"Enter"a basıp içeriğe geçin

Doğancan Ülker Yazılar

Para İnsanı Bozar Mı?

Sosyal psikolog Paul Piff, bu sorunun cevabını, hileli bir Monopoly oyunuyla arıyor. Elde ettiği bulgular aslında, kahvedeki Rıdvan Dayı’nın yorumlarından pek fark içermiyor. Evet, para insanı bozuyor. İzlediğiniz gibi, gerçekten çok ilginç şeyler denenmiş. Deneylerin konuları kendi coğrafyamızda uyarlama yapmaya da oldukça müsait. Emniyet şeridinden giden otomobillerin markalarına dikkat ediyorsunuzdur diye düşünüyorum. Ekonomik eşitsizlik, toplumun, durumu giderek ağırlaşan bir hastalığı. Bu uçurumun daha da artacağını öngörmek gayet basit olduğuna göre, bu aslında piramitin tepesindeki insanlar için de oldukça tehlikeli. Artık aradaki mesafe sadece soyut bir piramitin basamakları arasındaki mesafeden ibaret değil, fiziksel olarak da mesafe artıyor. 1990 ve öncesinin nesli çocukluğunu ekonomik statünün olumsuz etkilerini, aynı sokakta, aynı ucuz futbol topuyla oyun oynayarak, aynı ucuz sporcu kartlarının koleksiyonunu yaparak, aynı…

Cennetten Bir Meyve: Trabzon Hurması

Ülkemizde “trabzon hurması, hurma, cennet elması, çin hurması” vb. adlarla bilinen çok lezzetli bir meyve bu: trabzon hurması. Adında bile birliğe varılamamış bu meyveyi çoğu insan ne yazık ki bilmiyor. Yunanca’da “kutsal tohum” anlamına gelen “diospyros” ve Japonca’da bitki anlamındaki “kaki-no-ki” kelimelerinin birleşimi ile Latince’de “diospyros kaki” olarak tanımlanmış. İngilizcesi ise Persimmon. Meyvenin anavatanı Japonya ve Çin. Az bilinen ve az tüketilen bir meyve olarak trabzon hurması, günümüzde lezzetini “modern tarım uygulamaları” sebebiyle kaybetmiş olan bir çok meyveye nazaran “doğal” ve gerçekten çok lezzetli. Şeker oranı çok yüksek olmakla birlikte (bu bakımdan diyette olanlar için biraz problemli), A vitamini, protein, B grubu vitaminleri, kalsiyum ve fosfat açısından çok zengin. Bu bakımdan özellikle çocuklar için de harika bir besin. Dalında beklediği sürece…

Buram Buram Tarih: Edirne

“Hadi gidelim” formatında aldığımız bir davetle Özgün ile birlikte, Orkun’un yanına Edirne’ye gittik. Hava muhalefetine rağmen oldukça iyi bir gezi oldu bizim için.

Edirne’de nereye baksanız bir tarihi öge görmeniz mümkün. Minik ve sade bir şehir. İlk ayak bastığımızda, nehrin oradaki Emirgan Cafe‘de uyanma çayı içmek başladık. 3,5 saatin tamamını bacaklarımızın sığmadığı otobüs koltuğunda uyuyarak geçirdiğimiz yolculuktan sonra varolan sersemlikten kurtulma ve artan nikotin ihtiyacını giderme eylemi için ideal bir yerdi. Sersemlik dolayısıyla burayı fotoğraflayamadım. (Kafenin işletmecisine not, canım yere canım mekan yapmışsınız da o tuvaletin hali nedir, sabun yok, kağıt havlu yok. Deyuslar.)

2013-04-15 13.16.52

Doğaçlama rotamızda ilk durağımız Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi oldu. Müze Trakya Üniversitesi tarafından kurulmuş ve 2004 yılında Avrupa Müze Ödülü’nü almış ve II. Bayezid Külliyesi’nin Darüşşifa bölümünde bulunuyor. Öğrenciler için giriş 1 TL ve her gün açık. Biz pazartesi günü gittiğimiz için biraz umutsuz gitmiştik.

Darüşşifa kurulduğunda her türlü hastalık için hizmet verirken daha sonra “ruh hastalıkları” üzerine eğilmiş ve su sesi, musiki ve koku ile tedavi gibi yöntemlerle tedaviler geliştirilmiş. Farabi’nin musiki ile tedavi konusunda ilginç çalışmaları var. Farabi musiki makamlarının insan ruhuna etkilerini tespit etmiş; bununla da yetinmeyip hangi makamın günün hangi vaktinde daha etkili olabileceği konusunda çalışmalar yapmış. Müzede çektiğim fotoğrafın üzerine tıklayarak özet bir halini okuyabilirsiniz:

2013-04-15 13.21.36

Darüşşifa’nın müze oluşu başarılı kurgulanmış. Oryantasyon odasında yapılan oryantasyon da gayet başarılıydı; ancak biz biraz şanssızdık. Aşağıdaki fotoğraf açıklayıcı olur zannediyorum…