Yaklaşık 1 yıldır üzerine emek vermekte olduğumuz Bosforad Bayi Reklam Platformu için, sevgili ortağım Barış Yaşbala ile birlikte görüşümüz belli bir süre yatırımcı ve yatırım arayışında olmamak yönündeydi. Her start-up gibi bizim için de kaynak demek hızlı sonuç almak demekti ama acil bir nakit ihtiyacımız da bulunmuyordu. Geçmişte yaşadığımız ve yaşayanlarınkine tanık olduğumuz olumsuz yatırım süreçleri bizi öz kaynaklarımız ile ilerlemeye yöneltti. Geçirdiğimiz bir yıla baktığımda da hala aynı fikirdeyim. Belli bir miktar parayla bugün bulunduğumuz noktaya üç ayda da gelebilirdik ama biz bunu tercih etmedik, kimsenin ağız kokusunu çekmedik. Kaliteli bir yatırımcıdan mantıklı bir yatırım olanağı sağlayana kadar da piyasada ego tatmin eden tuhaf tiplerle muhatap olmamayı planlıyoruz.

Bu yaklaşım bizi devlet teşviklerine yöneltti. TUBİTAK’ın BIGG adını verdiği Bireysel Genç Girişimciler programına başvurduk. Bu programın ön elemeleri TUBİTAK tarafından değil, aracı kuruluşlar tarafından yapılıyor. İlk başvurduğumuz kurum İstanbul Üniversitesi Teknokent’ini işleten Entertech idi ve ilk sunumumuzda elendik : ) Jurideki her bir üye oldukça niş bir alan yakaladığımızı ifade eden övgü cümleleri kurmalarına rağmen neden böyle bir sonuç aldık, çok da anlamadım. Ondan sonra rotayı bir başka aracı kuruluş olan Sabancı Üniversitesi Bigginner’a çevirdik. Bigginner üzerinden tekrar başvuru yaptık ve tüm elemeleri geçtik. Sağolsunlar bizi TUBİTAK Ankara’ya yollamaya layık buldular. Lafı geçmişken başvurmayı düşünen herkese öneririm. Ekibin başındaki sevgili Başar Kaya, Türkiye’de işine tam kapasite hakim az sayıda insandan biri. Çok eğlenceli ve çok da öğretici eğitimler ayarladı ve her sorumuza cevap verdi. Impact Hub’da verilen eğitimler oldukça faydalı oluyor ve her daim filtre kahveniz mevcut. Bir sürü girişimci ile, pırıl pırıl insanlarla tanışmamıza vesile oldular sağolsunlar. Tabi Başar’ın yanı sıra ekipteki Aslı ve Naci’ye de yardımları için sonsuz teşekkürler. Sunum yaparken fotoğraflarımızı çek, hadi bir de yandan çek taleplerimizi bile karşıladılar : )

Bigginner’ın oluşturduğu jüriden geçebilirseniz Ankara Tubitak’a gidebiliyorsunuz. Jüride Arçelik gibi özel sektör devleri de, akademisyenler de bulunuyor.

Kısa bir Bigginner reklamından sonra, konumuza devam edeyim. Ankara Finali’ne çağrılmamız ile birlikte Ankara yolu gözüktü. Size kafalarına göre bir tarih ve saat atıyorlar ve onu değiştirmeniz mümkün değil. Türkiye’nin dört bir yanından insan geldiğini düşünürsek, sabahın 9unda Ankara’da binanın içinde olmanız bazı insanlar için elbette zor, bu yönü maalasef pek insani değil. Nitekim benim de sunumum sabah 9’da idi ve İstanbul’dan bir gün önce yola çıkarak bir otelde konakladım.

Sunum 5 dakika ve oldukça gergin bir ortam. Eksi birinci katta sunumu yapıyorsunuz ve oda çok küçük. 5 dakika çok yeterli bir zaman değil ama hem konuşma süratinizi arttırarak hem de bol prova yaparak etkileyici bir sunum hazırlamak için fena bir süre de sayılmaz. Ben 5 kişilik juriden sadece iki juri üyesinin birer sorusuna muhatap kaldım. Bir tanesi, soru değil bir eleştiriydi, iş planında bu anlattığınız detaylara pek de değinmemişsiniz dedi. Hayır kardeşim değindik, diyemedim. Pek söylenecek bir şy yoktu. Diğeri oldukça makul bir soru sordu ve işin yapay zeka kısmında hangi metot ve algoritmaları kullanacağımızı irdeledi, onu hazırlıklı olduğum için güzel karşıladım, göğsümde yumuşattım ve güzel bir şut çektim.

Sonuçlar planlanan takvimden 2 ay geç açıklandı. Bir şey geciktiğinde ona olan sıcaklığınız da azalıyor. İlk günler kazanma şansımızı yüksek bulurken, zaman geçtikçe hibenin verilmeyeceğine yönelik hislerim kuvvetlendi ve nitekim 19 Mayıs’ta Sanayi ve Teknoloji Bakanı’nın bayram konuşması arasında sonuçlar açıklandı. Listede maalasef kendi adımızı bulamadık.

Geriye dönüp baktığımda sadece iş fikrinin TUBİTAK BIGG yaklaşımına pek uygun olmamış olabileceğini düşünmekten başka bir çıkarımda bulunamıyorum. Artık üzerinde çok da fazla düşünmüyorum.

Ancak buradan bütün genç arkadaşlara önerim benim gibi bu süreci tecrübe etmeleri. Kazanamasak bile, bir çok şey öğrendik. Hazırladığımız dökümanlar, prova ettiğimiz sunumlar ufkumuzu daha da açtı, daha da büyük farkındalıklar yarattı.

Hala aynı enerji ve şevke sahip olur muyum bilmiyorum, ama seneye belki tekrar deneyebilirim. Şu sıralar Bosforad’ın yanı sıra bir başka global proje üzerinde emek harcıyorum ve gelecek yıl ki BIGG projem bu olabilir. Zaman gösterecek.

Bu hibeyi almaya hak kazanan yaklaşık 145 projeye de başarılar diliyorum. Umarım TUBİTAK bunların durumunu bir case study haline getirir de, hibeyi kaç tanesi efektif olarak kullanıyor hep birlikte görme şansımız olur.

Bu vesileyle ilk kez gittiğim Ankara’yı hiç beğenmediğimi de belirtmek isterim eğer başıma bir şey gelmeyecekse. İstanbul’un yanında oldukça ruhsuz bir şehir. Trafikteki araçlar İstanbul’dakiler kadar iyi şoför olmamalarına rağmen saçma sapan riskler alıyorlar. ASPAVA adı verilen yemek ise tam bir gastronomi faciası; dönerle cacık yemek, patates kızartmasının üstüne salçalı su dökmek kazayla keşfedilmiş olsa gerek. Aslında lezzetli olmadığı halde soslarla lezzetlendirilen Alman Döneri mantığında uydurulmuş ama kesinlikle olmamış bir yiyecek.

Mutluluğu kovalama hakkınız için mücadele ettiğiniz anların keyfini çıkarmanızı dilerim, tüm girişimci arkadaşlara başarılar!

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir