‘ın (gerçekten hayranlık uyandıran bir adam), M.Ü İşletme Enformatiği bölümünde vermiş olduğu söyleşisinde öğrendim. Kendisi izin verdiğinde (şimdilik veremiyor) diğer hikayeyi de yazmayı çok istiyorum.

Bilgi Notu: Futbol müsabakalarında özel kameralar ile çok çeşitli veriler elde edebilmek mümkün ve ediliyor. Alman Futbol Federasyonu bu verileri kulüplere ücretsiz olarak veriyor, ama çoğu ülkede henüz bu veriler kulüplerle dahi paylaşılmıyor. Alman takımlarının son yıllarda dikkat çeken başarısı buna bağlanıyor.